KEREM KILIÇDAROĞLU Dr., Siyaset Bilimci - Yürüyüşle tıkanan damarlar açılabilir
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

KEREM KILIÇDAROĞLU Dr., Siyaset Bilimci - Yürüyüşle tıkanan damarlar açılabilir

29.06.2017 08:51
Güncellenme:
Takip Et:

Partili cumhurbaşkanlığı, OHAL yönetimi ve muhalefete yapılan baskılar Türkiye’de yönetim, hukuk ve demokrasi damarlarını tıkadı. CHP’yi de Adalet Yürüyüşü’ne iten tıkanan bu yönetim mekanizmaları.

14 Haziran’da Enis Berberoğlu’nun tutuklanması sonrası başlayan ‘Adalet Yürüyüşü’, CHP tarafından başlatılmış olsa da toplumsal tepki ve değişim anlamında büyük bir potansiyel taşıyor. Öncelikle CHP’nin ‘Adalet Yürüyüşü’ sadece CHP’lilerin değil, parlamento içinde ve dışındaki partilerin (buna yürüyüşü kısmen de olsa haklı bulan az sayıda AKP seçmeni dahil) ortak sorununa işaret ediyor.
Daha ilk günlerden farklı kesimlerden katılımcıların oluşu (AK Parti kurucusu Fatma Bostan Ünsal ve KHK ile ihraç edilen profesör Cihangir İslam gibi) ülkedeki adalet sorununun ortada olduğunu gösterir nitelikte. Bu açıdan adalet yürüyüşünün ilerleyen günlerde toplumun farklı kesimlerinden daha büyük bir destek bulacağını düşünebiliriz. Bu potansiyelden yola çıkarak Adalet Yürüyüşü, CHP için üç açıdan önem taşıyor.

Öfke eyleme dönüştü
Birincisi 16 Nisan referandumu sonrası Kemal Kılıçdaroğlu sonuçlara itirazda fazlasıyla eleştirilmiş ve pasif kaldığı söylenmişti. Bu yürüyüş (kimilerine göre geç kalınmış veya günah çıkarma niteliğinde görülen) CHP’nin sadece yaşanan hukuksuzluklara bir itirazı değil, 16 Nisan’dan beri biriken öfke ve baskıyı eyleme dönüştürmesi açısından da önemli. Yaklaşık 25 gün sürecek yürüyüş barışçıl bir şekilde eyleme olanak sağlarken ilgiyi de (medyanın durumu düşünüldüğünde) üzerinde tutacak.

Örgütte heyecan
İkincisi ise yürüyüşün CHP örgütünde bir heyecan ve hareketlenme yaratması. Referandum sonrası genel başkan yardımcılığından istifa eden Selin Sayek Böke’nin, Fikri Sağlar’ın ve Muharrem İnce’nin yürüyüşe katılması partide şu an için bir bütünlük havası yaratmış durumda. Bunun yanında yürüyüş kararının verilmesinden önce herhangi bir hazırlığın olmamasına rağmen katılım artarak devam ediyor ve katılımcılarda büyük bir umut var. Yaklaşık 25 günlük süre içerisinde parti örgütünün farklı şehirlerinden katılımlar olacak. Yürüyüş planlandığı gibi giderse (ki öyle görünüyor) son günlere doğru katılım farklı kesimlerin de desteğini alarak güzel bir hava yaratabilir. Fakat katılımcıların yürüyüşü barışçıl bir şekilde devam ettirmesi önemli, çünkü yürüyüşe karşı provokatif tepkiler verilebilir, ki veriliyor da.

