Emek Dünyası

Kıdem tazminatının 84 yıllık öyküsü

10 Aralık 2020 Perşembe

OLCAY BÜYÜKTAŞ

Her dönem bir baskı geldi, 50 yılda 15 düzenleme yapıldı

Türkiye işçi sınıfının 1936’dan beri sahip olduğu kıdem tazminatı hakkının başına getirilmek istenenler kitaplaştırıldı.

Kimi el koymak istedi kimi fona devretmek. Türkiye işçi sınıfının 1936 yılından beri sahip olduğu kıdem tazminatı hakkı için son 50 yıldır bir mücadele veriliyor. Türk Metal İş sendikası, kıdem tazminatının 84 yıllık öyküsünü, “Son Kale Kıdem Tazminatı Mücadelesinde Türk İş” adıyla kitaplaştırdı. Uğur Polat tarafından kaleme alınan kitap kıdem tazminatını inişli çıkışlı yolculuğunu anlatıyor. Alın teriyle geçinenlerin, her geçen yıl tükenen yaşamının birikimi olan, emeklilik sonrası bütün planlarını bağladığı, sabırla beklediği kıdem tazminatı, aynı zamanda, çalışanların iş güvencesi anlamına da gelen kıdem tazminatının yıllarca işverenler tarafından bir yük olarak görüldüğü, hedef haline getirilerek, kaldırılmasının talep edildiği anlatılan kitap Uğur Polat tarafından hazırlandı. Kitaptaki 84 yıllık öyküden dikkat çeken kesitler özetle şöyle:

- İşçi sınıfının bu muazzam birikimi, hükümetler için de, fona dönüştürülüp, başka alanlarda kullanılacak bir kaynak olarak değerlendirildi. Yaklaşık elli yıldır, kıdem tazminatına el koymayı, bir fona devretmeyi hedefleyen 15 ayrı yasal düzenleme girişiminde bulunuldu. 

- Ancak, kıdem tazminatına yönelik bu girişimler, her seferinde, işçi sınıfının kararlı mücadelesi sonucu engellendi; “girişim” aşamasında kaldı. 

- Kıdem tazminatı gibi önemli bir birikimin fona devredilmesi düşüncesi, çalışma hayatının gündeminden hiç düşmedi. Son elli yılda göreve gelen hükümetlerin programlarında bu konu daima yer aldı. Kıdem tazminatı konusunda başından beri hassasiyetini koruyan sendikaların da, kontrolü ve kullanım hakkı işçilere ait olmayacak bu fon planlarına olumsuz yaklaşımı hiç değişmedi. Özü itibarıyla, kıdem tazminatının bir fona devrini öngörmesine karşın, bu konudaki yasal düzenleme girişimleri her dönem yeni, farklı isim ve içeriklerle kamuoyunun gündemine getirildi.

Altı günlük meclis

Kıdem tazminatının fona devrine ilişkin tartışmaların geçmişi, 14 Şubat 1954 tarihinde başlayan ve 6 gün süren İkinci Çalışma Meclisi’ne kadar uzanıyor. Çalışma Meclisleri, çalışma hayatına dair politikaların belirlenmesi amacıyla iktidar, işçi ve işveren temsilcilerini bir araya getiren ve ilki 1947 yılında düzenlenen toplantılardır. 

İkinci Çalışma Meclisi’nde, kıdem tazminatı fonuna ilişkin ilk öneri ortaya atılırken, alınan kararlarda, “Kıdem hakkına tekabül eden karşılıkların işyerlerinde ayrı bir fon halinde veya karşılıkların umumi bir fonda Çalışma Bakanlığı’nca araştırılması…” ifadesine de yer veriliyordu. 

