Barış Doster

NATO’daki tartışma ve ABD’nin önceliği

05 Aralık 2020 Cumartesi

NATO Dışişleri Bakanları Zirvesi’nde Türk ve ABD’li bakanların tartışması, hem içeriği hem sertliğiyle yansıdı basına. Tartışma, iki ülke ilişkilerindeki gerilimi bir kez daha gösterdi. NATO’daki çatlağı resmetti. ABD emperyalizminin işgal ve saldırı aygıtı olan örgütün, sadece rakip veya hasım devletlere karşı değil, asıl NATO üyelerine karşı nasıl baskıcı bir tutum aldığını, onları nasıl hizaya sokmaya, şekillendirmeye yaradığını bir kez daha ortaya koydu. ABD’nin, hem doğrudan hem NATO eliyle, müttefiklerinin sadece savunma ve güvenlik politikalarına değil, iç siyasetine, ekonomisine, bürokrasisine, iş dünyasına, akademisine ne kadar nüfuz ettiğini bir kez daha kanıtladı. 

Fakat biz NATO’yu çok fazla tartışsak da ABD’nin asıl önceliği, Avrupa değil, Avrasya. Atlantik değil, Asya Pasifik. NATO’yu genişletmek değil, Çin’i çevrelemek. NATO’da önemli çatlaklar olsa da Soğuk Savaş’ın bitmesiyle düşmansız kalan örgütün bugünden yarına, akşamdan sabaha dağılacağı yok. Çünkü ABD emperyalizmi açısından halen işlevsel. Lakin ABD, enerjisini öncelikle Çin’i kuşatmak için harcıyor. Üstelik bu stratejisi yeni değil. Bu yönelim 2000’lerle birlikte başladı. Son yıllarda daha da belirginleşti. Kurumsallaştı. Kapsamı genişledi.   

ABD’NİN ÖNCELİKLERİ VE MÜTTEFİKLERİ  

Şanghay İşbirliği Örgütü’nün (ŞİÖ) kurulup gelişmesini, BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) beşlisinin olgunlaşmasını, Çin’in öncülük ettiği Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin güçlenmesini engelleyemedi ABD. Karşı adım atarak, kısaca “quad” (dörtlü) olarak bilinen, ABD, Japonya, Avustralya ve Hindistan’ı buluşturan ittifakı öne çıkardı. Hindistan’ın ŞİÖ üyeliğini önleyemedi ABD. Karşı hamle yaparak, Hindistan ve Çin arasındaki gerilimi daha da tırmandırmaya odaklandı. Çin’e karşı, Hindistan’ın tam desteğini almak için Hint - Pasifik Stratejisi’ni geliştirdi. Yine Çin’e karşı, yine ABD öncülüğünde kurulan, 2018’den beri gelişen gizli bir uluslararası istihbarat işbirliği ağı var: Adı, Beş Göz İttifakı. Üyeleri; ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda.   

ABD, hem İsrail’e hem de Avrupalı müttefiklerine Çin’le yakınlaşmamaları için baskı yapıyor. Bu baskı, Londra üzerinde etkili oldu. Berlin, karşı çıkıyor. Paris, güçsüz ve ikilemde. Avrupa’nın kültürel, entelektüel, siyasal liderliğini kaybedeli çok oldu. Berlin’in her açıdan gerisine düştü. Brexit sonrası, İngiltere’nin yokluğunda, tek başına Almanya’yı dengelemesi olanaksız. Afrika’da, Ortadoğu’da, Akdeniz’de eski nüfuzu yok. Fransa, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinden biri, nükleer güç sahibi. Fakat bu iki özelliğe de sahip olmayan Almanya’nın AB’deki liderliğine karşı çıkacak kuvvetten yoksun. BM ve NATO’da da çok etkili değil. Tam olarak ABD güdümüne girmeyi ise içine sindiremiyor.     

Gerek 30 üyeli NATO’da, gerek 27 üyeli AB’deki tartışmalar, gerilimler, büyük ve küçük üyeler arasındaki ölçek, öncelik, çıkar, hedef, beklenti, endişe farkları doğal. Çünkü bu ittifaklar, Soğuk Savaş’ın başlangıç yıllarının, o dönemin koşullarının ürünü. Çünkü hiçbir ittifak, ortak tehdit tanımı, ortak tehdit algısı, ortak düşman, ortak hedef olmadan yaşayamaz. Çünkü her ittifakta liderler bellidir. Onların dediği olur. Onlar kazanır.   

Bizim için önemli olan, sıkça değindiğimiz üzere, ihtiyaçlar değişince ittifakların da değiştiğini bilmek, her ittifakın karşısında yeni bir ittifak doğurduğunu unutmamaktır. 


Yazarın Son Yazıları