Trump’ın Avrupa bozgunu
Deniz Berktay
Son Köşe Yazıları

Trump’ın Avrupa bozgunu

14.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Macaristan’da geçen pazarki parlamento seçimlerinin hiç de 9.5 milyon nüfuslu bir Orta Avrupa ülkesinin iç işlerinden ibaret olmayacağı, bunun Avrupa’daki güç dengeleri açısından önemli bir seçim süreci olacağı belliydi (ben de bu konuyu bu köşede birkaç kez naçizane dile getirmiştim). Bu yazıda da kısaca ele alacağımız üzere seçimlerin, dünyadaki güç dengeleri bakımından ve RusyaUkrayna Savaşı bakımından önemli etkileri olacak.

Fakat beni şaşırtan, pek çok aydının Macaristan’da on altı yıllık Viktor Orban iktidarının sona ermesine bakarak “Yaşasıııın, tek adam rejimi sona erdi” türü yorumlar yapması oldu.

Oysaki bu seçimlerde, Macaristan’ın iç siyasi etkenlerinden ziyade, uluslararası şartlar belirleyici oldu. Seçimlerde ağır yenilgiye uğrayan Başbakan Orban, muhafazakâr sağ çizgide bir politikacı ve ABD’deki Cumhuriyetçilerle, Başkan Trump’la aynı çizgide. Ortak çizgilerinin olduğu bir konu da, Rusya-Ukrayna savaşı: Her ikisi de bu savaşın bir an önce sona ermesi gerektiğini savunuyor. Dahası bu konuda Trump’ın Avrupa’daki en büyük destekçisi, Macaristan ve Slovakya yönetimleriydi. Orban’ın rakibi Tisza Partisi lideri Peter Magyar ise Batı’da özellikle Rusya karşıtı çevrelerin, yani ABD’deki Demokratların, İngiltere’nin ve AB’nin desteğine sahipti. Bu bahsettiğimiz ülkeler ve çevreler, muhalif aday Magyar’a her türlü açık desteği verdi. Dolayısıyla burada halkın tek adam iktidarına isyanı falan değil, çok somut şekilde Batı’nın iki kanadının çatışmasıydı söz konusu olan.

Orban’ın Rusya’yla da iyi ilişkilerinin olmasına karşılık Moskova, Macaristan seçimleriyle ilgili açıklama yapmaktan kaçınmıştı. Zira Macarların tarihsel olarak Ruslardan hoşlanmadığını Rusya da iyi biliyor (Macarlar’ın kendilerini Ortodoks ve Müslümanlara karşı Katolikliğin doğudaki kalkanı olarak görmelerine karşılık Rusların kendilerini Ortodoksluğun koruyucusu olarak görmesi gibi tarihten gelen etkenleri bir yana bıraksak da Sovyetler Birliği’nin 1956’da Macar İsyanı’nı kanla bastırması, Macarların ulusal hafızasında bütün tazeliğini hâlâ korur). Orban’a uluslararası alanda en net desteği Trump verdi. Trump’ın sosyal medyadan Macarları Orban’a oy vermeye çağırmasına ek olarak ABD Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD Başkan Yardımcısı Vance, Macaristan’ı ziyafret edip Orban’a desteklerini açıkladı.

MUHALEFETE İNGİLTERE VE AB DESTEĞİ 

İngiltere’nin başını çektiği cepheyse muhalefet adayına böyle bangır bangır oy çağrısında bulunmadıysa da İngiliz ve Alman devlet yayın kuruluşları çok açık şekilde Orban’ın aleyhinde yayınlar yapıp Magyar’ı parlatıp durdular. Seçimlere birkaç gün kala, Orban’la Putin arasındaki ilişkileri ortaya çıkarıp kara propagandaya odaklandılar. ABD’de bizim bildiğimiz, adını duyduğumuz yayın organlarının pek çoğu da Demokratlara yakın olduğu için, muhalefet lideri Magyar’ı biz, Trump’ın siyasi rakiplerinin gözlüğünden öğrendik.

Trump’a Avrupa ülkelerinde tepkiler çok yoğun olduğundan, onun bir kişiye açık destek vermesinin olsa olsa ters etki yarattığı görüldü. Ayrıca Trump’ın açık destek verdiği adayın kaybetmesi, Trump’ın prestijine de ağır bir darbe anlamına geliyor. Kazananlarsa liberal ve Rusya karşıtlığını savunan kesimler oldu.

Magyar’ın iktidara gelmesiyle AB’nin Ukrayna’ya tahsis ettiği 90 milyar Avro’luk kredinin üzerinden Macar vetosu kalkar. Bundan da ötede, Rusya-Ukrayna Savaşı’nı bir an önce bitirmeyi isteyen Trump’ın peş peşe güç ve prestij kaybına uğraması, onun Rusya ve Ukrayna üzerinde baskı yapma imkânını azaltacağı için Ukrayna savaşının uzamasını isteyen İngiliz-Alman kanadının etkisi artmış olacak. Bu da Rusya-Ukrayna savaşının bir süre daha devam edeceğini gösteriyor.

Batı’nın iki çıkar grubu arasındaki çatışmayı, “Macar halkının diktatöre karşı mücadelesi” gibi sunmak ne kadar doğru, bu yazdıklarım eşliğinde bunun tekrar düşünülmesi iyi olur sanırım.