22 Ocak 1962 tarihinde toplanan Üçüncü Çalışma Meclisi’nde, gazete işverenleri, ödeyecekleri primler karşılığında kıdem tazminatının Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmasını talep ediyordu. İşçilerin 1936 yılından beri var olan kıdem tazminatı hakkı, 84 yıllık geçmişinde hep hedef oldu, kaldırılması, kapsamının daraltılması ya da bir fona devredilmesi tartışmaları hiç bitmedi. Bir başka deyişle, kıdem tazminatı konusu, sosyal taraflar arasında tam anlamıyla bir mücadele alanına dönüştü. Bu mücadelede en önemli rolü Türkiye işçi sınıfı ve onu ağırlıklı olarak temsil eden Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRKİŞ) üstlendi.

TÜRK-İŞ’in tutumu hiç değişmedi

Türkiye’nin en büyük işçi sendikaları konfederasyonu olan TÜRK-İŞ, en başından itibaren, emekçilerin kendisi ve ailesi için en temel ve vazgeçilmez hakkı olarak gördüğü kıdem tazminatı ile ilgili olumsuz hiçbir adımı kabul etmeyeceğini açıkladı ve bu tutumunu yıllarca korudu. 

Kıdem tazminatının çalışanlar açısından önemini, vazgeçilmezliğini birçok genel kurulunda çeşitli vesilelerle dile getiren Türk-İş, 21, 22 ve 23. genel kurullarında kıdem tazminatına ilişkin oybirliği ile, “Kıdem tazminatı Türkiye işçi sınıfının ve TÜRK-İŞ’in kırmızı çizgisidir. 

TÜRK-İŞ Genel Kurulu, bugün çalışanlar ve gelecekte çalışacak olanlar için kıdem tazminatının mevcut haliyle korunmasından yanadır. TÜRK-İŞ’in kıdem tazminatının fona devredilmesi, süresinin azaltılması gibi bu hakkın tasfiyesine ya da zayıflatılmasına yönelik her türlü girişimin karşısında cevabı genel grev olacaktır’ kararını aldı.

Madenci yeni yıla direnişle giriyor

Soma ve Ermenek’te sayıları bini aşkın madencinin tazminatlarını almak üzere verdiği direniş yılları, yürümek için yola çıktıkları ve çeşitli baskılara karşı sürdürdükleri mücadelede 100 günü geride bıraktı. Madencilerin yılbaşını da direnişle geçireceklerini belirten Bağımsız Maden İş Başkanı Tahir Çetin, Soma ve Ermenek’te maaşların alındığını ancak tazminatlar için bekleyişin sürdüğünü belirtti. 

Ermenek’te asıl olarak maden ocaklarını, ruhsatı 2010 yılında sona ermesine karşın, haksız bir şekilde uzatılan Özbey ailesinin işletmesini istemediklerini söyleyen Çetin, “Müzakereden yana olan ve sürekli müzakere zeminleri sürsün diye geri adım atan biz olduk. Hâlâ bekliyoruz. 

10 Aralık Perşembe günü saat 15.00’te Güneyyurt Meydanı’nda basın açıklamamız var. Verilen sözlerin tutulmasını tekrar hatırlatacağız. Bir hafta sonra bir daha basın açıklaması yapacağız” dedi. Çetin, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kendilerine söz verdiğini 15 Ocak’a kadar Enerji ve Çalışma Bakanı ile biraraya gelerek bir çözüm üreteceklerinin kendilerine iletildiğini hatırlattı.

DİSK’ten vergi dairesi önünde asgari ücret eylemi

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) 10 bölgede vergi daireleri önünde yaptığı açıklamalarda, asgari ücretin insanca yaşanabilecek bir düzeye yükseltilmesini ve vergiden muaf tutulmasını istedi. İstanbul Vergi İdaresi Başkanlığı önünde yapılan ve DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun da aralarında bulunduğu sendika üyeleri, İstanbul Vergi İdaresi Başkanlığı önünde toplandı. 

Grup, “Asgari yaşamak istemiyoruz”, “Asgari ücret net 3 bin 800 net” şeklinde slogan attı. Çerkezoğlu, asgari ücretin neden vergilerden muaf olması gerektiğini şöyle dile getirdi: “Asgari ücretli bir işçinin brüt ücretinden damga vergisi, gelir vergisi, primler ile KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergiler de hesaba katıldığında 1000 TL’ye yakın bir kesinti olmaktadır. Yani 2 bin 943 TL brüt asgari ücretin yalnızca 1960 TL’si işçinin eline harcanabilir olarak geçmektedir. Bir başka ifadeyle asgari ücretli işçi yılın 122 günü vergi ve diğer kesintiler için çalışmaktadır.”

Haber-Sen’den sürgün tepkisi

Haber-Sen, PTT yönetiminin Haber-Sen Genel Sekreteri İbrahim Damatoğlu’nu Zonguldak’tan Şanlıurfa’ya sürgün etmesine tepki gösterdi. Sendika tarafından yapılan açıklamada, Damatoğlu’nun pandemi sürecinde gerçekleri dile getirmesi nedeniyle sürgün edilmesinin kabul edilemeyeceği ifade edildi.

İstanbul’da 135 işçi yemekten zehirlendi

İstanbul’da Maltepe ve Beykoz ilçelerinde birden fazla inşaat şantiyesinde çalışan işçiler dün yedikleri yemekten sonra rahatsızlandı. İstanbul Valiliği’nden yapılan açıklamada “Toplam 135 kişi gıda zehirlenmesi şüphesi ile çeşitli hastanelere sevk edilmiştir. Hastanede tedavileri gerçekleştirilen hastalar arasında hayati tehlikesi olan yoktur" denildi.

PTT-Sen’den direniş çadırı

PTT’de sendika üyeleri olmaları nedeniyle işten çıkarılan ve ücretsiz izin uygulanan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de bulunduğu taşeron işçiler; İstanbul, Ankara ve Bursa’da PTT baş müdürlükleri önünde eyleme başladı. Pek çok kentte PTT Müdürlükleri önünde direniş çadırı kurdu. 

“PTT’de sendikal baskı son bulsun, işten çıkarılanlar işe iade olsun” yazılı pankart açılan eylemde açıklamayı PTTSen Eğitim Sekreteri Ulaş Sandıkçı okudu. Türkiye genelindeki 15 bin PTT taşeron işçisinden 6 bininin sendikalarına üye olduğunu belirten Sandıkçı, “PTT taşeron işçileri bu kurumun tüm yükünü sırtında taşıyan ama düşük ücret alan, mobbinge maruz kalan, koronada, salgında sağlığı hiçe sayılan PTT’nin üvey evlatlarıdır” diye konuştu.

Belediye işçisine yüzde 14 zam

Devrek Belediyesi ile Belediye-İş Sendikası arasında şirket personeli olarak çalışan 215 işçiyi kapsayan toplu iş sözleşmesi imzalandı. Sözleşme, Devrek Belediye Başkanı Çetin Bozkurt ile Belediye İş Zonguldak Şubesi Başkanı Osman Karataş arasında bir yıllığına imzalandı. 

Sözleşmeyle işçi ücretlerine sosyal hak ve yeni kazanımlarla yüzde 14 oranında zam yapıldı. Belediye İş Sendikası Zonguldak Şube Denetim Kurulu Başkanı Tuncay Ulupınar “Sayın Başkanımız emekten, emekçiden yana gösterdiği tavrıyla sosyal belediyeciliğin en güzel örneğini ortaya koymuştur” diye konuştu. 

1 Temmuz 2020’dan geçerli olacak sözleşmeye ilişkin Bozkurt, “Göreve geldiğimizde sendikal hakları olmayan işçilerimizi sendikalı yapmıştık. Bu sözleşme 696 sayılı KHK ile belediye şirketlerine kamu iktisadi teşekküllerine geçişleri yapılan ve şirket personeli olarak çalışan 215 işçimizi kapsıyor. Bu 215 arkadaşımızdan da memnunuz” dedi.


Yazarın Son Yazıları

İşçinin Kod 29 zaferi 25 Şubat 2021
Çiftçi-Sen’e destek 18 Şubat 2021
İşçiye Kod 29 zulmü 4 Şubat 2021
Tersaneler kara tabut 28 Ocak 2021
Madenciye sert müdahale 26 Kasım 2020
Güç birlikten doğdu 12 Kasım 2020