Ayşegül Yüksel

Tam anlamıyla döktürüyor

30 Eylül 2014 Salı

Ayşenil Şamlıoğlu ‘Kocamın Ailesi’ adlı TV dizisinde Mukadder’i incecik işliyor
Ayşenil Şamlıoğlu’yla Küçük Tiyatro’nun fuayesinde tanışmıştık. Yıl 1997 olmalı. Güzel kızıl saçlı, sade giyimini zarif takılarla şık kılmış, kibar bir hanımefendi. Sonradan belgelere başvurduğumda anlayacağım ki oynadığı bütün oyunları izlemişim. Bir bölümünün eleştirisini yazmışım. Sanatçının adını da anarak sahnedeki yorumunu değerlendirmişim. Dahası, rol aldığı bir oyun nedeniyle verilen yardımcı kadın oyuncu ödülünü de saptayan jürideymişim.
Görüntü ile ismi eşleştirmek kolay değildir. Hele çeşitli sahnelerde görev yapan bir Devlet Tiyatrosu sanatçısı için, ülke düzeyinde tanınmak olanaksız bile sayılabilir. Ayşenil’in yükselişinin de bir çırpıda gerçekleşmediği anlaşılıyor.
1995’te Selçuk Yöntem’in Ankara DT’de tek başına oynadığı -ne yazık ki izleyememiş olduğum- “Ben Feuerbach” ilk yönetmenlik başarısıymış. Tanıştığımız günlerde de Oda Tiyatrosu’nda oynamakta olan “Benimkinin Adı Regine”i (1997) sahnelemiş.
Şamlıoğlu’nun ne tür bir sanatçı olduğunu bu oyunu izledikten sonra kavradım. Oyuncudan görsel-işitsel anlatım düzeyinde kusursuz bir disiplin bekleyen, sahnedeki her anın bir başka aşamaya hızlı bir geçişle bağlandığı, tartımın (tempo) hep yüksek kalması için tiyatro olayını bir arada tutan enerjinin tüm yorumcular tarafından paylaşıldığı, rejisörün, sahneyle salon arasında kusursuz bir elektrik akımının oluşmasında güçlü bir jeneratör işlevi taşıdığı türden bir gösteri anlayışı benimsemişti. Çok daha sonraki konuşmalarımızdan, “grotesk” bir yaklaşımı da içeren bu yönetmenlik biçeminde, hayranı olduğu Cirque de Soleil’in (Kanada merkezli sanat-gösteri topluluğu) etkisi olduğunu öğrenecektim.
1990’lı yıllardan 2010’lu yıllara geçildiği dönemde yönetmen Ayşenil Şamlıoğlu imzalı ve çoğu ödüllü pek çok oyun geldi gündeme: “Kozalar” ve “Ölüler Konuşmak İster” (İstanbul DT, 1997), “5. Frank” (Adana DT, 1998), “Pazartesi Perşembe” (Adana DT, 1999), “Eşek Arıları” (Ankara DT, 2000), “Bina” (Sivas DT 2001), “Aslan Asker Şvayk”(Antalya DT, 2001), “Külhanbeyi Operası” (Antalya DT, 2002), “Gayri Resmi Hürrem” (İBBŞT, 2004) “Süleyman ve Öbürsüler”(Semaver Kumpanya, 2005), “Altona Mahkûmları” (Ankara DT, 2006), “Dünyanın Ortasında Bir Yer” (İstanbul DT, 2007) ve “Bana Mastikayı Çalsana” (Aysa Prodüksiyon Tiy. 2007).
Oyunculuğu ise tiyatroda “Geyikler Lanetler” (Ankara DT, 1999), “Evaristo” ve “Öldün, Duydun mu?” (Altıdan Sonra Tiyatro, 2013), sinemada ve dizilerde neredeyse kesiksiz olarak sürüyordu. 2009’da İBBŞT Genel Sanat Yönetmenliği görevini üstlenen Şamlıoğlu, kurumun işleyişine ilişkin -birkaç yıl öncekiyönetmelik değişimiyle oluşan kriz aşamasında istifasını verdi.
Dizi deneyimi “Ferhunde Hanımlar”la başlayan sanatçı, “Bizim Evin Halleri”nden sonra çevirdiği “Yol Arkadaşım”la televizyon izleyicilerinin gündemine girmişti. Birkaç yıl önceki “Bizim Yenge” dizisinde 9 oğlunu yöneten akıllıkurnaz kaynanayı jest-mimik-hareket düzenindeki ince geçişlerle duyarlı bir komedi oyunculuğu çizgisine yerleştiren Şamlıoğlu, geçen yazdan bu yana sürmekte olan “Kocamın Ailesi”nde tam anlamıyla döktürüyor.
Kaynanasına bağlı, sevgi dolu, saygılı gelin, hamarat ev hanımı, çocukları ile pasta fırınında yardımcılığını yaptığı sevgili kocası arasında paravana görevi yapan özverili anne, yumuşak başlı ve terbiyeli, ama çocuklarına zarar verildiği zaman yırtıcı kaplana dönen, en çok da henüz 5 yaşındayken pazaryerinde kaybolan tek oğlunu boşuna aramakla, bu yolda aldatılmakla, dolandırılmakla geçen yaşamı boyunca, aklıyla duygularını dengelemeye uğraşan, gerçek oğlunu tanıma yolunda özel sezgiler geliştirmiş Mukadder’i, gülüşü ve öfkelenişiyle, özel jest ve hareketleriyle, giysileri ve başından çıkarmadığı saç bandıyla, öyle bir ustalıkla kana-cana büründürüyor ki, bu oyunculuğun bir saniyesini bile kaçırmak istemiyorsunuz.
Ne yaparsa yapsın, işine canını veren bir usta var karşınızda...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları