İspanya deyince, Avrupa’daki en eski ulusal devletlerden ve 16. yüzyılın sonunda dünyanın en büyük sömürge imparatorluklarından biri geliyor aklıma.
İspanya deyince aklıma Don Kişot, boğa güreşleri, Halk Cephesi, 500 binden fazla kişinin öldüğü İspanya İç Savaşı (1936-1939), Lorca’nın öldürülüşü, Franco diktatörlüğü geliyor.
Ve bugünün İspanya’sının başbakanı, “Bu savaş çok büyük bir hata ve tamamen yasadışı” diyerek ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarını destekleyenlere, tarihten aldığı bir insanlık dersi veriyor.
İSPANYA İÇ SAVAŞI VE EDEBİYAT
Klasikleşen Çanlar Kimin İçin Çalıyor (Çev. Erol Mutlu-Bilgi) Ernest Hemingway’in bir gazeteci olarak tanıklığını romanlaştırmasıydı.
İç savaş sırasında Şili’nin İspanya konsolosu olan Pablo Neruda, Yürekte İspanya, Yeryüzünde Konaklama adlı kitaplarındaki şiirlerinde savaşı, acıyı, umudu anlattı. Özyaşamını aktardığı Yaşadığımı İtiraf Ediyorum’da (Çev. Ahmet Arpad-Evrensel) tanıklığını sürdürdü:
“Gel de gör/ Caddeler kan revan/ Caddeler kan revan...”
İç savaş sırasında Uluslararası Tugay’a katılarak pilot olarak savaşan Andre Malraux, savaş sırasında Umut (1937; Çev. Attilâ İlhan-İletişim) romanını yazdı.
Halk Cephesi saflarında savaşan ve yaralanıp aylarca hastanede yatan George Orwell’ın tanıklığını Selam Olsun Katalonya’ya (Çev. Celal Üster-Can) adlı kitapta okuduk.
Nikos Kazancakis İspanya, Yaşasın Ölüm’de (Çev. Ahmet Angın-Can), “Bu yeni, insanlık dışı boğa güreşi karşısında bütün dünya duruyor, dinliyor ve soluğunu tutuyor” dedi.
Javier Cercas Salamina Askerleri’nde (Çev. Saliha Levent-Everest) İspanya İç Savaşı’nı, falanjizmi besleyen ve destekleyen yazar Rafael Sanchez Mazas’ın yaşamöyküsü ekseninde anlattı.
Costa Brava (Çev. Sedef İlgiçGüldünya) adlı romanında Muriel Rukeyser, Uluslararası Tugay’da savaşan bir kadın kahramanı anlattı.
İspanya’da Ölüm Güncesi (Çev. Çetin Altan-Bilgi), gazeteci olarak katıldığı iç savaşta Halk Cephesi’nde savaşıp tutuklanan ve idama mahkûm edilen Arthur Koestler’in anılarıydı.
Bertolt Brecht, savaşta taraf olmak ve analık duygusu çatışmasıyla Carrar Ana’nın Silahları’nda sıcağı sıcağına oyunlaştırdı İspanya İç Savaşı’nı.
İç savaş boyunca muhabir olarak görev yapan Saint-Exupéry, Kanayan İspanya’da (Dorlion), “İç savaşlarda sınır gözle görülmez, insanların yüreğinden geçer. İç savaşlar birer hastalıktır, savaş değil” diyerek savaştaki insanın trajedisini anlattı.
Dominique Lapierre-Larry Collins Yasımı Tutacaksın’da (Çev. Filiz Çakır-Alakarga) ünlü matador El Cordobes’in yaşamöyküsü çevresinde; Carmen Laforet Hiç (Çev. Zerrin Yanıkkaya-Metis) adlı romanında öğrenim görmek için Barselona’ya gelen bir genç kızın; Almudena Grandes Jules Verne Okuru’nda (Çev. Pınar Savaş-Alfa) bir jandarmanın oğlunun gözünden İspanya’nın iç savaş sonrası zorlu yıllarını anlattı.
İÇ SAVAŞ DERSLERİ
İspanya deyince aklıma “Lavlar üzerlerine gelmeden insanlar yanardağlara asla inanmazlar” diyen George Santayana’nın sözü geliyor:
“Tarihteki hatalardan ders almayanlar aynı hataları tekrarlamaya mahkûmdur.”
İspanya deyince dudağıma Nâzım Hikmet’in “Karanlıkta Kar Yağıyor” şiirinin dizeleri geliyor:
“İspanya gençliğimiz/ İspanya bir kanlı güldür göğsümüzde açılmış/ İspanya arkadaşlığımız ölümün karanlığında// İspanya gençliğimizdi/ İspanya gençliğimizdir/ İspanya alınyazımızdır hepimizin...”
İspanya deyince kulağıma Başbakan Pedro Sanchez’in insanlık adına insanlığa çağrısı geliyor:
“En doğru ve en az maliyetli yol, savaşa karşı çıkmak ve bu savaşın bir an önce bitmesini sağlamaktır. Hem de hemen!”
***
25 Mart akşamı İzmir Fransız Kültür Merkezi’ndeki “Öner Yağcı 75. Yılında” belgeselimi binbir emekle gerçekleştiren fotoğraf sanatçıları Sibel İnceler, Filiz Deniz, Erkan Çamlılar’a, katkıda bulunanlara ve gösterime gelerek beni onurlandıran dostlarıma, okurlarıma şükranlarımı sunuyorum.