"Gelecek Seneki" Su Baskınlarına Nasıl Hazırlanmalı? - Prof. Dr. Çağatay GÜLER
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

"Gelecek Seneki" Su Baskınlarına Nasıl Hazırlanmalı? - Prof. Dr. Çağatay GÜLER

25.08.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bu başlıkta bir yazı yazılabilir mi ya da felaketin gelecek yıllardaki tekrarı kader midir? Bizde yazılır ve bu tip tekrarlar bizde kaderdir! Çünkü afetlerin iveğen dönemini geçiştirdikten sonra büyüklerimiz yapılması gerekenleri, verdikleri sözleri unuturlar ve asıl “önemli” işlerine dönerler. Hatta afetleri tetikleyen süreci daha bir katmerlendirirler…

SİHİRLİ (!) SÖZ

Ordu ilinde Sağlık Müdürlüğü yaptım. Su kaynaklı salgınlarla uğraşırken birkaç kez görevden alınıp verildim. Bu dönemlerin birinde Bulancak’a sığınmıştım. Bulancak Onuncu Köyüm Benim” adlı şiir kitabım oradandır. Bu kitaptaki kısa şiirlerden biri Bulancak’ta ne yapılır” başlığını taşıyordu: Bulancak’ta / Oy verilir/ Tuh denir.” Bu şiiri Bulancaklı dostlarım da çok severler.

Bir salgın sırasında gece Bulancak’ın Döngeri köne de uğramıştık. Elimizden gelenleri yaptıktan sonra Merak etmeyin, Giresun’a haber vereceğiz” dedim. Yaşlı biri yarı şaka, yarı ciddi Haber versen ne olur, köye su mu gelecek, depo mu yapılacak? Bizi azarlar giderler!” demişti. Giresun’daki sel felaketinden sonra üst düzey kimi yetkililerin konuşmalarını dinlediğimde o yaşlı adamın söylediklerini anımsadım. Zaten felaket geliyorum dediği durumlar için bizim sihirli bir sözümüz vardır: Dikkatli olunması!” Vatandaş bu felakette de bir gün önce uyarmışlardı: “Şiddetli yağmur yağacak, dikkatli olunması!

Ne yapacaklardı? Hemen koşup HESleri ortadan mı kaldıracaklardı? Dere yatağındaki evleri kapıp sel basmaz bir yere mi konduracaklardı? Plansız ve programsız çırpıştırılan sahil yolunun sularla peynir gibi dilinmesine çare mi bulacaklardı?

TEHLİKENİN GERÇEK BOYUTU

Tabii ki dere yataklarına, sel ayaklarına konut yapılmamalı, yerleşim yeri olmamalıydı. Yapan yaptı da oturma iznini kim verdi? Sulusokak, selö, dereiçi adlarını kim verdi? Dere kenarlarını yapılaşmaya kim açtı? Akarsu içine çıkma yapıp bir de gardırop tuvaletle derenin kanalizasyona dönüştüğünü kim görmedi? O binalara elektriği kim bağladı? Suyu kim götürdü? Apartmanların daire daire satışı nasıl yapıldı? Kim, nasıl kredi verdi?

Sellerin fiziksel etkisini ve yol açtığı yıkımı resimlerden gördünüz. Altyapıya etkisinin sonuçlarının farkına bile varılmayacak. Oysa su baskınlarının sağlığa etkileri neden olduğu fiziksel zararların çok ötesindedir. İçme suyu borularının ek yerlerinden olacak sızıntıların yol açabileceği bağırsak enfeksiyonlarının yaratacağı tehlikeyi kaç kişi biliyor?

Ya sel ve su baskınlarından sonraki fare istilasının neden olabileceği kirlilikler? Başta leptospira olmak üzere fare idrarı ile bulaşabilen diğer hastalıklar? Her zaman olduğu gibi çoğu yapacağını yapacak ve ne bağ duyacak ne bağbancı! 

ÖNLEMDEN CAZİP GELENLER

Gelecek seneki su baskınlarına gelince. Sözgelimi kimi yetkililer yaptıkları o veciz konuşmaları saklasınlar. En kısa zamanda yaraların sarılacağını, asıl suçluların dere yatağına ev yapan cahiller olduğu” filan... Gelecek sene de lazım olacak. Arabaların bagajına birer çift uzun çizme atıversinler.

Birileri yardım eder giyip çıkarmalarına nasıl olsa. Bu sene söz verilen yardımların neden gerçekleşmediği, altyapı iyileştirmelerinin neden yapılmamış olduğu konusunda birer de mazeret hazırlamalılar! Örneğin dış mihrakların engellediğinden söz edebilirler!

Farkına bile varılmayacak olan salgınlar konusuna gelince... Her zaman olduğu gibi su baskınlarında bireysel ve toplumsal sağlık önlemlerini” sıralasam fazla didaktik olacak... Ne diyeyim, dikkatli olunması!

PROF. DR. ÇAĞATAY GÜLER

Yazarın Son Yazıları

‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026
İmamoğlu, üniversite ve diploma - Tahsin Yeşildere

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunan Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce programına Ekrem İmamoğlu tarafından 1990 yılında...

Devamını Oku
02.04.2026
TBMM’nin denetim işlevi - Cihangir Dumanlı

Çağdaş demokrasilerin önkoşulu yürütmenin (hükümetin) eylem ve işlemlerinin seçmenler tarafından denetlenebilir, sorgulanabilir olmasıdır.

Devamını Oku
01.04.2026
ABD/İsrail-İran savaşı - Hikmet Sami Türk

28 Şubat 2026 sabahı ABD ve İsrail’in İran genelindeki hedeflere eşgüdümlü hava saldırılarıyla başlayan savaş devam ediyor.

Devamını Oku
01.04.2026