Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?

14.04.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Söylediğinde değil, duyulduğunda tamamlanıyor insan.” Geçenlerde çıkan Amsterdam romanında okudum (Başar Başaran, Doğan Kitap). İnsanın sözü, kendi dudaklarında mı yoksa başkasının kulaklarında mı başlıyor diye düşündüm.

Her yerde açıklamasının tartışıldığı gün Ümit Özdağ’ı aradım. En çok merak edilen soruydu: Ne yapmaya çalışıyor? Kimi onu iktidar ile iş tutmakla suçluyordu. Kimi kendi küçük tabanını büyütmek için hamle yaptığına inanıyordu. Kimi de şahsi özelliklerine bağlıyordu. Hangi yanıtı verirse versin, tartışmasız 6’lı muhalefetin mensuplarının tamamı ona kızgındı.

Aradım, doğrudan sordum. “Ne yapmaya çalışıyorsunuz” dedim. “Ben bir siyasi parti başkanıyım, ülkeyi dolaşıyorum, milletin Mansur Yavaş isminde mutabık olduğunu gördüm, adını söyledim” dedi.

Telefonu kapattıktan sonra içimden geçirdim: Sahi sorun Ümit Özdağ’da mı? Ya da Mansur Yavaş adında mı? Boş verin parti başkanını, görüşü ne olursa olsun herhangi bir vatandaşa, cumhurbaşkanı adayı önerdi diye kızmalı mıyız? Yoksa yine ilk düğme baştan yanlış ilikleniyor da ardından gelen tüm adımlar yanlış mı atılıyor? Hıncımızı düğmeden ya da ilikten mi alıyoruz?

Mesele Özdağ’dan ibaret olsa “kişisel” der geçerdim. Ancak hiç de öyle olmadığını gördüm...

Geçen günlerde bir CHP milletvekiliyle denk geldik. Elbette hepimizin aklına ilk gelen sorular seçimle ilgiliydi. Merakla sıraladık. Ancak çarpıcı bir yanıt aldık: “Emin olun bu konulara dair siz bizden daha çok şey biliyorsunuz!” Sorduklarımızın cevabı onda yoktu. Kimin aday olacağı bir yana, muhalefetin adayının nasıl belirleneceğini, sürece kimlerin nasıl katılacağını dahi bilmiyordu.

Aslında görünen köye kılavuza gerek yok. Köy kahvelerinde bile bu tartışılıyor, gazeteciler seçimi konuşuyor, anketçiler yorumluyor, siyaset bilimciler analiz ediyor. Gelgelelim, halkın kendisi adına siyaset yapsın diye oy verdiği siyasetçiler bile, tarihin dönüm noktasına karşı kayıtsız görünüyor.

Üstelik yalnız siyasetçiler değil...

Diyelim muhalif görünümlü bir gazetedesiniz. Cumhurbaşkanı arayışlarını konuşmak istiyorsunuz. Ya da bir sivil toplum örgütündesiniz. Çorbada benim de tuzum olsun diyorsunuz. Karşılığında hep aynı tavrı görüyorsunuz. Parmak ağza gidiyor. Hastanelerde fotoğrafı asılı hemşire taklit ediliyor: “Şşşş, sürece zarar verme!”

VESAYET RENK DEĞİŞTİRDİ

Bir dönem kendisine liberal diyen ama hiç de özgürlükçü olmayan kişilerin ezberiydi. Yemek tarifi sorsanız, “çünkü askeri vesayet” diyorlardı. Ekonominin kötüleşmesinin, toplumsal bozulmanın, siyasetin yozlaşmasının sebebi onlara göre hep aynıydı. Süreç gösterdi ki her soruya “askeri vesayet” yanıtı verenler pek de iyi niyetli değil. Aslında kendi cevaplarına soru arıyorlardı. Cumhuriyetin kurumlarının tasfiye operasyonu için, insanların zihinlerine hamurdan kalıplar yerleştiriyorlardı.

