Dünya Kupası’nda izlediğimiz “yeni nesil” su molaları, yüzeyde oyuncu sağlığını gözeten masum bir düzenleme gibi görünse de oyunun ruhuna temas ettiği noktada ince bir çatlak açıyor. Çünkü futbolun özü; kesintisiz akışında, ritminde ve duygusal yoğunluğunda saklıdır. Her duraksama, bu akışı yalnızca fiziksel olarak değil, zihinsel ve duygusal düzeyde de böler. Oyun, kendi doğal temposunu yitirir; seyirci, maçın içine çekildiği o süreklilik hissinden kopar. Özellikle bu molalar, doğal bir oyunsal zorunluluğun değil de planlanmış ve tekrarlanan kesintilerin parçasına dönüştüğünde, futbolun spontane doğası zayıflar; oyun, giderek segmentlere ayrılmış bir gösteriye, akışı parçalanmış bir sahnelemeye yaklaşır.
Bu nedenle sorun molanın varlığı değil, hangi anlam ve amaçla kurulduğudur. Eğer gerçekten oyunun sağlığına hizmet eden bir nefes alanıysa meşrudur; ancak ticari mantığın görünmez bir uzantısına dönüşüyorsa, o zaman futbolun ruhunda açılmış küçük ama derin bir yaradan söz etmek gerekir. Eleştirel açıdan bakıldığında tablo daha da belirginleşir. Oyuncu sağlığını koruma iddiası, oyunun bütünlüğünü parçalayarak yeni bir ticarileşme katmanı üretmektedir. Bir yanda susuzluk giderilirken, diğer yanda oyunun kendisi giderek daha fazla “susuz” bırakılır; akışkanlık, süreklilik ve ritim aşınır.
Oysa bu müdahale başka türlü kurgulanabilirdi. Su molası, sponsor logolarının gölgesinde büyüyen bir reklam aralığı değil; bütünüyle oyunun iç mantığına sadık bir “sporcu koruma protokolü” olabilirdi. Karar mekanizması ticari takvimlere değil, bağımsız bir iklim ve sağlık kuruluna bırakılabilir; süre sabit bir standarda değil, sıcaklık ve nem gibi değişkenlere dayalı bilimsel bir endekse göre belirlenebilirdi. Daha da önemlisi, bu molalar oyunun ritmini kesen bir televizyon arası değil, oyunun içine gömülü bir bakım anı olarak tasarlanabilirdi. Oyuncunun oyundan kopmadığı, izleyicinin ise akıştan dışlanmadığı; verinin görünür olduğu ama markaların görünmez kaldığı şeffaf bir ara...
Bugün geldiğimiz noktada su molaları, futbolun ritmi üzerinden kurulan yeni ekonomik düzenin bir parçasına dönüşmüş durumda. Bu haliyle “su molası” giderek oyunu koruyan bir araç olmaktan çıkıp, oyunun zamanını paraya çeviren bir “para molası” işlevi kazanıyor. Su molaları uygulamasıyla oyun soğutulurken, FIFA’nın kasası doluyor.