Tampon bölge Türkiye

14 Ekim 2015 Çarşamba

Suriye faciasının birinci dereceden müsebbibleri olarak memleketi terör, kan ve şiddetin merkez üssü yapanlar, bir yandan da Türkiye’yi Ortadoğu ile Avrupa arasında “tampon bölge” kılmakla meşgul. “Şantaj” adı verilebilecek pek “insani” yöntemlerle…
Almanya Başbakanı Angela Merkel’in, 1 Kasım seçimleri öncesinde alelacele Ankara’ya gelecek olmasına şaşırmayın. Birilerine rağbet ettiğinden filan değil. 2. Dünya Savaşı’ndan beri görülmemiş bir sığınmacı akınıyla yüz yüze kalmış Avrupa’da ciddi panik var. 1 milyondan fazla sığınmacıyı kabul eden Merkel için, her üç Almandan birisi “istifa etsin” der oldu.
Avrupalı yeni gelenlere “misafirler” deyip sokaklarda sersefil kaderine terk etmenin sosyo-kültürel dokuya maliyetini düşünüyor elbette. Bizimkilerin “vicdansız, insafsız” diye atıp tuttuğu Avrupalılar için “sığınmacılık” dediğimiz, hakkı, hukuku içeren bir statü. Sığınmacıyı kayıt altına almak, iş bulmak, beslemek, eğitmek, sağlık hizmeti sunmak ve bunu da evrensel insan hakları uyarınca yasal çerçevede yapmak gerekiyor.

***

Almanya’ya giden sığınmacılarının geçtiği Viyana’yı geçen hafta bir etkinlik için ziyaretimde durumu bizzat gördüm. 7’den 77’ye toplum seferber olmuş. Üniversite gençleri sığınmacı kabul ve transfer merkezlerinde gönüllü. Kimi yiyecek, kimi kıyafet, battaniye, artık ne tedarik ederlerse yardım kuruluşlarına taşıyor. Kimi sığınmacıları geçici ağırlamak için numarasını bırakıyor. Bedava barınak sağlanıyor. Tren Yolu İşletmesi bedava taşımacılık hizmeti veriyor. Almanya’ya giden trenlere hücum yok. Batı disiplinini güvenlik görevlileri nezaretinde sıraya dizilerek öğreniyorlar. Gönüllü tercümanlar aracılığıyla iletişim kurup, yardımlardan dilediklerini alırken yüzleri gülüyor.

***

İnsan elin memleketine bakıp utanıyor. Onca taban teptiğim sokaklarda sersefil tek bir Suriyeli veya Iraklı görmedim. Gardaki sığınmacılara Türkiye’yi sordum. Aksaray’da geceliği kişi başı 50 dolara konaklayan 9 kişilik aileler, Ege’yi aşmak için insan kaçakçılarına kişi başı 1000- 1500 Avro verdiklerini anlatanlar karşısında sadece utanabildim. Türkiye’yi “güvenli bulmadıklarını” söylediklerinde Ankara’da yitirdiğimiz insanlarımızı düşünüp öfkelenemedim de…

***

Dünyanın hiçbir yerinde kontrolsüz kitlesel göç hayra değildir. Hakkın, hukukun işlediği hiçbir ülkede bunlar sıradan sayılmaz. Dolayısıyla Suriye savaşının bu şekliyle devamı, en başta Avrupa sığınmacı sistemi için çöküş demek. Merkel’in Ankara’ya gelmesinin tek sebebi bu. “Saldım çayıra mevlam kayıra” şiarı tutturmuş Ankara’ya set çekmek. Avrupa Komisyonu bu yüzden Türkiye’ye “eylem planı taslağı” sundu.

***

Çözüm getireceği pek meçhul eylem planının Türkçesi şu: Avrupa yılda 1 milyar Avro ödeyip Türkiye’nin geniş sığınmacı nüfusun ihtiyaçlarını karşılamasını, yeni gelenler için yeni kamplar kurmasını istiyor. Frontex eşliğinde Yunan donanmasıyla ortaklaşa yeni akınlara dur denilmesini… Bu sayede en başta Yunanistan, İtalya ve Macaristan rahatlayacak, Batı Avrupa rahatlayacak.
Almanya, karşılığında Türk vatandaşları için AB’ye girişlerde vize kolaylığı öneriyor. Lakin bunun şartı “iade anlaşmasının” imzalanması. Öyle elini kolunu sallayarak gidene geçit vereceklerini sanmayın.
Türkiye için manasını ben söyleyeyim: Avrupa alacağının fazlasını Türkiye’ye “postalayacak”. AB parasını bastırıp Türkiye’yi “güvenli bölge”, “tampon bölge” kılacak.

***

Peki ya Türkiye’deki hak, hukuk, demokrasi? Geçen hafta Viyana’da konuştuğum bir AB kaynağı, “Avrupa’nın Türkiye’deki demokrasiyle filan ilgilenecek hali kalmadı” diye aktardı durumu.
Yani, Avrupalılar nezdinde “şantajcı” pozisyonumuz da bakidir. Daha ötesi de bizim meselemiz…  


Yazarın Son Yazıları

ABD’de darbe tehdidi 7 Eylül 2018
Zaharçenko darbesi 5 Eylül 2018
Donbass cephesinden 23 Ağustos 2018
Trump’ın medya savaşı 17 Ağustos 2018
Krizimiz 8 Ağustos 2018
Şu Magnitsky 3 Ağustos 2018
Donbass damarı 1 Ağustos 2018
Meksika deneyi 4 Temmuz 2018
Yüzyılın anlaşması 29 Haziran 2018