Köşe Yazısı

A+ A-

Milli Hukuk Olur mu?

Paylaş
instela'da paylaş
06 Nisan 2014 Pazar

Kabinede “milli” sıfatı taşıyan iki bakanlık var:
Milli Eğitim ve Milli Savunma...
Başbakan bir süredir bunlara yenilerini eklemeye çalışıyor. Milli hukuk...
Milli basın...
Son olarak Anayasa Mahkemesi’nin Twitter yasağını kaldırma kararına, “Amerikalı bir şirketin savunusunu yaptığı” gerekçesiyle saygı duymadığını ve “milli” bulmadığını açıkladı.
Dışişleri’ndeki dinleme skandalını haber yapan medya da ülkenin çıkarını zedeliyor Başbakan’a göre...
Oysa devlet memuru gibi çalışamayacak iki meslek grubu bu...
Gazeteciler ve hâkimler, mensubu oldukları ülkenin ya da yöneticilerinin çıkarlarına göre değil, evrensel normlara göre çalışır.
Öyle olmazsa, “ülke çıkarı” adı verilen cendereden ne gerçek çıkar, ne adalet...

***

Erdoğan’ın “milli çıkar” perdesiyle örtmeye çalıştığı şey ne:
Telefon dinlemelerine yansıyan kendi marifetleri ve Dışişleri Bakanlığı’ndaki bürokratların “milli çıkar”a uygun olduğu çok şüpheli sohbetleri...
Erdoğan bunlar ortalığa saçılmasın diye her yolu denedi; köşe yazılarına, başlıklara, ekranlara müdahale etti, yayın yasağı getirtti, Twitter’ın kökünü kazıma sözü verdi.
Anayasa Mahkemesi’nin, evrensel hukukun safında yer alarak yasağı kaldırmasına o yüzden öfkeli...

***

O zaman şu “milli çıkar”ın ne menem bir şey olduğunu konuşalım:
Kirli tezgâhlarla savaşa sürüklenen bir halkın, bundan haberdar olma hakkındadır aslında “milli çıkar...”
Operasyon haberi alınca eve yığdığı paraları ne yapacağını bilemeyen hırsızların deşifre olmasındadır.
Özgür basındadır, hür ifadededir.
Bunları içermeyen bir “milli”yetçiliğin, milletin çıkarına olması mümkün mü?
Hem İranlı bir işadamı kabineye rüşvet dağıtırken ya da Suudilere beleş arazi tahsis edilirken uyanmayan “milli heyecan”, nasıl oluyor da istihbaratın harp çıkarmak için kendi türbesini bombalama planları deşifre edilince harlanıyor?
Hakikatin duyulmasına hizmet eden Amerikalı şirkete karşı uyanan vicdan, Karadeniz derelerini yok eden sermayeye “milli” diye mi oluk oluk para akıtabiliyor?
Bu haliyle de hassasiyetin, “milli”den ziyade “şahsi” olduğu anlaşılıyor.
Burada “milli” perdelemesini kabullenirseniz, hiç kuşkunuz olmasın ardından “dini” örtüler gelecektir.

***

Hakikat, milliyet tanımayan, sınırlar aşan bir evrensel değerdir.
Öyle bir değer ki, dünyanın öbür ucundaki bir barış gönüllüsünü, kendi milliyetinizden bir savaş kışkırtıcısından daha yakın hissettirir size...
Hukuk da öyledir.
Kıymeti, evrenselliğindedir.
“Milli” kıyafetler içine girdi mi, adalet dağıtmaktan çok, milli liderlerin hatalarını kapatmaya, servetini aklamaya yarar.
Biz milli olanın değil, hukuki olanın, insani olanın, hakikatin peşindeyiz.
Onların kaçtığı da bu zaten...