Deniz Yıldırım

Sağlıklı ve kamusal yemek haktır

08 Ocak 2020 Çarşamba

İstanbul Üniversitesi yönetimi, öğrencilerin indirimli yemeğini bir öğüne düşürmek istedi. Ekonomide işler yolunda çünkü! Şakası bir yana, öğrenciler tepki gösterdi; kamuoyu bastırdı. Zam kararı geri aldırıldı. Tepki haklıydı, kazanım güzeldi. Ülkeyi yönetenler tasarruf etmiyor; lüksten, şatafattan geri durmuyor. Madem sürekli tutturulan bir “aynı gemideyiz” ezberi var, buyrunuz o zaman, kesintiye geminin lüks kamaralarından, oradakilerin harcamalarından başlayalım.

 

Diğer yandan sorun İstanbul Üniversitesi’yle sınırlı değil. Gençler hayata yoksul, borçlu başlıyor. Gelecek kaygısı bir yanda, işsizlik derdi öte yanda. Çocuklar ve gençler geleceğimiz. Sağlıklı beslenmek hakları. Devletin bu noktada iki tedbirle yüzünü daha fazla göstermesi gerekiyor.

 

Birincisi, açık şekilde sosyal devlete ihtiyacımız var. Bakmayın her şeyi devlet mi karşılasın” diyenlere. Kaynak var memleketimizde; sorun bu kaynakların yerinde kullanılmamasında. Zengini daha zengin eden harcamalar, ihaleler; paradan para kazananların musluğu kesilsin; kaynaktan bol ne var? Ülkenin her şehrine üniversite açmakla iş bitmiyor. Cebinde parası olmayan, kış günü son parasını dolmuşa vermemek için kilometrelerce yürüyen öğrenciler var. Burs alan öğrenci sayısı artırılmalı; krediyle öğrencileri borçlandırma felaketinden vazgeçilmeli. Her öğrenciye sağlıklı, sıcak yemek sunabilecek bir devlet var Türkiye’de.

 

Gelelim devletin ihtiyaç duyulan ikinci tedbirine. Anahtar kelime denetim. Kim adına? Elbette kamu adına. Çünkü iki tür devlet denetimi vardır; biri sınırsız özel çıkar ve küçük bir azınlık adına halkını baskıyla denetleyen devlet; ikincisi ise halkının faydası adına, sınırsız ve dizginsiz özel çıkar peşinde koşanları denetleyen devlet. İhtiyacımız ikincisidir. Halk sağlığı için denetim ve iyileştirme çalışmalarına daha fazla odaklanmalı devlet; ticari çıkara, özel çıkarcılığa karşı gıdada denetimi daha fazla artırmalı.

 

Zehirlenme vakaları

 

Bakınız, son yıllarda gıdada taşeronlaşma ve ticarileşmenin en temel sonuçlarından birisi, giderek sıklaşan toplu zehirlenme vakaları. Daha birkaç yıl önce yüzlerce askerimiz kışlada yemekten zehirlenmedi mi? Okullardaki, fabrikalardaki durum farklı mı? Çok geriye gitmeye gerek yok, son iki ayı kapsayan bir haber taraması yaptım internette. Tablo şöyle:

 

27 Kasım’da Sakarya’da 141 öğrenci;

28 Kasım’da Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesinde okulda yedikleri öğle yemeği sonrasında 25 öğrenci;

30 Kasım’da Muğla’nın Marmaris ilçesinde, özel bir firmanın ürettiği akşam yemeğinden 10 inşaat işçisi ve 40 üniversite öğrencisi;

6 Aralık’ta Giresun’un Espiye ilçesinde 84 ilk ve ortaokul öğrencisi; yine aynı gün Sivas’ın Yıldızeli ilçesindeki bir köy okulunda 21 ilkokul öğrencisi;

18 Aralık’ta Zonguldak Ereğli’de 18, Tokat Erbaa’da ise 41 ortaokul öğrencisi;

20 Aralık’ta Denizli’de 30 ortaokul öğrencisi;

23 Aralık’ta Kütahya’da kaldıkları kışlada yedikleri akşam yemeği sonrası 74 asker;

31 Aralık’ta Kayseri’de çalıştıkları fabrikada yedikleri akşam yemeği sonrası 12 işçi;

6 Ocak’ta Elazığ’da Kredi ve Yurtlar Kurumu’na bağlı Kız Yurdu’nda kalan 50’ye yakın üniversite öğrencisi; gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye kaldırıldı.

 

Bu arada kasım başında ıspanak zehirlenmesini konuşuyorduk; 200’e yakın kişi hastaneye başvurmuştu. Aralık’ta ise Ankara’da 7 yaşında bir ilkokul öğrencisini, küçücük bir çocuğumuzu kantinden aldığı şırınga şeklindeki çikolatayı yerken nefes alamaması sonucunda kaybettik. Ne işi vardı o çikolatanın ilkokul kantininde? Acılı babası haykırıyordu “kantinlerde denetim yapılsın” diyerek.

 

Ve sadece geçen yıl sahte içki satışına dayalı zehirlenmelerle 27 yurttaşımız hayatını kaybetti. Niye arttı denetimsiz, kaçak alkole yöneliş? Bitmeyen zamların, vatandaşa yüklenen vergilerin payı nedir sizce? Zehirlenme vakalarının bir ekonomi politiği var. Çok açık: Denetimsizlik ve zehirlenmeler fakiri, geçim derdi çekeni vuruyor. Yapılacak olan belli: Yemeğe bütçe artacak; denetimler sıklaştırılacak; halk sağlığı ve kamu yararı, her şeyin önüne geçirilecek, vergiler halkın sırtından indirilecek. Kaynaklar rant için değil, halk için kullanılacak.

 

Siz dünyanın hangi gelişmiş ülkesinde çocukların, gençlerin, askerlerin, işçilerin toplu yemekten zehirlenme vakaları yaşadığı haberlerini bu sıklıkta görebilirsiniz? Zor. İşçisini, askerini, çocuğunu, gencini sağlıklı besleyen, zehirlenmelerine izin vermeyen ülke gelişmiştir. İtibar sarayla değil, halkın yediği yemekle ölçülür.


Yazarın Son Yazıları

Parazit sistemi 15 Şubat 2020
Tarikat Siyaset Ticaret 5 Şubat 2020
Kuvvetli ayrılık 1 Şubat 2020
Karartma geceleri 25 Ocak 2020
Zenginler ve fakirler 22 Ocak 2020
Birinciyiz 15 Ocak 2020