İran’daki buzdağı
Örsan K. Öymen
Son Köşe Yazıları

İran’daki buzdağı

04.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

19. yüzyılda felsefe, sosyoloji, siyaset bilimi, ekonomi, tarih alanlarında disiplinlerarası çalışmalar yapan Karl Marks, ekonomik temelin üstyapıyı belirlediğini savunmuştu.

Ekonomik temel, feodalizm, kapitalizm, sosyalizm gibi ekonomik üretim biçimlerinden oluşur; üstyapı da bir devletin ve ülkenin siyasi, idari, bürokratik, askeri, polisiye, yasal, kültürel yapısıdır.

Marks’a göre ekonomik temelden bağımsız olarak üstyapıyı anlamak, çözümlemek ve değiştirmek olanaklı değildir.

Evrendeki, doğadaki, insandaki ve toplumdaki olaylar ve hareketler, tek nedene indirgenmeden, çoklu nedensellik bağlamında meydana geldiği için, ekonomik temel tek başına üstyapıyı belirlemediği için, ekonomik temel ile üstyapının arasında karşılıklı bir etkileşim ve nedensellik ilişkisi de geçerli olduğu için, Marks’ın bu konuda yanıldığı söylenebilir.

Ancak Marks, indirgemeci yaklaşımına rağmen, ekonomik temelin üstyapıyı belirleyen etkenlerden birisi olduğu konusunda bir bilincin gelişmesine öncülük etmiştir.

***

Son haftalarda savaşla birlikte gündeme gelen İran konusunun, ekonomik ilişkiler ve ekonomik yapı bağlamında da ele alınması gerekmektedir.

Bugün ABD ve İsrail emperyalizminin hedefinde olan İran’ın yakın geçmişini, ekonomik gerçeklerden bağımsız olarak anlamak olanaklı değildir.

1941-1979 yılları arasında İran’ı yöneten Muhammed Rıza Pehlevi’nin monarşik döneminde, sanayi alanında gerçekleşen yatırımlara ve farklı yıllara göre, hem feodal hem de kapitalist üretim biçimleri geçerliydi. Pehlevi, bu dönemde ülkeyi despotik bir biçimde yönetmiş olsa da, 1963 yılında “Beyaz Devrim” olarak da anılan ilginç bir adım attı.

Bu “devrimin” en önemli unsurlarından birisi toprak reformu ve çiftçinin, köylünün toprak sahibi olmasının sağlanmasıydı. Söz konusu toprak reformuyla, ruhban sınıfının ve dini vakıfların toprak mülkiyetindeki geniş çaplı egemenliği kaldırıldı.

1963 yılından önce İran’da, 1789 yılına kadar Fransa’da geçerli olan, teokrasi şemsiyesi altına gizlenmiş feodal bir düzen vardı. Fransa’da devrimden önce, kilisenin ve dini kurumların, toprak mülkiyetinde çok geniş bir payı vardı. Dolayısıyla mülkiyet sahibi olmayan çiftçiler, hem feodal toprak ağaları hem de kilise tarafından sömürülüyorlardı.

İran’daki “Beyaz Devrim”, 1789 Fransız Devrimi’yle özdeşleştirilemese de, Fransız Devrimi, hem feodalizmi, hem teokrasiyi, hem de monarşiyi yıkan çok daha ilerici ve cumhuriyetçi bir devrim olsa da, İran’daki bu gelişme, İran’ın kendi standartlarında önemli bir adımdı.

***

Ruhban sınıfının önde gelen temsilcilerinden birisi olan Ayetullah Humeyni, “Beyaz Devrim”in ilan edilmesiyle birlikte, Şah yönetimine karşı örgütlenmeye başladı. Bu sadece laiklik karşıtı köktendinci bir hareket değildi, aynı zamanda, oligarşik ruhban sınıfının ekonomik çıkarlarına ve sömürü düzenine vurulan darbeye karşı bir mücadeleydi.

İran’da monarşiyle teokrasinin çatışması da böylece, ekonomik yapılanma bağlamında derinleşti. 1964- 1979 yılları arasında emperyalizmin koruması altında Türkiye’de, Irak’ta ve Fransa’da örgütlenen Humeyni, 1979 yılında iktidara geldi.

Humeyni iktidara geldikten sonra, binlerce sosyalisti ve komünisti idam etti, İran’ın komünist partisi Tudeh’i kapattı. İran’daki teokratik iktidar, ekonomik yapılanmayı “İran Devrim Muhafızları” adlı askeri örgütün kontrolüne geçirdi. Bu örgüt bugün İran’ın ekonomisinin temelinde olan ve birçoğu monarşik dönemde kurulan kurumları kontrol etmektedir. Sulama, baraj, elektrik, petrol ve doğalgaz tesisleri, bankalar, finans kurumları, üretim yapan fabrikalar ve tarımsal üretim merkezleri, büyük ölçüde bu örgütün kontrolündedir.

İran’da ruhban sınıfı 1979 yılından itibaren ekonomik yapıyı yeniden ele geçirdi. Allah’la, dinle, imanla, şeytanla ilgili söylemler buzdağının görünen yüzüdür.

Marks’ın da söylediği gibi, dinle insanları uyuşturmak çok kolaydır.

Yazarın Son Yazıları

Tutsak kent

Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, emperyalizme karşı yürüttüğü Kurtuluş Savaşı’nı kazanıp Cumhuriyeti kurduktan sonra, Ankara’yı Türkiye’nin başkenti yaptı.

Devamını Oku
06.07.2026
NATO’dan çıkış

1949 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin öncülüğünde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne karşı emperyalist amaçlarla kurulan NATO adlı askeri ittifak örgütü, SSCB ve NATO’ya karşı bir tepki olarak kurulan “Varşova Paktı” yıkıldıktan sonra da varlığını sürdürdü.

Devamını Oku
04.07.2026
NATO

NATO adlı askeri ittifak örgütü, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1949 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nin öncülüğünde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dünyadaki etkisini kırmak için kuruldu.

Devamını Oku
29.06.2026
Ne yapmalı?

Türkiye’de halk, AKP iktidarının kurduğu baskı rejimine karşı nasıl mücadele edileceği konusunda bir çaresizlik yaşıyor.

Devamını Oku
27.06.2026
Müfettiş Kemal

Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkileri gasp edilerek hukuka aykırı biçimde AKP tarafından CHP’nin “yönetimine” getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de yaptığı açıklamalar, Kılıçdaroğlu’nun çelişkilerini ve samimiyetsizliklerini bir kere daha ortaya çıkardı.

Devamını Oku
22.06.2026
Genel manzara ve yeni parti

AKP’nin “mutlak butlan” darbesiyle işbaşına gelen CHP’nin fiili kayyumu Kemal Kılıçdaroğlu, “göreve” atanır atanmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, kararın hukuka aykırı olduğunu, Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkilerinin gasp edildiğini, Özel’in dört ayrı kurultayda farklı delegeler tarafından seçilmiş genel başkan olduğunu, bu nedenle olağanüstü kurultayı acilen toplayacağını ve kendisinin de kurultayda aday olmayacağını aktarmış olsaydı, CHP’de bugün yaşananlar yaşanmayacağı gibi, Kılıçdaroğlu’nun iyi niyetli olduğu sonucuna da varılabilirdi.

Devamını Oku
20.06.2026