Erdal Sağlam

Karşılık kararı, faiz indirimini kolaylaştırmaz

16 Eylül 2021 Perşembe

Piyasaların gözü, önümüzdeki hafta yapılacak Merkez Bankası toplantısında verilecek faiz kararına çevrilmiş durumda. Böyle bir ortamda Merkez Bankası, döviz cinsi mevduatların zorunlu karşılıklarını iki puan artırınca, piyasalarda erken indirim kaygısının arttığı görüldü.

Yaz aylarını sakin geçiren piyasalar, yıllık enflasyonun politika faizini aşıp 19.25’e çıkmasıyla birlikte hareketlenmeye başladı. Bunun ardından Merkez Bankası TÜFE yerine, düşen çekirdek enflasyona odaklanacaklarını söyleyince, piyasalardaki yeni hareketli dönemin başladığını söyleyebiliriz. 8.3 TL’lerde seyreden dolar kuru, bu gelişmelerin ardından 8.45 TL civarına çıktı.

Dünkü zorunlu karşılık kararından sonra kurlarda önemli bir hareket görülmedi. Bu da piyasaların “zorunlu karşılık artırım kararını erken faiz indirimine yeni bir hazırlık olarak yorumlamadığı” anlamına gelebilir. 

Piyasaların asıl dikkati önümüzdeki haftaya çevrilmiş durumda. Merkez Bankası’nın 23 Eylül’deki faiz kararından önce yapılacak Fed toplantılarından çıkacak kararlar, hem Merkez Bankası’nın kararını hem de piyasalardaki asıl yönü belirleyecek.

Fed, beklentiler doğrultusunda çıkan yeni enflasyon rakamlarına rağmen, önümüzdeki haftaki toplantısında varlık alımlarının azaltılmasına dönük takvimi açıklayabilir. Eylül ya da en geç ekim ayında zaten bu takvimin açıklanması bekleniyordu. Piyasalardaki beklenti, yıl sonu gelmeden varlık alımlarının azaltılmasına başlayacağı bir takvim açıklanması yönünde.

Eğer önümüzdeki hafta Fed tarafından bu karar alınıp açıklanırsa küresel finans sisteminde yeni bir sürecin başlangıcı olacak. Gerçi alımların azaltılmasının ne zaman sonlandırılacağı ve faiz artırımına başlamak için verilecek sinyaller önemli olacak ama takvimin açıklanması bile bizim gibi gelişmekte olan ülkelere fon akışının azalmasının başlangıcı gibi kabul edilecek.

Bu karar alındığı takdirde bizim Merkez Bankası’nın işi çok daha zor bir hale gelecek. Zaten normal koşullarda faiz indirimi değil, faiz artırımı yapılması gerekirken, indirimin konuşulması bile gereksiz bir tartışma sayılmalı. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz indirimi baskısı nedeniyle Merkez Bankası’nın bu kararı alacağına kesin gözüyle bakılıyor. Piyasalarda artık indirim değil, indirimin ne zaman yapılacağı asıl tartışma konusu oluyor.

Özellikle yurtdışı yatırımcılarda Merkez Bankası’nın çekirdek enflasyon açıklamasından sonra “erken faiz indirimine gidileceği” korkusunun arttığını biliyoruz. Gerçi yabancı bankalar şartların ancak yıl sonundaki son iki ayda indirime izin vereceğini belirtiyorlar ama bundan önce de indirim yapılabileceği tedirginliği sürüyor.

DAHA ÇOK REZERV HAMLESİ GİBİ

İşte dünkü iki puanlık yabancı para mevduatı zorunlu karşılık artırımı kararının bu kapsamda tartışıldığı görüldü. Aslında temmuz ayında Merkez Bankası bu hareketi başlatarak iki puanlık artırım yaparken, TL cinsinden zorunlu karşılık tutulmasını sınırlandırmıştı. Dünkü kararla toplamda yabancı para mevduatın zorunlu karşılığı dört puan artırılmış, TL cinsinden karşılık tutma imkânı tümüyle kaldırılmış olacak.

Merkez Bankası yaptığı açıklamada, 1 Ekim 2021 tarihi itibarıyla TL cinsi zorunlu karşılık tesislerinin yaklaşık 13.9 milyar TL, döviz ve altın cinsinden zorunlu karşılık tesislerinin ise yaklaşık 3.4 milyar dolar karşılığı tutarında artmasının beklendiğini söyledi.

Bu kararı aldı diye yabancı para mevduatlarındaki artışı durdurmak mümkün değil. Zaten döviz mevduatında önemli bir faiz geliri olmuyor, insanlar TL cinsi tasarruf yerine fiyatının artmasını bekledikleri döviz cinsleri üzerinden tasarruflarını tutmayı tercih ediyorlar. Temmuzdaki bu karara rağmen döviz mevduatlarındaki artışın devam etmesi de bunun en iyi kanıtı.

Merkez Bankası’nın piyasadan zorunlu karşılık kararıyla döviz ve TL çekerek, iç talebin sınırlandırılmasını çok amaçlamadığı da ortada. Elbette etkisi olur ama buradaki asıl etkinin faiz kararıyla olabileceği, bunun da yapılamadığı biliniyor.

“O zaman zorunlu karşılıklar neden artırılıyor” denildiğinde ortaya çıkan ortak kanı; Merkez Bankası’nın eriyen döviz rezervlerini artırmak için bu yola gittiği yönünde. “128 milyar dolarlık rezervini erittiği” suçlaması AKP’nin üzerine yapıştı, bunun telafisi için gerek swap’larla gerek söylediklerinin aksine döviz cinsi borçlanmayı artırarak gerek zorunlu karşılıkları artırarak rezervleri artırmanın peşine düştüler diyebiliriz.

Elbette zorunlu karşılık kanalıyla Merkez Bankası’na gelen döviz bir anlamda ödünç alınan bir döviz. Kısacası; bu hamlelerle eksi 40 milyar dolar düzeyindeki net döviz rezervlerini artıramıyorlar ancak brüt döviz rezervini daha yüksek göstermiş olacaklar.

Fed sonuçları alınacak kararda tabii ki etkili olacak ama Merkez Bankası’nın bu ay faiz indirim kararı vermeye cesaret edebileceğini sanmıyorum.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları