Emek Dünyası

Tarımda çalışan kadınlar sadaka değil güvence istiyorlar

22 Ekim 2021 Cuma

OLCAY BÜYÜKTAŞ

  • Küresel olarak tarımda, gıda güvenliğinde ve beslenmede önemli rol oynuyorlar. Günde en az 16 saat çalıştıkları halde büyük bir çoğunluğu bir sonraki öğünde ne yiyeceğini bilmiyor.
  • Türkiye’de tarımda çalışanların en az yüzde 42’sini oluşturuyorlar. Ancak sosyal güvenlik sistemi içinde değiller ve artık bu gidişe dur diyorlar.

Kırsal kesimdeki kadınlar tarım-gıda sistemlerinde ve kırsal ekonomide hayati roller oynuyor. Kırsal kesimdeki kadınlar dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. Dünyadaki tarımsal işgücünün ise yaklaşık yüzde 41’ini.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) her yıl 15 Ekim’i Uluslararası Kırsal Kadınlar Günü olarak kutluyor. Bu yıl da bugünde, onların tarımsal ve kırsal kalkınmayı güçlendirmeye, gıda güvenliğini iyileştirmeye ve kırsal yoksulluğu ortadan kaldırmaya katkıları takdir edildi. Söz konusu kadınların karşılaştıkları sorunlar, pandemi ile ağırlaşan yükleri ve istekleri dile getirildi. Aralarında Hindistan’da eski Serbest Çalışan Kadınlar Sendikası (SEWA) Genel Sekreteri Reema Nanavaty, ILO’da kırsal ekonomi uzmanı Elisenda Estruch Puertas’ın yer aldığı çalıştayda kadınlar yaşadıklarının yanı sıra neler istediklerini ve neler için mücadele edeceklerini de dillendirdi. Burda yapılan konuşmalardan çıkan ortak sonuç ise artık tarımda çalışan kadınların sadaka ya da hayırseverlikle yapılan yardımlar değil sosyal güvence ile güçlenmek istedikleri...

İKİ UCU KESKİN BIÇAK

1.6 milyon kayıt dışı çalışan üyesi bulunan SEWA temsilcisi Natavaty’in söylediklerini özetlediğimizde Hindistan’taki durumun bizden pek de farklı olmadığı ortaya çıkıyor. Neler mi anlattı Natavaty, özetle şunları:

SEWA, dünyadaki en büyük kayıt dışı işçi örgütü. Son bir buçuk yıl çok çok yıkıcı oldu kırsal kadınların yaşamları ve geçim kaynakları için. Ekonomik faaliyetlerin çoğu durma noktasına gelirken, şoku en çok emen tarım sektörü oldu. Onlar tüm ülkenin karnını doyurmak zorundayız aynı zamanda da kendi geçim kaynaklarını sağlamak zorundayız. Ve milyonlarca göçmen işçinin. Çünkü bu dönemde milyonlarca göçmen işçi şehirlerden köylerine döndü. Buradaki kadınlar sadece altı kişilik ailesini beslemek için birden fazla geçim kaynağı peşinde koşmak zorunda. Üyelerimizden biri “Yoksul olduğumuz için, bizim özsaygımız ve yaşama hakkımız yok mu?” Bu soruyu yanıtlamak da zordu... Çünkü küçük çiftçilerin durumu farklıydı. Tarım işçilerininki daha da kötüydü.

Çiftçiler, pazarlar açılacağı zaman hasatlarını satacaklardı. Ama tarım işçileri ne yapacaktı? Çünkü onların hayatlarını sürdürmesinin tek yolu çalışmak. Bu iki yanı keskin bir bıçakta yürümek gibi... Çoğu zaman sonraki öğünü bulmakta zorlandılar.

Bu dönemde 391 üye yaşamını kaybetti. 266 kız kardeş kocalarını kaybetti. Ve 1017’den fazla üye ailelerinde ölüm bildirdi. Yetim kalan 252 kadar çocuğumuz var.

Bu aileler çocuklarını okullardan almak zorunda kaldı. Ve hâlâ sonrasının ne olacağını da bilmiyoruz...

İŞ VE GELİR GÜVENCESİ

Bu durumu değiştirmek için, tarımda güvencesiz çalışan kadınlar ne istiyor peki... Natavaty, gelen önerileri kısaca şöyle özetliyor: “Neredeyse elli yıllık deneyimimizden öğrendiklerimiz: hayırseverlik istemiyorlar ama tek istedikleri karşılığını alarak çalışmak. Gerçekten ne olacak çok önemli olan evrensel sosyal korumaya erişim ve buna beceri geliştirme, beceri çeşitlendirme, acil birinci basamak sağlık hizmetlerine erişim, çocuk bakımı hizmetleri, sigorta, gıda güvenliği. Yani kısaca kadınlar olarak tam istihdam diyoruz, iş ve gelir güvencesi olan, temel destek hizmetlerine ve gıda güvenliğine erişim. Bu sağlandığı sürece kadınlar ve haneleri asgari gelire sahip olabilecek. Geçim kaynağı stabilize olacak. Bu nedenle üzerinde çalıştığımız şey, bu geçim kaynağını oluşturacak kırsal işçiler için dayanaklılık fonu...”

Çalıştaydan çıkan sonuç şu ki yerel birlik ve kooperatifler kurarak kırsaldaki kadınların seslerini güçlendirmek için onların gereksinimlerinin dikkate alınması gerekiyor. Artık bir değişime gitmek gerekiyor, çünkü artık bir şeyleri değiştirmenin, daha fazlasını yapmanın zamanı geldi.

Hem de daha iyisini yapmak için. Kırsaldaki kadınları güçlendirmek en öncelikli iş olmalı. Bunun sadece tarımda verimlilik üzerinde önemli bir etkisi olmayacak ama aynı zamanda gıda güvenliğini iyileştirmede ve kırsal ekonomilerde kapsayıcı bir toparlamayı da sağlayacak.

KEŞKE SGK’Lİ İŞİM OLSA...

Türkiye’de kadınların en yoğun çalıştığı sektörlerin başında geliyor tarım. Çalışıyorlar ama çoğusu ev işçisi olarak geçiyor. Yapıtıkları işin az da olsa bir geliri var ama güvencesi yok. Kayıtlı değil. Türkiye’de tarımda istihdam edilenlerin sayısı 5 bine yaklaşıyor. Toplam istihdamın yüzde 17.2’sini oluşturan tarımsal istihdamda erkek ve kadın çalışan sayısı birbirine çok yakın. TÜİK Ağustos 2021 verilerine göre Türkiye’de tarımda 4 milyon 947 kişinin 2 milyon 64 binini kadınlar oluşturuyor.

Bu konuda iki yıl önce Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü  Öğretim Üyesi Mustafa Hakkı Aydoğdu tarafından yapılmış bir araştırmaya göre, söz konusu kadınların yüzde 36’sı aslında SGK’li yani Sosyal Güvenlik Kurumu’na kayıtlı bir işte çalışmak istiyor. Yani 2 milyon kadının 700 bin civarı güvenceli bir iş istiyor. Tarım işçiliğini, koşulları zor ve ücreti az olarak görenler ile yapacak başka bir iş olmadığı için tarımda çalıştıklarını söyleyenleri oranı da yüzde 35.2. Tarımda çalışanlar arasında en yüksek eğitim seviyesi lise olup bu grubun tamamı tarım işçiliğini, yapacak başka bir iş olmadığı için yaptıklarını belirtiyor.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları