Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu’na saygıyla...
Dikmen Gürün
Son Köşe Yazıları

Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu’na saygıyla...

14.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

48 yıl önce, 1 Nisan 1978 yılında yitirdiğimiz Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu bir eğitim bilimci, felsefeci ve yazar olarak tiyatro tarihimizde önemli bir yerde durur. 1941 yılında Halk Kitapları tarafından basılan Tiyatro adlı eserini özenle saklar ve zaman zaman da dönerek okurum... Kitabın önsözünde o gün sorduğu “Tiyatro nedir?” sorusuna verdiği cevap bugüne de bir göndermedir sanki: “Bütün arızi modlarından soyulmuş, kendi üzerinde, saf ve mutlak olarak tiyatro nedir? Bu sorunun cevabını vermek tiyatronun felsefesini yapmak olur. İşte ben buna heves etmiş ve emek vermiş bulunuyorum.”

1930’lu yıllarda çıkarmaya başladığı Yeni Adam dergisinde sürekli olarak “Tiyatro nedir?” sorusunu irdelemiştir. Daha sonraki yıllarda bu konuda çıkan yazılarından “tiyatro felsefesinin ilk kırıntıları” olarak söz edecektir. Yukarıda değindiğim gibi, Tiyatro kitabı bu alanda önemli bir çalışmadır. Beş bölümden oluşan 63 sayfalık kitabın başlıkları şöyledir: Tiyatronun Özü, Öz Tiyatro, Tiyatro İhtilalcileri, Tecrübeler ve de Sentez.

MİLLİ TİYATRO ÜSTÜNE 

Bugün yeterince tanıyor mu genç kuşaklar, genç tiyatro dünyası Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu’nu? Sanmıyorum. Benim, yıllar önce; Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro Kürsüsü’nde sevgili hocam Prof. Dr. Sevda Şener danışmanlığında doktora tezimi yaparken bu alandaki makalelerinden, yazdığı oyunlardan, çeşitli alanlarda eserlerinden ve söz konusu kitabındaki yazılarından tanıdığım Baltacoğlu, günümüzde yeniden okunması, araştırılması gereken bir tiyatro düşünürü. “Bizim bir tiyatro felsefemiz yoktur” diyen Baltacıoğlu, tiyatronun bina, sahne, oyunculuktan önce kafa işi olduğunu vurgular. “Türkiye’de milli tiyatro var mı?” sorusunu ortaya atar. Batı taklitçiliğini sorgular ve kendi sözleriyle, Türk tiyatrosunun Batı’nın romantik tiyatro geleneğinden kendini kurtarması gerektiği üzerinde durur. 1951 Kasım’ında Yeni Adam dergisindeki şu saptaması bugün için de önemlidir: “Sahneyi kurum, kuralı yasa, göreneği gelenek sandık. Avrupa’nın yaratıcı dehasını edinmeye değil, parlak gösterişlerini edinmeye yeltendik. (…) Bizden önce gelenler, karagözcüler, meddahlar, sohbet oyuncuları, tuluatçılar kabuk yerine özü, dış yerine içi, kalıp yerine canı, ölü yerine diriyi yakaladıkları için eşsiz, özgün yaratım örnekleri verdiler. Biz ne yapabildik?”

 ÖZ TİYATRO

“Öz tiyatro” kavramı üstünde ısrarla duran Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu; “Aktör, tiyatronun, temsil sanatının öz elemanı, cevheri, tiyatronun kendisidir” der ve devam eder; “İmdi hürriyetini, faaliyetini, gayesini aktörün yaratıcı temsil kudretinde arıyacak yerde, edebi, tezyini, ilmi ve pitoresk elemanlarda arıyan bir tiyatro, tiyatronun esasından uzaklaşmış olur.” Elbette ki günümüzde çok yönlü tartışmaya açık bir yaklaşım olarak da ele alınabilir bu saptamalar.

Sonuçta, şu bir gerçektir ki Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu tiyatroya bir sistem getirmek için çok yönlü çalışmalar yapmıştır. Onun tiyatro felsefesini, görüşlerini, dünyasını bu yazı sınırları içine sığdırmak olanaksız. Makaleleri, oyunları, çocuk ve okul tiyatrosu, Halkevleri odaklı çalışmaları zengin açılımlarla beslenmiş bir kültür dünyasının varlığını yansıtır. Atila Alpöge’nin, “Yorumlanmayı Bekleyen Baltacıoğlu” yazısı ile Mitos Boyut Yayınları tarafından, 2006 yılında yeniden basılan ve Tiyatro kitabının tamamı ile hocamızın diğer çalışmalarını da içeren Tiyatro Nedir? kitabında belirttiği gibi, genç araştırmacılara bu hususta önemli bir sorumluluk düşüyor.