Ahmet İnsel

Üst akıl muamması!

27 Ağustos 2016 Cumartesi

Üst akıl tabiri tam ne zaman, kimin tarafından ortaya atıldı, bilmiyorum. Yanılmıyorsam 2014 başlarında ortaya çıktı. AKP hükümetinin birkaç bakanına, Tayyip Erdoğan’ın yakın çevresi ve kendisine yönelik, yolsuzluk soruşturmaları aracılığıyla yürütülen iktidardan düşürme operasyonu sonrasında üretildi. Gülen Cemaati çevresinde yer alan polis, savcı ve hâkimlerin koordineli biçimde ve ondan önceki birçok soruşturmada yaptıkları gibi, yasadışı yöntemlerle oluşturdukları delillere dayanıyordu bu operasyon. Yolsuzluk iddialarının büyük ölçüde doğru olma ihtimali vardı ama yöntem hukuk dışı idi. Daha önceki hukuk dışı birçok işlemin koruyucusu, onaylayıcısı, “savcısı” olmuş AKP iktidarının yöneticileri, bu sefer hedef kendileri oldukları için avını hazmeden timsah bakışlarıyla gelişmelere seyirci kalmadılar, hukuk dışı yollarla bu saldırıyı savuşturdular. Saldırının doğrudan Gülen Cemaati’nin polis-yargı ayağından geldiğini gene de açıkça dile getirmek istemedikleri için, esas suçlu olarak üst akıl adlı, ne yerde ne gökte bulunan, elle dokunulup gözle görünmeyen bu heyulayı icat ettiler.
Elbette üst akıl kelimesi icat edilmeden önce bu işlevi gören başka sözcükler vardı. Emperyalizm, Siyonizm, uluslararası gizli eller, İsrail, Soros, Masonlar, komünist odaklar, vs… Üst akıl heyulasının avantajı hem bunların hepsini içermesi hem de somut olarak kimseyi ismen suçlamaması idi. Üst akıl, zamandan olmasa da mekândan münezzehti! Hatta bazılarına göre zamandan da münezzehti çünkü insanlığın varoluşundan beri yaşanmış, halen yaşanan ve gelecekte yaşanacak kötülüklerin tasarlayıcısıydı bu üst akıl. Bir bakıma Şeytan’ın yeni sıfatıydı. AKP çevresinde daha seküler referanslara sahip olanlar için ise, “bütün dünya bize düşman” iddiasının yenilenmiş, daha bir semavi içerik verilmiş haliydi.
PKK on yıllardır dış güçlerin maşasıydı, şimdi üst aklın yönettiği bir örgüt oldu. Gülen Cemaati veya IŞİD de öyle. Terör ve şiddet eylemleri gerçekleştirenler, devlete sızmak için örgütlenenler, askeri darbe yapmak için harekete geçenler, polis-yargı kumpasları hazırlayanlar bu ülkede hep dış güçlerin, yeni tabirle üst aklın yönettiği kişilerdir. İnsan, bu “şeytani işleri” tasarlayacak aklın bu millette olmadığını mı ima etmek istiyorlar diye kendine soruyor. Kötülük de iyilik kadar zekâ işareti olduğuna göre, tüm kötülükleri üst akla havale etmek milletin zekâ seviyesinin de düşük olduğunu ima etmek anlamına gelmez mi?
Gülen Cemaati’nin iç çemberinin iktidarı doğrudan ele geçirmekten çok, iktidarı bütünüyle kuşatmak ve mutlak vesayet gücü oluşturmak, başka bir deyişle kral değil kral naibi olma amacı güden, on yıllardır yürüttüğü strateji bu topraklardan çıkmış, bu toplumun insanlarının yürüttüğü bir hedeftir. Kendini önce IŞİD, sonra sadece İslam Devleti olarak adlandıran örgüt de bu toprakları yerli kaynaklara dayanarak cihat alanına dönüştürmeye çalışmaktadır. İşin sorumluluğunu üst akla havale etmenin arkasında, bütün bu örgütlenmelerin insanları dinî bir iddiayla harekete geçirmelerini görmezlikten gelmeye çalışma çabası yatıyor.
Aynı şey PKK için de geçerli. PKK’nin terör ve şiddet eylemlerinin arkasında yıllardır çözülmeyen ve giderek akut hal alan Kürt sorununun, bir etnik kimlik tanınması talebinin yattığı gerçeğini gizlemenin en kestirme yolu, PKK’nin dış güçlerin/üst aklın bir piyonu olduğunu iddia etmektir.
AKP iktidarının son sekiz yılı bu ülkenin tarihindeki en fazla terörist ve terör örgütünün ortaya çıktığı dönem oldu. Bunların çoğu AKP hükümetlerinin az veya çok ortaklık, işbirliği yaptıkları, lojistik destek verdikleri veya müzakere masasına oturdukları kişiler ve çevrelerden oluşuyor. İktidar partisi, şimdi hepsinin üst aklın yönlendirdiği kokteyl terörün unsurları olduklarını ilan ederek, aslında kötü yönetimin daniskasının yıllardır iktidarda olduğunu gizlemeye çalışıyor.
Üst akıl, iktidardaki belli bir akıl eksikliğinden başka bir şey değil.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bir otokrat prototipi 1 Eylül 2018
Kayırma ekonomisinin bedeli 28 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları