Devletin meşruiyeti
Özgür Mumcu
Son Köşe Yazıları

Devletin meşruiyeti

12.09.2015 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Şiddet yöntemini kullanan örgütlerin pratikte en büyük işbirlikçileri karşılarındaki şahin kanattır. Kürt vatandaşlara yönelik saldırılar örgütün propagandası için paha biçilmez bir malzeme.
Saldırıları düzenleyenler PKK’den daha bölücü bir işlev görüyor. Milyonlarca Kürt’ü tedirgin bir şekilde yaşamaya itmek bir arada yaşamak iradesine vurulabilecek en büyük darbelerden biri.
Devleti hukuk dışına çıkmaya zorlamak da silahlı örgütlerin işine gelir. Devlet, şiddet kullanma tekeline sahip. Bunu da meşruiyetine borçlu. Bu sebeple devlet şiddet kullanırken bir terör örgütünden farklı olarak hukuk kurallarına uymak zorunda. Bu terörle mücadeleyi ne kadar güçleştirse de kaçınılmaz bir zorunluluk.
Aksi hal, yani devletin hukuk kurallarına uymaması, zamanla kendi varlığını erozyona uğratır. Sadece hukuk kurallarına uymamak da değil, olağanüstü hallerin olağanlaşması da aynı sonucu doğurur.
Bir vatandaş bir terör örgütünü ancak kınayabilir. Fakat devletten hesap sorar. Ondan hukuk kurallarına uymasını talep eder çünkü vatandaş terör örgütüne vatandaşlık bağıyla bağlı değildir ve vergisini devlete ödemektedir.
Bu sebeple bugünlerde Cizre’de terörle mücadele yöntemi hatalıdır. Birkaç yüz militana operasyon düzenlemek için 140.000 kişiyi günlerce evlerine hapsetmek “kolektif bir cezalandırma” niteliğindedir. Bu, bırakalım insan hakları hukukuna, çok daha esnek olan “savaş hukuku”na da aykırı.
Bu “kolektif cezalandırma” ve sivil ölümleri sonucu ne olursa olsun devletin elini zayıflatır ve örgütü güçlendirir. Kaldı ki yakın tarihimiz benzer operasyonlarla dolu. Aynı savaşı senelerdir aynı şekilde yürütmenin bir faydası olmadığı ortada.
Bir devlet hukuka uymadığı oranda mücadele ettiği örgütle eşitlenme riskiyle karşılaşır. Devletin hukuka uymayarak zayıflayan meşruiyeti örgütün tabanında meşruiyet kazanmasına yol açar. Özellikle bölgede ciddi bir meşruiyet transferi ihtimali baş gösterir ki bu örgütün yapabileceği en büyük şiddet eyleminden daha yıkıcıdır.
HDP’nin 6 milyon seçmenden oy alması bu meşruiyet transferini engelleyebilecek bir olgu. Ancak belli ki bu durum iktidarı olduğu kadar PKK’yi de rahatsız etmiş. Kürt halkının temsilcisi olma rolünü kaptırmaya hazır görünmüyor. Silahların konuştuğu bir ortamda, Meclis’in de işlevsiz kalmasıyla bu 6 milyon oy ve karşılığı olan 80 milletvekiliyle HDP’nin seçmenlerinin iradesini demokratik ortamda ifade etme imkânları sınırlandı. Toplumsal barış için ele geçirilen tarihi bir fırsat telafisi zor bir şekilde kaçmak üzere.
Şuurlu ya da şuursuz bir şekilde devletin PKK’yi cezalandırması için gerekirse hukuk kurallarını görmezden gelmesi gerektiğini düşünenler bugün devletin meşruiyetinin altını oymakta.
Demokrasi olmadan çözümün gelmeyeceği herhalde artık iyiden iyiye ispat edilmiştir. Çözüm olmazsa Türkiye’nin bulanıklaşmış sınırlarından hızla Ortadoğu kaosuna sürükleneceği de.
AKP ve MHP’den bir medet ummanın anlamı olmadığına göre CHP hiçbir komplekse kapılmaksızın çözüm eksenli politikalar üretmeli.
“Türkiye’nin birleştirici gücü” sloganının altının doldurulması çoğu kişinin zannettiğinin aksine CHP’ye güç kazandıracaktır.
Bu seçimin konusu çözüm ve demokratikleşme. Bunu sağlayabileceğine kamuoyunu ikna eden siyasi akımların toplumda karşılık görmemesi için hiçbir sebep yok.  

