Ayşegül Yüksel

‘Dansöz’ ya da kölelikten özgürlüğe geçişin ağır bedeli

13 Nisan 2021 Salı

Pandemi döneminde büyük darbe alan tiyatrolar çözüm yolları arıyor. Öncelikle, Dostlar Tiyatrosu gibi kurumlaşmış topluluklar, videoları bulunan eski yapımlarını YouTube üstünden paylaştı toplumla. Seyircinin “sağlıklı uzaklık” anlayışıyla oturtulduğu açık hava ve kapalı salon ortamlarında “canlı tiyatro” yapılmaya da çalışıldı.

Zaman içinde, eski ve yeni yapımları çevrim içi (on-line) sistemiyle, ücretli bilet karşılığında sergileme yoluna gidildi/gidilmekte (Örnekse, “Nina” - Tatbikat Sahnesi; “Pencere” - Oyun Atölyesi; “Sokrates’in Son Gecesi” - Çankaya Sahne, “Kibarlık Budalası”- Tiyatro Kedi; “Kürk Mantolu Madonna” Ankara D.T.; “Masal Dünyası” ve “Ses’le Oyun” projeleri - Eskişehir BŞBŞT; “Gölgesinde Çınar” -  Samsun Sanat Tiyatrosu; “Ayı”- Zorlu PSM; “Babamı Kim Öldürdü” - Moda Sahnesi). Bursa Nilüfer Belediyesi yapımı “Hamlet”in 9 ayrı odada 9 ayrı seyirciye “canlı” sunulacağı, aynı zamanda dijital ortamda da izlenebileceği belirtiliyor...

KADIN OYUNLARI AĞIRLIKTA

Sanatçıların sahne pratiklerini sürdürmeleri ve topluluklara az da olsa para kazandırma yolunda olumlu girişimler bunlar. Okuma tiyatrosu ve tek kişilik oyunlar başı çekiyor. Yeni yapımların “dijital” (elektronik) ortamın artı olanakları doğrultusunda oluşturulmasının, tiyatro sanatını yeni bir boyuta taşıyacağı da düşünülüyor.

Çevrim içi sunulan yapımlardan önemli bir bölümü “kadın” olgusuna odaklı. Örnekse, Kadıköy Halk Tiyatrosu, “Mor” adlı oyun ile “kadına şiddet” olgusunu tartışırken, yeni yapımları “Celile” Osmanlı’nın ilk kadın ressamının örnek savaşımını anlatıyor. Kadıköy Emek Tiyatrosu, “Bellek” başlığı altında toplanan kısa oyunlarla tüm kadınların öykülerinin ortak olduğu inancından yola çıkmış. Zorlu PSM yapımı “Üç Kız Kardeş” erkekler dünyasında sıkışıp kalmış üç kadını anlatıyor. Ayşe Lebriz Berkem’in tek başına oynadığı “Hikâyeler”, dijital olarak yapılmış tiyatro çalışmaları arasında en dikkat çekenlerden biri. Acı çeken kadınların ve çocukların öykülerinin dile getirildiği oyunun bitiminde seyircilerle tartışılabiliyor.

‘DANSÖZ’Ü CANLI İZLEMELİSİNİZ

Sahnede “canlı” olarak izlediğim son yapıt genç yazar Şamil Yılmaz’ın tek kişilik oyunu “Dansöz”dü. Sanırım 2020 Şubatı’nın son haftasıydı. Mekân/Kadıköy Theatron özgün yapımı Ankara’da turnedeydi. Bu çalışmanın değerlendirmesini yapamadan koronavirüsü olayı patladı. Görülemeyecek bir oyun üstüne yazılanlar okunmaz...

Bir yılı aşkın bir süre geçiverdi sonra. 26 Mart 2021 tarihli Cumhuriyet’te Ayvalık’ta düzenlenen Kadın Oyunları Festivali’nde, “Dansöz” yapımının da yer aldığını okudum. Sağlık koşullarının gerçekleşebildiği ortamlarda oyun yine izlenebilecek demek ki...

“Dansöz”, sahne giysileri kana bulanmış bir genç kadının, çalıştığı pavyonun müşterilerine (seyirciye) az önce kuliste yarattığı korkunç olaylara yol açan öyküsünü -polis gelip de onu götürmeden- anlattığı 65 dakikalık bir oyun. Bildiğiniz “talihsiz kadın” öykülerinden değil. Dansözlük uğraşını cinsellikle sınırlayan erkek-egemen bakış ile dans sanatının duygu ve duyarlık boyutunu yücelten bir tartışmanın ortasındayız. Dansözlük yapan kişinin, “nesne” değil, “özne” olduğunu kanıtlamak ya da kölelikten özgürlüğe açılmak uğruna ödediği/ödeyeceği ağır bedelin öyküsünü izlerken, şiddet ile merhamet, bayağılık ile düşsellik, sevgisizlik ile incinebilirlik göğüslenmesi gereken yaşamsal olgular olarak karşımızda. Şamil Yılmaz, “ötekileştirme”nin uç boyutunda yer alan bir yaşantıyla yüzleştiriyor bizi.

Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan yetişen genç sanatçı Sezen Keser, ustalara taş çıkaracak bir kıvraklıkla hem sesini, hem bedenini egemen kılıyor sahnede. Göbek dansının temel devinimleriyle bezenmiş bir teatral hareket düzeni içinde soluksuz bırakıyor seyircisini. Yönetmeni Şamil Yılmaz’la birlikte, dört dörtlük bir sahne ezgisine ve armonisine imza atıyor.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Çok yaşa tiyatro 30 Mart 2021