Avrasya’da din savaşları kızışıyor
Deniz Berktay
Son Köşe Yazıları

Avrasya’da din savaşları kızışıyor

24.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Geçen hafta, Gürcistan’ın en nüfuzlu isimlerinden biri olan Gürcü Ortodoks Kilisesi’nin lideri (kendi tabirleriyle Katolikos-patriği) II. İlia hayatını kaybetti. Onun yerine kimin geleceği hem Rusya hem de Batı dünyası için büyük önem taşıyor.

Şimdi bazılarınız, “Avrasya coğrafyasında bu kadar önemli çatışma yaşanıyorken Ortodoks kilisesindeki çatışmaları mı buldun yazacak” diyebilirsiniz. Yok, öyle demeyin. Zira bu dini çatışmalar önemli ölçüde ABD (veya Batı) ile Rusya arasındaki güç mücadelesinin bir parçası. Bizi de yakından ilgilendiriyor: Ortodoks dünyasının onursal merkezi olarak kabul edilen Fener Patrikhanesi’nin neredeyse 600 yıldır Türkiye sınırları içinde bulunmasına karşılık, Fener Patrikhanesi’nin büyük güçler arasındaki çatışmalarda nasıl kullanıldığına ilişkin Türkiye’de yapılan çalışma çok az. (Bu konulara ilgi duyanlara, Cumhuriyet Yayınları’ndan çıkan “Rusya Batı Çatışmasında Fener Rum Patrikhanesi” adlı kitabımı naçizane tavsiye ederim.)

HAKEMLİK ROLÜ ÜSTLENDİ

Gürcü Ortodoks Kilisesi dünyanın en eski Ortodoks kiliselerinden biri. Fakat 1800’lü yıllarda Gürcistan topraklarının Çarlık Rusya’sına bağlanmasından sonra bu kilise de Rus Ortodoks Kilisesi’ne bağlanmış, Rusya’da çarlığın sonunu getiren 1917 Şubat Devrimi’nden sonraysa yeniden kurulmuştu. Rus Ortodoks Kilisesi’nin önündeki engelleri kaldıran ve bu kiliseyi adeta Kremlin’in sağ kolu haline getiren Stalin’in Gürcü Ortodoks Kilisesi’ne dokunmamış olması, dikkate değer (kendisinin de Gürcü kökenli olmasının bununla bağlantısı olabilir). Dolayısıyla Gürcistan, Sovyetler Birliği döneminde Rus Ortodoks Kilisesi’nin girmediği bir yer olarak kaldı.

İşte geçen hafta vefat eden Gürcü Ortodoks Katolikos Patriği II. İlia, 1977’den beri bu makamda bulunuyordu. II. İlia, bağımsızlık sonrası dönemde iç siyasi çalkantıların eksik olmadığı Gürcistan’da siyasi kesimler arasında hakemlik rolü üstlenmiş, böylelikle hemen her kesimin saygısını kazanmıştı.

GÜÇ DENGELERİ

Bu kilisenin dış politikadaki ağırlığı, 2008’deki Rus-Gürcü Savaşı’ndan sonra arttı: Rusya’yla Gürcistan’ın diplomatik ilişkilerinin tamamen kesildiği şartlarda iki ülke arasındaki ilişkiler, kilise üzerinden yürütüldü. Gürcistan’da Rus karşıtlığının zirvede olduğu o günlerde, II. İlia, Moskova’yı ziyaret edip dönemin Rus Cumhurbaşkanı Medvedev’le görüştü. İlia’nın kendisi de o nesilden pek çok rahip de Moskova’da dini eğitim almıştı ve bu yönüyle kilise, Gürcistan’ın bir ölçüde Rusya’nın etkisi altında olmasına katkıda bulunuyordu. Kilise, AB’de egemen hale gelen ultra liberal değerlere de karşı çıktığı için AB üyeliği karşıtlarının bir dayanak noktası haline gelmişti. Ayrıca kilise Moskova ve Fener Patrikhanesi arasında Ukrayna nedeniyle patlak veren krizde Moskova Patrikhanesi’inin tarafını tutmuştu.

Bu şartlarda bu kiliseye Batı (ve Fener Patrikhanesi) yanlısı birinin seçilmesi, Gürcistan’ı (ve genel olarak Güney Kafkasya’yı) Orta Asya’ya giden yol üzerinde anahtar ülke olarak gören Batı dünyası için özel önem taşıyor. II. İlia’nın cenaze ayinini, onunla arası hiç iyi olmayan Fener Patriği Bartholomeos’nun yönetmesi de Fener’in buradaki rahipleri etki altına alma çabası olarak görülebilir. Öte yandan Rusya yönetimi şu anda kilisenin başına vekaleten geçmiş bulunan başrahip Şio’nun adaylığına açık destek veriyor. Ermenistan ve Azerbaycan’ın ABD’yle yakınlaştığını düşünecek olursak, 40 gün kadar sonra yapılması beklenen Katolikos-patrik seçimleri bu nedenle Kafkasya ve genel olarak Avrasya’daki güç dengeleri açısından büyük önem taşıyacak.

Yazarın Son Yazıları

Dini özgürlük değil, din siyaseti

Geçen hafta ABD’nin dünyadaki Ortodoksları denetlemek için Fener Patrtikhanesi’nden yararlandığını ve Fener patriğinin, unvanlarına “Yeni Roma Patriği”ni eklediğini yazmıştık.

Devamını Oku
12.05.2026
Fener Patrikhanesi ve Bizansçılık

ABD’nin “ılımlı İslam” anlayışıyla Türkiye’de ve çevre ülkelerde neler yapmaya kalktığını hiç değilse FETÖ’nün icraatları göstermeye yetti.

Devamını Oku
05.05.2026
Putin’in ‘Ermeni soykırımı’ çıkışı

Her yıl 24 Nisan tarihinde Batılı ülkelerin “soykırım” iddialarını tekrarlamasına alışmıştık ama bu 24 Nisan’da Putin’in de bu koroya katılıp 1915 olaylarını “soykırım” diye adlandırması, pek çok kişi için sürpriz oldu.

Devamını Oku
28.04.2026
Soros’un safında mı olunmalı?

Bu hafta, yakın coğrafyamızdaki önemli bir gelişmeyi, Bulgaristan seçimlerini yazmayı düşünüyordum.

Devamını Oku
21.04.2026
Trump’ın Avrupa bozgunu

Macaristan’da geçen pazarki parlamento seçimlerinin hiç de 9.5 milyon nüfuslu bir Orta Avrupa ülkesinin iç işlerinden ibaret olmayacağı, bunun Avrupa’daki güç dengeleri açısından önemli bir seçim süreci olacağı belliydi (ben de bu konuyu bu köşede birkaç kez naçizane dile getirmiştim).

Devamını Oku
14.04.2026
Kafkasya ve Orta Asya’nın kilidi Ermenistan

İran Savaşı’nın en başında, bu savaşın Rusya için ikilemler içerdiğini yazmıştım.

Devamını Oku
07.04.2026