Yazarın Son Yazıları

Tutuklu yargı

Tutuklu yargı

Devamını Oku
05.09.2018
Ete doyan vatandaş balığa yöneliyor

Ete doyan vatandaş balığa yöneliyor

Devamını Oku
30.08.2018
Kimiz biz?

Kimiz biz?

Devamını Oku
29.08.2018
Trump gidiyor mu?

Trump gidiyor mu?

Devamını Oku
23.08.2018
Milli birlik (22.08.2018)

Milli birlik

Devamını Oku
22.08.2018
Gemi ve kaptan

Gemi ve kaptan

Devamını Oku
15.08.2018
Yazık ettiniz efendiler

Yazık ettiniz efendiler

Devamını Oku
11.08.2018
Krizin faturası (08.08.2018)

Krizin faturası

Devamını Oku
08.08.2018
Trump, Erdoğan, Brunson

Trump, Erdoğan, Brunson

Devamını Oku
04.08.2018
Brunson meselesi

Brunson meselesi

Devamını Oku
02.08.2018
Yapalım yargıda şeyini...

Yapalım yargıda şeyini...

Devamını Oku
28.07.2018
Orta ve Doğu Avrupa’yı gezerken

Orta ve Doğu Avrupa’yı gezerken

Devamını Oku
25.07.2018
Anayasa yok

Anayasa yok

Devamını Oku
14.07.2018
Afrika tipi başkanlık

Afrika tipi başkanlık

Devamını Oku
11.07.2018
Muhalefet partilerinin hali

Muhalefet partilerinin hali

Devamını Oku
07.07.2018
Yılgınlık

Yılgınlık

Devamını Oku
04.07.2018
Soylu ne yapıyor?

Soylu ne yapıyor?

Devamını Oku
30.06.2018
Nasıl olacak? (28.06.2018)

Nasıl olacak?

Devamını Oku
28.06.2018
Demokrasi. Şimdi!

Demokrasi. Şimdi!

Devamını Oku
23.06.2018
Büyük uzlaşmaya doğru

Büyük uzlaşmaya doğru

Devamını Oku
20.06.2018
Bir hafta kala

Bir hafta kala

Devamını Oku
16.06.2018
Az kaldı

Az kaldı

Devamını Oku
13.06.2018
İhtimaller

İhtimaller

Devamını Oku
09.06.2018
Adayı alkışlamak

Adayı alkışlamak

Devamını Oku
06.06.2018
En tuhaf seçim

En tuhaf seçim

Devamını Oku
31.05.2018
Akıldışı

Akıldışı

Devamını Oku
30.05.2018
Nedir bu ‘senaryo’?

Nedir bu ‘senaryo’?

Devamını Oku
26.05.2018
Gençlik Bayramı

Gençlik Bayramı

Devamını Oku
19.05.2018
Tekme

Tekme

Devamını Oku
17.05.2018
Seçime damgasını vuranlar

Seçime damgasını vuranlar

Devamını Oku
16.05.2018
Bir umut

Bir umut

Devamını Oku
12.05.2018
T A M A M derken

T A M A M derken

Devamını Oku
10.05.2018
Sıkıcı manifesto

Sıkıcı manifesto

Devamını Oku
09.05.2018
Devlet imkânı

Devlet imkânı

Devamını Oku
03.05.2018
100 bin imza?

100 bin imza?

Devamını Oku
02.05.2018
Teşhis ve tedavi

Teşhis ve tedavi

Devamını Oku
28.04.2018
İlk tur, ikinci tur

İlk tur, ikinci tur

Devamını Oku
26.04.2018
Biraz dinlen

Biraz dinlen

Devamını Oku
25.04.2018
Geçmişin Türkiye’sinin erken seçimi

Geçmişin Türkiye’sinin erken seçimi

Devamını Oku
21.04.2018
Cin şişeden çıktı (18.04.2018)

Cin şişeden çıktı

Devamını Oku
18.04.2018