Kime niyet kime kısmet?
Mustafa Balbay
Son Köşe Yazıları

Kime niyet kime kısmet?

04.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

ABD-İsrail’in İran’a yönelik başlattığı hava saldırıları, sözcüğün tam anlamıyla havada kaldı. Şimdi nasıl yere indireceklerini düşünüyorlar.

Atalarımızın binlerce yıllık deneyimlerinden süzülüp gelen sözler vardır. Ders alınabilirse her biri ötekinden öğreticidir.

Savaşta gelinen noktaya bakınca insanın aklına o sözlerden birkaçı art arda geliyor. Pek çoğu da etrafımızdaki coğrafyada şekillenmiş.

Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak var!

Dimyat, Mısır’da Nil Irmağı’nın deltasında kurulu bereketli mi bereketli bir kent. Suyun toprakla dansı böyle olur. O berekete hayran kalmıştım.

Şapa oturmak var!

Şap, özellikle Kızıldeniz’de, suyun bir metre kadar altında oluşan kimyasal kütle. Osmanlı, gemileri şapın üzerine oturup kalınca bundan ders çıkarmış!

Basra harap olduktan sonra... Bu deyim de iş işten geçtikten sonra Hürmüz Boğazı’nın hemen üstündeki Basra’da karşınıza çıkar!

***

Kime niyet kime kısmet diyelim, buradan devam edelim.

ABD’nin hedefi İran’daki rejimi değiştirmek, en azından “ehlileştirmekti”! Eğer en üst düzeydekileri ortadan kaldırırsa gerisi kolaydı.

Başardı! Başta dini lider Hamaney olmak üzere 40’tan fazla devlet yöneticisi öldürdü.

Ne oldu?

Yerlerine daha radikalleri geldi. İran’daki rejim değişikliği için halkın daha fazla sokağa döküleceğini düşündü. Zaten bu konuda bir altyapı var. 47 yıllık zaman diliminde defalarca muhalif hareket olmuştu, giderek de yükseliyordu.

Bunu da başardı ama...

Halk İran yerine ABD’de sokağa döküldü. Amerikalıların istemi Trump’ın İran hayaline benziyordu:

“Kral istemiyoruz!”

Savaşta bir hedef de şuydu:

İran kendi içinde bölünecekti.

Bütünlük bozulacaktı. Beraberinde ABD’nin istemlerine boyun eğen bir yönetim, yani manda oluşacaktı.

Başardı ama...

İran değil NATO bölündü! Şimdi Trump NATO için “çöp” diyor, hatta tiksindiğini söylüyor! Avrupa da kendi içinde ikiye hatta daha fazla parçaya bölündü:

Trump’a doğrudan karşı çıkanlar, gizli karşı çıkanlar, yanındaymış gibi görünüp başarısızlığını bekleyenler. İran, dünyada zaten yalnızdı, daha da yalnızlaşacaktı. Arkasında varmış gibi görünen güçler de çekilecekti.

Ne oldu?

İran değil ABD yalnız kaldı. Şimdi elde var bir grup Körfez ülkesi. Onlar da, “Madem bu savaşı başlattın, sakın çekip gideyim deme. Bizi yaralı İran’la baş başa bırakırsan mahveder” diyor. Çin ve Rusya da ABD’ye karşı çıkmayarak başlattığı savaşla baş başa bırakmış gibi görünüp İran’ın cesaretli olmasını sağlamak üzerine plan yapmış durumda.

***

Savaşın ikinci ayı böyle bir tablo ile başladı. Nasıl devam edeceğine ilişkin çok derin düşünmeye gerek yok. Özlü sözlerle devam edersek yığınaktaki hata, seferin sonuna kadar devam eder!

Trump’ın özgüven körlüğüyle, orantısız cümleleriyle, başıyla sonu birbirini tutmayan konuşmalarıyla başlayan savaş aynı biçimde devam ediyor. Çarşamba gecesi sabaha karşı yaptığı konuşma da ikinci ayın kapısını açıyordu.

Borsa-finans dünyasıyla ilgili bir tanıdığımız şu gözlemini bizimle paylaştı:

Trump saat farkını gözetiyor; Avrupa borsasının açılacağı saatlerde savaşa dair tedirgin edici açıklamalar yapıp borsanın düşüşle başlamasını sağlıyor. ABD borsasının açılacağı saatlerde savaşın bitmek üzere olduğunu söyleyip iyimserlik pompalıyor ve borsayı yükseltiyor!

Yapar mı yapar!

Ama söz borsasında şu da var:

Keser döner sap döner...