Saray'ın Demirtaş planı
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Saray'ın Demirtaş planı

23.05.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Elinde bir anahtar. İnanmazsınız ama her kapıyı açıyor.

Canan Kaftancıoğlu’na verilen zaman ayarlı ceza konuşulurken, elimde bir kitap vardı. Hikaye de kişiler de başkaydı. Ancak kapı aynı yere açılıyordu. Selahattin Demirtaş’ın çalışma arkadaşı Zinar Karavil’in yazdığı “Demirtaş’ın Beyaz Sandalyesi” kitabından söz ediyorum. (Dipnot Yayınları)

Mesele fikir tartışması değil. Oy verelim ya da vermeyelim, bir politikacının kürsüden alınıp hapse atılmasındaki anahtarı sorgulamayacak mıyız?

4 Kasım 2016’da Demirtaş ilk kez tutuklandı. 2 yıl sonra, 7 Aralık 2018’de, 4 yıl 8 aylık cezasının onaylanmasıyla hükümlü oldu. Geçen 18 Kasım’da bu ceza bitti.  Gelgelelim bu aralıkta başka mahkemelerde tutuklanmıştı. Bir davadan tahliye mi oluyor, öbüründen hapsedildi. Biri biterken, ötekinden hüküm verildi. Tam AİHM’de bir dosyası görülecekken, oradan serbest bırakılıp başkasıyla iş yürütüldü. 6 yıl boyunca kimi hakimler ve savcılar yargı mensubu gibi değil, cezaevinde tutma uzmanı gibi çalıştı. Kuşkusuz bu noktaya gelinmesinde Anayasa’nın açıkça delindiği milletvekili dokunulmazlıklarının toptan kaldırılması vardı. Demirtaş, vekilliğinin bir kısmını hapiste geçirdi.

KAFTANCIOĞLU’NUN HAKİMİ

Cepteki anahtarlardan en işlevli olanı 4 yıl 8 aylık ceza. “Çözüm süreci” döneminde, 21 Mart 2013 Nevruz Bayramında yapılan konuşmanın davasının ilginç bir hikayesi var. Kitapta aynı davanın sanığı Sırrı Süreyya Önder anlatmış:

“İktidara yakın veya uzak tüm gazeteler, içinde barış kelimesi geçen manşetlerle görmüştü konuşmalarımızı. (…) Bu konuşmamızın da fezlekesi bir buçuk ay kadar sonra gelmişti. Tabii o dönemde çözüm süreci vardı ve artık Hükümetle, bakanlarla temaslarımız yoğunlaşmıştı. Diyebilirim ki günaşırı görüşüyorduk. Muhataplarımızdan biri de Adalet Bakanı Sadullah Ergin’di. Kendisiyle bir görüşmemizde ‘Bu ne yahu?’ diye sordum. ‘Üstelik konuşmalarımızı da tahrif etmişler’ dedim. Sadullah Ergin ‘Önüme geldi, iade ettim’ dedi.”

“Süreç” bitti. Devir değişti. O konuşma, 3 yıl 4 ay 26 gün sonra davaya dönüştü. Önder, davada şikayetçi olan “muhbir vatandaş” ile ilgili duruşmada neler olduğunu anlatıyor:

“Bu kişi Türk Solu isimli, Fethullah Gülen Cemaati yapılanması ya da o yapılanmanın bir şekilde karar alma süreçlerine sızdığı anlaşılan bir örgütlenmeden. 2011’deki seçimlere bağımsız adaylarla girmiştik ve her adayımızın seçime girdiği yerde, ismi ona benzeyen birini getirip aday yapmışlardı bunlar. Sonradan bir parti de kurdular. Bu muhbir vatandaş da o partide genel başkan yardımcısı oldu. (…) ‘Bunlar belli ki Gülen Cemaati organizasyonu, yargılanmaları gerekir’ dedim, bunun üzerine adam kaçarcasına çıktı salondan. Tanıklık da etmeden. Hemen arkasından da diğeri, aynı şekilde. Tanıklık etmeye gelmişsin, nereye kaçıyorsun? Mahkeme heyetiyle kaldık baş başa. Hatta gülüştük. Ortada şikayetçi de kalmadığına göre bu dava battal oldu demektir. Mahkeme heyetinin de yüz ifadelerinden anladık, bitirecekler. Zaten deli saçması bir şey.”

İşte Demirtaş’ı yıllarca oyalayan o dava, beraatle bitiyor derken, ilginç bir şey olmuş. “Yukarılardan birilerinin” aklına belli ki o davayı kullanmak gelmiş. Dava Bakırköy’den alınıp Çağlayan’da yeni bir mahkemeye verilmiş. Hem de o ünlü hakimin mahkemesine… Hani Canan Kaftancıoğlu’na ceza veren o hakimden söz ediyorum. Hatırlayın, o hakim, ÇHD’den Can Dündar davasına kadar, “beklenen” kararları vermesiyle biliniyordu.

POLİSLER DE FETÖ’DEN ÇIKTI

Önder şöyle anlatıyor:

“Biz diyoruz ki ‘Konuşmamız bu polis zabıtlarındaki şekilde değil. Bunun ses çözümü yapılsın. Üstelik de o zaptı tutan polislerin ikisi birden Gülen Cemaati soruşturmasında yer alıyorlarBen demişim ‘Savaş bu ülkeyi bir kabristana çevirdi, biz barışla gülistana çevireceğiz’, onlar yazmışlar ‘bu ülkeyi kabristana çevireceğiz.’ Ben demişim ‘HDK’den selam getirdim’, onlar yazmışlar ‘PKK’den selam getirdim.’ Böyle acayip bir şey.”

Beklendiği gibi o hakim Demirtaş’a 4 yıl 8 ay, Sırrı Süreyya Önder’e 3 yıl 6 ay hapis cezası verdi.

Sadece o mu?

Ankara’da, Demirtaş davalarını yöneten de son dönemin meşhur siyasi davalar savcısı. Evlilik kutlaması dahil sık sık Erdoğan’la Saray’dan fotoğraf paylaşan, AKP’li siyasetçilerle buluşan, lüks hayatıyla tanıdığımız ünlü savcının “çekirdekten yetişme” hikayesi, kitapta şöyle yer alıyor:

“Erdoğan’ın kısa süren cezaevi serüvenindeki cezaevi savcısı ta kendisiydi. Hatta o dönemde, Erdoğan için cezaevinde verilen bir mangal partisine de katılmıştı.”

Demirtaş ile siyasi kavgaya girişebilirsiniz. Ona karşı en sert siyasi söylemi kullanabilirsiniz. Gazetelerde, televizyonlarda eleştirebilirsiniz. Ancak bir zamanlar öyle olan yargıyı, şimdi böyle kullanırsanız, hem ülkeye hem Cumhuriyet’e zarar verirsiniz. Davaların kurgusu, Demirtaş’ı siyasetin dışına itmek için, yargının açık bir şekilde kullanıldığını gösteriyor. Demirtaş’ın, terörle mücadele ya da devletin bekası için değil, Erdoğan’ın seçimlerde elini rahatlatmak için yargılandığı anlaşılıyor. Demirtaş hakkındaki hükmün, 2023 seçimlerine giremeyecek şekilde kurgulanması bile çok şey söylüyor. 28 Şubat ya da Gezi davaları gibi…. Fethullahçıların başlattığı işi iktidarın aparatları sürdürüyor. “Kullanışlı adalet”, adaletsizliğin yolu oluyor.

Her kapıyı açtığınız anahtara güvenmeyin. Ya bir gün sizin kapınızı da aralarsa…

Yazarın Son Yazıları

Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025