Köşe Yazısı

A+ A-

‘Türkiye’yi NATO’dan çıkartalım’

Paylaş
instela'da paylaş
23 Ocak 2016 Cumartesi

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın bir yıl kadar sonraki Türkiye ziyareti; “nelerin, nasıl değiştiğini” sergilemesi açısından çok çarpıcı.

Biden 2014 sonlarında Türkiye’yi, Körfez’deki monarşik yönetimlerle birlikte Suriye’ye “kime gittiğine bakmaksızın umarsızca silah sevk etmekle” itham ettiği ünlü “Harvard konuşması” yüzünden “özür dilemek” durumunda kalmıştı. Hoş, kendisi sonradan “özür dilemediğini”, “haberleri düzelttiğini söyledi”. Ancak o dönemde Türkiye’ye yaptığı ziyaret vesilesiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesi ile samimi teması, bir nevi “gönül alma” niteliği taşımıştı.

Biden yine Türkiye’de... Bu kez manzara çok farklı. Mesele salt Suriye de değil. ABD yönetiminden IŞİD’le savaşta “gönülsüzlük”, bunu Kürtleri hedef seçmek için fırsat olarak kullanmak eleştirisi ile “sınırın mühürlenmesi” talebi hepimizin malumu.

Bizim açımızdan ne hikmeti kaldıysa artık! Zira “inada bindirilmiş” Suriye politikalarıyla memleket katliamların yaşandığı, radikal cihatçıların kol gezdiği bir diyara döndü. Olup bitenleri ortaya serip eleştirmek cesareti gösteren herkes de baskı ve itibarsızlaştırma politikalarıyla hedefte. Bunu en iyi Cumhuriyet biliyor. Gazetemizin Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül, yasadışı silah sevkıyatını sergiledikleri için iki aya yakındır “esir”.

***

İşte Biden bu koşullarda ziyaretinin gayri resmi ayağında mesaisinin azımsanmayacak bir kısmını otoriterleşmeye itiraz edenlere ayırdı. Dün aralarında benim de bulunduğum gazeteciler ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle 1 saati aşkın buluşmasında, düşünce, ifade ve basın özgürlüğüne dair çok güçlü mesajlar verdi.

Basına kapalı toplantıyı “kayıtdışı” olduğu için paylaşamayacağım ancak izlenimim ABD yönetiminin rahatsızlığının “had safhaya” ulaştığı. Ve bugünkü resmi temaslarda Türkiye’yi yönetenleri “bu gidişatın sonuçları olacağı” yönünde uyaracağı.

Türkiye ‘fırsatları harcar’

Amerikalıların dün Biden’ın basın açıklamasına da yansıyan, diğer üst düzey yetkililerin de dile getirdiği vurguları şöyle:

* Düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve medya özgürlüğü en temel insan hakkıdır. Evrensel değerler sınırları aşar. Demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur. Türkiye’de gidişat aksine. Bunun sonuçları olur.

* Bir ülkenin gelişmesi için en başta eleştiri özgürlüğü gerekir. İlerleme ancak kültür, din yahut bilim de olsun “Orthodoksi”ye meydan okumakla mümkün olabilir, “özgürlüğün solunmadığı” yerde değil.

* Türkiye bölgeye örnek teşkil eden canlı bir demokrasi olmalı. Ancak basına gözdağı, internet özgürlüğünün kısıtlanması ve akademisyenlerin ihanetle suçlanması kötü örnek oluşturuyor.

* Güneydoğu’daki savaşa karşı “barış çağrısı” yapan bildiri yüzünden hedef seçilen akademisyenlerin “ihanetle” suçlanması kabul edilemez. ABD Büyükelçisi John Bass’ın tweet’lediği ikazı bizzat Obama ve Biden’ın duruşunu yansıtıyor.

* Fikirleri ifade etme, politikaları eleştirme, baskı ve cezalandırmadan korkmadan farklı fikirler önerme özgürlüğü yoksa, Türkiye “fırsatları harcar”.

‘NATO’dan çıkaralım’

Benim anladığım Türkiye’yi yöneten siyasi heyetin Batılı müttefikleri “yaka silker” hale getirdiği, Batılılar nezdinde memleketin “değerini azalttığı”. AB ile “sığınmacı rüşveti” üzerinden kameralar önünde “gülücüklerle” atılan adımların sahteliğinin herkes farkında. Amerikalılar “Donald Trump’ın” etkisinde ve bu yaşananlarda AB’nin Türkiye’yi “Müslümanlık” etiketli “dışlayıcı” politikalarını da sorumlu tutuyorlar. Ancak gelinen noktada durumu izaha yetmiyor.

Şöyle ki:

“Ben kendi adıma Biden’a, bu gelinen noktada siyasal İslamcılık doktrininin etkisi olduğu kanaatimi dile getirip Batı’nın Türkiye’de Aydınlanması’nı ihmal edip, laik ve seküler kesimi desteklememesini eleştirdim. Zira bu kabaca toplumun yarısını teşkil etmekte...”

Kesin olan tek şey “sabırların taşmakta olduğu”... Çok üst düzeyde bir ABD Dışişleri yetkilisi, bu durumu, Avrupa’dan işittiğimiz rivayetleri doğrulayarak şöyle dile getirdi: “Avrupalılar bize Türkiye’yi NATO’dan çıkartalım dediler. Biz itiraz ettik.”

İşler bu raddeye varmış vaziyette...

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Can Dündar