Eskişehir'in Rantı

26 Mayıs 2013 Pazar

Sevgili,
“Bir ben vardır benden içeri” diyen Yunus Emre’nin diyarındayım ve karşımda “bir ben var benden dışarı”.
Evet orada bir ben var benden dışarı, öyle duruyor karşımda.
Mine soruyor:
- Ne dersin, sence benzetebilmiş mi?
- Yaratan bir şeye benzetememişse, yaratılan ne yapsın ki, diye yanıtlıyorum.
Gerçekten de sanatçının benden bir
Brad Pitt çıkaracak hali de yoktu ya.
Haa Brad Pitt mi? O da orada otuz metre ötede duruyor, hareketsiz ama capcanlı.
Eskişehir Odunpazarı evlerinin orada Anadolu Üniversitesi’nin efsanevi eski rektörü, Eskişehir’i Yeni - Eskişehir yapan, mucize Belediye Başkanı
Yılmaz Büyükerşen’in yaptığı balmumu heykellerin sergilendiği, Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi’ndeyiz.
Yılmaz Bey yoğun yaşamı içinde, heykel yaparak dinlenmiş ve Eskişehir’de Türkiye’ye bir ilk daha kazandırmış.
Nedense gidişlerimden birinde benim de kalıbımı almış ve müzede bana da bir yer vermiş.
Herhalde onun kentinin bendeki müstesna yerinin doğurduğu ortak Eskişehir sevgimiz dolayısıyla olmalı.
Sağ olsun!

\n

***

\n

İnsan karşısında kendi dışında kendini görünce bir tuhaf oluyor.
Benim dışımdaki bana bakarken,
André Malraux’nun “İnsanlık Durumu” romanında, kahramanın kaydedilmiş kendi sesini ilk kez “dışarıdan” duyarken hissettikleri geliverdi aklıma.
Ertesi gün haber, fotoğrafıyla birlikte gazetelerde çıkınca oğlum
Devrim telefon edip sordu:
- Baba sana daha önce artık müzelik olduğunu söyleyen oldu mu hiç?
Gel de cevap ver bakalım! İçime oturdu ama aldırmadım. Eskişehir’in tadını çıkarmayı sürdürdüm.
Çocukluk anılarımın kenti, çocukluk yıllarım ve sevdiklerimle özdeşleşmiş Eskişehir’de her zaman yeni yeni şaşırtıcı mutluluk vesileleri bulurum. Bu defaki Mumya Heykeller Müzesi ile birlikte Barlar Sokağı oldu.
Gençlerin ölçüyü kaçırmadan neşeyle eğlendikleri, Avrupa başkentlerinkileri andıran o sokakta gördüm ki, bir Türkiye’nin yanında bir başka, bu defa güler yüzlü Türkiye daha var.
Eskişehir anılarımı barındırmasına karşın, beni geçmişe değil, hep geleceğe götürüyor.
Çünkü orada, eskiyi bilerek, değerlendirerek, geleceğe yönelen bir yeni şehir yaratılmış, geçmişe kaçıp sığınmak için değil, geleceğe yönelmek için bakabiliyorsun...

\n

***

\n

Kentteki ilgi odaklarımdan biri de çocukluk yıllarımdan bildiğim, futbol kritiği yazdığım dönemde gidip birkaç kez Eskişehirspor maçlarını izlediğim Atatürk Stadı.
İstasyon - Odunpazarı aksı üzerinde kurulu ve artık kentin merkezinde kalmış olan Atatürk Stadı yıkılacak. Ankara, Sazova Parkı’nın karşısındaki araziye yeni stat için ilk kazmayı vurmuş bile.
Stadın yenilenmesine gerek var mıydı? Olduğu yerde genişletilmesi mümkün değil miydi? Bütün bunlar gerekliyse, belediyenin öngördüğü şekilde Olimpiyat Kompleksi içinde, sivil havaalanına yakın bir yerde yapılamaz mıydı?
Bunları tartışmak artık belki de geride kaldı.
Ama stat yıkılacaksa yerine ne yapılacağı sorusu uzun uzun tartışılması gereken bir konu.
Stadın yeri Eskişehir halkının. Eskişehir’i Eskişehirlilere armağan eden Yılmaz Büyükerşen, oraya bir kent meydanı yapılmasını öneriyor, halk da bunu destekliyor.
Bir belediyenin, kentin rantını rantiyelere tahsis etmeyip kentlilere döndürmesi pek sık rastlanan bir olay değil.
“Eskişehirliler bu bakımdan şanslı” diyeceğim ama diyemiyorum.
Çünkü TOKİ buralara gökdelenler, plazalar yapmak üzere göz dikmiş, Eskişehir’in meydanını Eskişehirlilerin elinden almaya çalışıyor.
“Aziz Eskişehirliler, sevgili manevi hemşehrilerim, kent meydanınıza sahip çıkın ne olur!” diye haykırmak geliyor içimden Sevgili.

\n

Yazarın Son Yazıları

Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020