Aydın Engin

Kömüre Bulanmış Geleceği Yeşertmek

09 Kasım 2014 Pazar

Cuma günü başladı. Bugün bitiyor.
Avrupa Yeşiller Partisi’nin 21. Konsey toplantısından söz ediyorum. Altı ayda bir, bir Avrupa ülkesinde toplanan bu konsey toplantılarında Avrupa’nın ve dünyanın dört bir köşesinden gelmiş Yeşiller zorlu sorulara cesur cevaplar arıyorlar; bugüne kadar söyleyegeldiklerini laf ebeliğine sığınmadan sorguluyorlar.
21. Konsey İstanbul’da toplandı. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (YSGP) ev sahipliğinde buluşan Avrupa Yeşilleri büyük bir otelin irili ufaklı toplantı salonlarını “kızlı - erkekli” şenlendirdiler.
Daha ilk günün ilk oturumunda enine boyuna tartışılan soru bence pek anlamlıydı: “Jeopolitik, güvenlik ve enerji dönüşümünde Yeşiller’in öngördüğü çözümler hâlâ geçerli mi?”
Tartışmanın içeriğini, verilen cevapları bir yana bırakın.
Bildiğimiz, alıştığımız siyasi partiler kendi politikaları ile ilgili böyle bir soru sorarlar mı, sorabilirler mi?
Hele Türkiye’deki siyasi partiler?
Öyle ya, soruyu ciddi olarak tartışırsanız, topu taca atmadan cevaplar ararsanız, cevap “Hayır, bizim bugüne dek önerdiğimiz çözümler artık geçerli değil. Günümüzün teknolojik, ekonomik ve siyasi gelişmeleri bu çözümlerle aşılamaz” gibi bir sonuca varabilir! O zaman anlı şanlı partilerin, onların tepesindeki anlı şanlı siyaset esnafının karizması fena halde çizilmez mi?
Yeşiller diye anılan siyasal hareket doğduğu günden beri bu olasılığı hınzır bir omuz silkmeyle cevapladı: Olabiliiiir!.. N’olmuş yani? Oturur, konuşur, tartışır, araştırır, bilenlere danışır daha yeni, daha doğru çözümlere ulaşmaya çabalarız. Karizmamız filan da çizilmez ya da çizilirse çizilir. Karizma dediğin de ne ola?
Cuma günkü oturumda da aynen böyle oldu. Hiçbir konuşmacı, “Önerdiğimiz çözümler elbette geçerlidir ve her zaman geçerli olacaktır” diye naralanmadı; “Benim doğrum doğrudur ve yalnız benim doğrum doğrudur” diye tepinme bönlüğüne kapılmadı. Konuşuldu, tartışıldı, sorular soruldu, sorulara cevaplar verildi, yetersiz cevaplar yeni sorularla zenginleştirildi…
İlk gün ve dün, ana oturumun dışında otelin daha küçük toplantı salonlarında grup grup tartışılan konuların sadece başlıklarını sıralasam sanırım Tırmık, Cumhuriyet’in tam sayfasını kapsar.
Konseyin bugün kapanış günü. Kapanış neredeyse tam güne yayılan bir konferansla taçlanıyor: Heinrich Böll Vakfı’nın düzenlediği 5. Enerji Konferansı. Sonra da kapanış.
Cıvıl cıvıl konsey toplantısı sürüp giderken Türkiye, “Kaçaksaray’da kaç oda var? O kadar oda gerekli mi? Kaçaksaray kaça patladı” gibi soruları konuşuyor ya da Ermenek’teki linyit ocağından çıkarılacak işçi cesetlerini bekliyor ya da “Milletle cinsel ilişki sevdalısı” şirketlerden Kolin’in Soma’da işlediği zeytin cinayetini konuşuyor ya da “Barış süreci bitti mi bitmedi mi” sorusu üstüne papatya falı açıyordu.
Ha bir de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 4000 sayfalık Akkuyu Nükleer Santralı Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu’nu kesin olarak onaylandığını öğreniyorduk. 4000 sayfalık rapora ilişkin görüş, öneri ve itiraz belirtecek yurttaşlara bakanlık 10 gün süre tanımıştı.
4000 sayfa ve 10 gün. Günde 400 sayfa. AKP’nin katılımcı demokrasi anlayışına kitakse!..

***

21. Yeşiller Konseyi’nin bu toplantısının ana sloganı “Geleceği yeşertiyoruz” idi. Türkiye Yeşilleri’nin sesi Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ise buna Türkiye için bir slogan ekledi: “Ne petrol, ne kömür, ne nükleer; rüzgâr ve güneş bize yeter.”
Ne dersiniz?
Rüzgâr ve güneş bize sahiden yeter mi?
Yoksa bu zıpır Yeşiller’in, onlarla omuz omuza vermiş sosyalistlerin ayağı yerden kesik, gerçeklerle çelişen bir laf kalabalığı mı?
Evet, yeter” diyenlere sözüm yok.
Ötekilere var:
Emin misiniz? Bu itirazınız sahiden ve sahici bir bilgiye mi dayanıyor?
Cevaplarınızı önce kendinize verin. Yine de eminseniz ve bu son kararınızsa…
Bilgilerinizi bir ortaya serin de öğrenelim, anlatın da bilgilenelim…  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

25 ay 13 gün sonra 16 Ağustos 2018