Şeffaflaşan baskı - Fadime Uslu
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Şeffaflaşan baskı - Fadime Uslu

24.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ulusal egemenlik tam bu noktada kırılıyor: 23 Nisan’da makam koltuklarının çocuklara devredilmesi sırasında. 23 Nisan’da çocukların sesi yükseliyor denir. Oysa duyduğumuz, şeffaflaşan baskının sesi.

Çocuk sahneye çıkıyor. Koltuğa oturuyor. Mikrofonu tutuyor ve söz alıyor. Ama o söz, ona ait değil. Önceden kurulmuş bir sesin içinden geçerek yeniden kuruluyor. Çocuğun söylediği kelimeler, onun deneyimine değmeden akıyor: İrade, kudret, sorumluluk, gelecek. Baskı burada şeffaflaşıyor.

Baskı, yerini temsile bırakıyor. Zorlama, görünmez oluyor. 

Çocuk, kendisine ait olduğu varsayılan bir sesle konuşuyor. Bu yüzden itiraz olanaklı olmuyor. Çünkü bu ses, baştan kurulmuş bir sesin üzerine binen bir tekrar.

Metnin dili bunu açığa çıkarıyor. Uzun, katmanlı, nefes değil disiplin isteyen cümleler... Çocuğun dünyasında karşılığı olmayan soyut ifadeler...

“Bize sunulan her imkân bir sorumluluktur” gibi cümlelerle, çocuk, henüz yaşamadığı bir yaşamın borçlusu haline getiriliyor. Sanki yaşam verilmiş bir kredi; çocuk da onu geri ödemekle yükümlü.

Bu dil, çocuğun üzerine kapanıyor. Oyun yok. Rastlantı yok. Yanlış yapma hakkı yok. Her şey yerli yerinde.

Her şey olması gerektiği gibi. Çocuğun görevi bu düzeni sürdürmek.

Özgürlük bir vaat değil burada, bir yönlendirme tekniği.

“Hayal kur” deniyor ama hayalin sınırları çizilmiş. “Üret” deniyor, ama neyin üretileceğini sermaye söylemiş. “Geleceği kur” deniyor ama geleceğin çerçevesi çoktan belirlenmiş.

Çocuk bu çerçevenin içinde hareket ediyor. Dışına çıkmadan. Çıkamayarak.

ÇOCUĞUN SESİNDEN İKTİDARIN SÖZÜ

Konuşma metninin en açık kırılma anı ise acının geçtiği yerde. Okullarda yaşanan şiddet birkaç cümleyle anılıyor. Dil hemen yumuşatıyor şiddeti, belirsizleştiriyor. Ardından hızla toparlanıyor: güçlüyüz, birlikteyiz, daha da kararlıyız.

Yasın içinde kalınmıyor. Yasın gölgesi bile belirmiyor. Çünkü yas, düzeni yavaşlatır. Oysa burada hız kesilmemeli.

Baskının bir başka yüzü bu. Duygu politikalarıyla duygunun ezildiği yer. Ne hissedeceğin, ne kadar hissedeceğin, ne zaman susacağın... Hepsi önceden belirlenmiş.

Bu metin pedagojik değil; disiplin edicidir. Pedagojik alan, çocuğun dünyasını genişletir. Burada olan ise daraltma, sıkıştırma, hizaya çekme.

Ve bütün bunlar, görünür bir baskıyla değil; şeffaf bir kabulle işliyor.

Çocuk konuşuyor. Ama sesi kendine ait değil.

Çocuk sahnede. Ama sahne ona ait değil.

En çok burada görünür oluyor tahakküm: Çocuk, kendi sesi sandığı iktidarın sesiyle konuşurken.

İtiraz edemez. Çünkü itiraz edeceği yer, çoktan onun sesiymiş gibi kurulmuştur.

Bu yüzden mesele temsil değil, sesin mülkiyetidir. Çocuğun sesine el konulduğu yerde, egemenlik çoktan el değiştirmiştir.

FADİME USLU

YAZAR

Yazarın Son Yazıları

Şeffaflaşan baskı - Fadime Uslu

Ulusal egemenlik tam bu noktada kırılıyor: 23 Nisan’da makam koltuklarının çocuklara devredilmesi sırasında.

Devamını Oku
24.04.2026
Güç zehirlenmesi - Suna Türkoğlu

Anayasamıza göre “Devletin temel amaç ve görevleri” Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak olarak; çok açık, kesin ve net bir biçimde belirlenmiştir.

Devamını Oku
24.04.2026
Egemenliğin adı: 23 Nisan - Hamza Kiye

23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir.

Devamını Oku
23.04.2026
Vatansever olmak, ya da olmamak… - Erol Ertuğrul

Kimse vatan haini olmak istemez.

Devamını Oku
22.04.2026
Yanılsamalar ve gerçekler üzerine... - Cengiz Kuday

Politika, çoğu zaman sanıldığı gibi gerçekleri bütünüyle inkâr etmek ya da doğrudan yalan söylemek değildir.

Devamını Oku
22.04.2026
Okullardaki şiddetin çözümü - Ömer Adıgüzel

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda yaşanan silahlı eylemlerin gerekçelerine ve yapılması gerekenlere ilişkin çok farklı görüş ve çözüm önerileri elbette mümkündür.

Devamını Oku
21.04.2026