Ceren Kumbasar

Tasarımcı yabancı olsun 3 ‘cent’ fazla olsun

27 Aralık 2015 Pazar

Tasarımcı yabancı olsun 3 ‘cent’ fazla olsun

Yarışmanın kazananı Ferrari tasarımcısı Pininfarina ve Aecom olurken
“Neden Türkiyeli mimarlara güven duyulmuyor” sorusu gündeme geldi.

Ülke ekonomisinin bel kemiği olan gayrimenkul sektöründe, neden heykel gibi konumlandırılabilecek önemli bir yapıyı yabancı bir mimarlık ofisi yapıyor sorusunun cevabı merak konusu. Peki nedir Türk mimarlarda aranan ve belli ki ısrarla bulunamayan veya bulunmamaya çalışılan şey? Türkiye’de mimarlıkla ilgili iki temel sorun var. Birincisi hemen her konuda olduğu gibi mimarlıkta da yabancılar söz konusu olunca onlara koşulsuz teslim ve hayran olmamız, dolayısıyla da Türkiyeli mimarlara güven duymamamız. İkincisi de eli proje tutan her mimarlık fakültesi mezununu mimar sanmamız, mimarlıkla sanat arasındaki o ince çizgiyi görmemek için sektörel ve hatta toplumsal olarak direnmemiz.

Mimarlık ve sanat

Mimarlıkla sanat arasındaki organik bağ ancak nitelikli yapılar geliştirilirken ortaya çıkabiliyor. Gerçekten sanatçı duruşlu bir mimarın her eserinde o bağ fark edilmekle beraber, bazı mimarların da ilkokul seviyesini henüz aştığını düşünebilecek kadar düz ve sıradan yapılarla karşılaşabiliyoruz. Hani mimarlık sanat değil ya, sanat dallarından olduğuna emin olduğumuz müziği örnek alalım. Mesela, gitarıyla ses bile çıkaramayan sadece 1 kez dinlemeye tahammül edebileceğiniz besteleri olan bir besteci düşünelim. Ona sanatçı diyebilir miyiz? Bence diyemeyiz. Daha doğrusu dememeliyiz. İşte bu örnekte olduğu gibi, bir mimarlık fakültesinden mezun olup bir projeyi hayata geçirmiş her diplomalıya da mimar denmemeli bana sorarsanız.

Mimarlık, teknikle estetiğin, matematikle edebiyatın birleştiği yerde doğar. Bazen baskın gen tekniktir bazen estetik ama hem x hem y kromozomu olmadan sağlıklı bir çocuk dünyaya gelemez. Haliyle, mesleğin hakkını verebilecek bir mimar da bir projeyi mutlaka sanatçı kaygısıyla teknik bilgisini ancak inşa edilen projesinde yaşandığında anlayabileceğimiz ustalığıyla gerçekleştirmelidir. Türkiye adeta son 15 yıldır yeniden inşa ediliyor, her il kendi içinde bir şantiyeye dönüştü. Bu sebeple de artık iyi mimarların yapılarını daha sık görebiliyoruz.

Bazen adını sıklıkla duyduğumuz bazen de hiç adını duymadan tasarımlarından tanıdığımız mimarlarla karşılaşıyoruz. Bana sorarsanız, 3. kuleyi değil geleceğin Galata Kulesi’ni bile tasarlayabilecek yaratıcılıkta ve zekâda mimarlarımız var. Bunca tartışmanın arasında çok sayıda fark yaratan projelere imza atan mimarlarımıza sorduk. Dedik ki; projeyi nasıl buldunuz ve yabancı mimarların projelerine gösteren ilgiyle ilgili ne düşünüyorsunuz? Çarpıcı ve farklı projeleriyle dikkat çeken iki mimarımız cevapladı.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Ihlamur’a dokunma 3 Temmuz 2016
Demokratik şehircilik 25 Haziran 2016
Mayısta 1058 yeni firma 18 Haziran 2016
Uygulamacı Oscarları 12 Haziran 2016
Yeşile terk edin 5 Haziran 2016