Devir değişti. Ortada ne asker kaldı ne de askeri vesayet diyen liberal. Hepsini yıkıp apartman yaptılar! Artık bütün kurumlar, bütün kurullar, ekonomi ya da siyaset hepsi tek kişinin vesayeti altında. 100 yıl önce, ülke işgal altındayken, başkomutanını bile tartışarak seçen Meclis dahi canını teslim etmiş. Yerçekimi yasalarının farkında olmamanız, yüksekten düşmenizi engellemiyor. Seçim yasaları tartışılırken Meclis’in haline bakın. Kürsüde bir konuşmacı var, sıralar ise bomboş. Daha fenası; “İçeride maç izliyorlar” diye durumun açıklanması.

Öte yandan...

‘ERDOĞAN GİTSİN’ PARTİSİ

İnsanın gölgesinin kendisinden başka ama kendisiyle olması gibi. İktidarın tek kişilik vesayet rejimi kendisini bir başka şekilde muhalefette de üretti. Siyaset toplumun içinde üretilen, milletin kendisiyle yürütülen, yanıtını halktan alan bir mesele olmaktan çıktı. Bir dayatma haline geldi.

Üstelik gözümüzün önünde...

Hatırlayın, 2014 yılında, benzerini izledik. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli bir masaya oturdu, “Ekmeleddin” dedi. İki partinin de en kritik isimleri bile televizyondan öğrendi. Bir sonraki seçimde, Ekmeleddin Bey, ekmek için değil, MHP milletvekili olup Erdoğan için çalıştı. 2018’deki seçimde herkes kendi adayını çıkardı. Muharrem İnce için bütün milletten oy isteyen parti, İnce’ye kendi parti üyeliğini bile uygun görmedi. Şimdi de altı kişiden başka herkese “susun” denilerek Türkiye’nin geleceğine kader yazılıyor.

Yolumuzu çevirip, kolumuzdan çekip, “bir daha olmasın” diyen vatandaşlara bakılırsa halk aynı filmi tekrar görmek istemiyor. Kahraman aramıyor, Mesih beklemiyor. Onun aklı da öfkesi de tabelalardaki örgütlerin önünde. Bütün anketlerin en büyük partisi “Erdoğan Gitsin Partisi.” Erdoğan, millet için artık bir çözüm umudu değil, ağır bir yük. Etin fiyatının, orman yangınlarının söndürülememesinin, fırtınada çöken yolların bile sorumlusu o. Halk, sırtında kambura dönüşmüş bu yükü söküp atacak, etten kemikten insanı, kendinden birini arıyor.

ADAY NEREDEN ÇIKMALI?

Öyleyse iktidarın tek adamlı vesayet rejimini parçalamanın yolu belli: Muhalefeti vesayetsizleştirmek! Sorun siyasetten çözüm de siyasetten ise siyaseti kendisinden çalınan topluma siyaset yapma hakkını geri vermek. Sendikalarıyla, örgütleriyle, sokaklarıyla, meydanlarıyla; milletin “nasıl bir iktidar” sorusunu aramak. Önce hayalini, sonra adayını, bu arayışın içinden çıkarmak. Türk tarihinin en kritik dönümlerinden birine 14 ay kala, millet bunu yapmayacaksa ne zaman yapacak?

İşte Ümit Özdağ’ın önerisinin, dipteki kumu bu denli kaldırmasının sırrı burada. Günlerce süren kafa karışıklığının büyüklüğü, Zafer Partisi’nin oy gücünden gelmiyor. Birikmiş değişim isteğine, “siz susun, biz 6 kişiyiz” diyen muhalefetin yarattığı hem heyecansız hem kırılgan statüko, en basit rüzgârda bile haliyle dalgalanıyor. Millet adına Cumhuriyeti yönetecek bir siyaset yerine, kendisine perde ardında altı kollu bir baş arayan siyaset; bir Twitter mesajıyla ya da bir sözle, türbülansa giriyor.

Varlığı insan yapan, kendi kaderini yine kendisinin yazması. Kendi sözümüzü bir başkasına emanet edince kendimizden de vazgeçmiş oluyoruz. Hayatın içerisinden çıkacak gerçeği, bir masanın mucizesinde aramaya gerek var mı!

Yazarın Son Yazıları

Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025