Destek alma fırsatı
Üçüncü olarak yürüyüş CHP’ye kendinden olmayanların desteğini yakalama fırsatı sunuyor. Adalet Yürüyüşü’nün başarıya ulaşması için bundan sonra eylemin sivil toplum kuruluşları, dernekler, sendikalar ve diğer muhalefet partileri tarafından desteklenmesi gerekiyor. Bununla birlikte CHP uzun zamandır muhafazakâr seçmenle arasındaki önyargıları yıkmaya çalışıyor. ‘Adalet’ temalı bir yürüyüş anlamlı, çünkü Türkiye’de adalet ve hukuk toplumun farklı kesimleri tarafından da sorunlu bir olgu olarak algılanıyor. Adalet Yürüyüşü bu noktada muhafazakâr seçmenle CHP arasındaki görüş ayrılıklarından ziyade iki kesimin de paylaştığı ortak bir soruna karşı başlatılmış bir hareket olma potansiyeli taşıyor. Yürüyüş sırasında partili olmayan vatandaşların yürüyenleri selamlaması, belli noktalarda karşılaması, genel başkanın bir köyde iftara davet edilmesi ve toplumun farklı kesimlerinden yürüyüşe gösterilen ilgi, bu önyargıları kırmak için ufak ama önemli adımlar. Bu açıdan Adalet Yürüyüşü, CHP için bir değişim hareketinin de işareti niteliğinde.

Ülkücülerin tavrı
Yürüyüşle ilgili beklentilerden biri de ülkücü muhaliflerin yürüyüşe katılıp katılmayacağı. Aslında 20 Haziran’da muhalif ülkücüler aleyhine verilen mahkeme kararı bu kesim için de gerekli şartları oluşturdu. Fakat HDP’nin yürüyüşü destekleyen açıklamaları bu kesimin yürüyüşü uzaktan destekleyen bir tutum alacaklarını akla getiriyor. Bu noktada muhalif ülkücülerin yürüyüşle ilgili yaklaşımlarını tahmin etmek zor fakat bu eyleme ters bir tepki vereceklerini düşünmek yanlış olur. Keza Meral Akşener ilk günlerde yürüyüşe destek niteliğinde bir açıklama yapmıştı.
16 Nisan referandumu sonuçları Meclis’teki muhalefet partilerini (MHP yönetimi hariç) ve seçmenlerini büyük bir umutsuzluğa itmişti. Partili cumhurbaşkanlığı, tek bir parti tarafından oluşturulacak hukuk düzeni, devam eden OHAL yönetimi ve muhalefete yapılan baskılar (muhalif kesimin terörist ilan edilmesi gibi) bir anlamda Türkiye’de yönetim, hukuk ve demokrasi damarlarını tıkadı. Aslında CHP’yi de bu eylemi gerçekleştirmesine yol açan tıkanan bu yönetim mekanizmaları. Adalet Yürüyüşü bu açıdan tıkanan bu damarları açma girişimi olarak okunabilir.

KEREM KILIÇDAROĞLU
Dr., Siyaset Bilimci

Yazarın Son Yazıları

Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025
Devlet ve kalkınma - Prof. Dr. Bilin Neyaptı

Bir ülkede ekonomi yönetiminin temel hedefleri verimlilik ve adil bölüşümdür.

Devamını Oku
18.12.2025
Devletçiliğe dönebilmek... - Kemal Onur

Demokratik ve laik sosyal hukuk devletimizin kurucu lideri Atatürk’ün yönetimi döneminde; ülkemizin ulusal çıkarı açısından bilimsel anlayış ve duyarlı bir bilinçle, iç ve dış sermaye şirketlerinin çıkarları için vahşi madenciliğe kesinlikle fırsat verilmemiştir!

Devamını Oku
17.12.2025
Programda işçinin adı yok - Engin Ünsal

CHP 39. Olağan Kurultayı’nda tüzük değişikliği yaptı ve iktidar programını kabul etti.

Devamını Oku
17.12.2025
Yargı öyküleri - Ziya Yergök

Yıllar önce, 5 Ocak 1982’de Çetin Altan’ın Milliyet gazetesindeki “Şeytanın gör dediği” adlı köşesinde “Eski (Mahkeme Koridorları) sütununa özlem” başlıklı yazısında yer alan, bir ceza avukatının “Oturum” adlı anı kitabından alıntılanmış ilginç bir yargı öyküsüne değinmek istiyorum.

Devamını Oku
17.12.2025