İroni değil, gerçek!
Feridun Andaç
Son Köşe Yazıları

İroni değil, gerçek!

18.07.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bugün size, Anadoluhisarı’ndaki Şeyhülislam Yasincizâde Abdülvehhap Bey Yalısı’nda bir sabah kahvaltısında buluştuğum Ali Rıza Bozkurt ile yaptığımız uzun sohbetten söz etmek istiyorum.

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olduğu günlerin sonrasındaydı bu görüşmemiz. CHP ve MHP adayı olarak 2014’te ortaya çıkarılan İhsanoğlu, aslında Ali Rıza Bozkurt’un adayıydı! Daha doğrusu Erdoğan’ın kazanabilmesi için ABD’nin empoze ettiği, Bozkurt’un da bunu organize ettiği bir aday.

Bu hiç de şaşırtıcı gelmesin size!

Buluştuğumuzda bu yalının öyküsünü anlatırken Bozkurt, buranın aynı zamanda, birçok siyasi antlaşma/görüşmenin mekânı olduğunu söylemişti.

Kendisi de Amerika’da nüfuzlu bir iş insanıydı. Yalının, Baba Bush’la Bozkurt’un fotoğraflarıyla süslenmiş genişçe salonunda konuşurken bu yakınlığının öyküsünü de yine kendisinden dinlemiştim. Baba Bush’u seçim kampanyasında maddi manevi desteklemiş, bunun semeresini de almıştı.

Ben o gün aslında, Amerika’nın bir ülkenin içişlerine, siyasetine nasıl müdahale ettiğinin öyküsünü dinliyordum Bozkurt’tan. Bir yandan da onun anlattıklarının satır aralarından çıkarımlarda bulunuyordum.

***

Truman’la başlayan “yeni Amerikan müdahaleciliği”nden söz eden Frances Stonor Saunders, şunun altını çizer:

O dönemde Kongre’de yapılan tartışmalardan çıkan sonuç şudur: “Avrupa’nın bir geleceği olacaksa bu gelecek artık pax Americana’ya bağlı olacak”tı.(*)

Bu da şu demekti: “Marshall planı”yla Amerika savaş sonrası dünya sahnesinde en belirleyici ülke konuma gelmeli. Bu hedef doğrultusunda, gizli fonların destekleri özellikle azgelişmiş/gelişmekte olan ülkeler için kullanıma sunuldu. Bunun amacı da şuydu: İç siyaseti ve toplumsal yaşamı bir nevi yeniden “dizayn” etmek.

Ülkemizde Demokrat Parti’nin kuruluş süreci de tam böyle başlar.

Bir nevi “yerli işbirlikçi” diyebileceğimiz bir kesimin her alanda oluşması, yeni kurulan Cumhuriyetin rotasını da belirleme yönündedir. Geçen yazımda anlatmıştım, Köy Enstitülerinin kapatılma nedenini.

Konumuza dönecek olursam:

Öyküyü Bozkurt’la o görüşmemizde kendisinden dinlemiştim. Rastlantı bu ya: Benim kardeşimle Yılmaz Büyükerşen birbirini tanırlar. O günlerde kardeşim, Bozkurt’un Vatikan’da açacağı bir sergisiyle ilgileniyordu ve bu konuda bir gün konuşurlarken Bozkurt telefonla kardeşimi arıyor, Büyükerşen de orada olduğundan telefon görüşmesine katılıyor. Sonrasında ise ortaya çıkan şu ki: Meğer Bozkurt, CHP’nin asıl adayı Yılmaz Büyükerşen’in önünü kesmekteymiş.

Bu hikâyeden sonra, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin Eskişehir’e gelerek Büyükerşen’e adayları olduğunu bildirmesine rağmen, tam bu dönemeçte bir anda Ekmeleddin İhsanoğlu neden aday olarak ortaya çıkarıldığı da anlaşılır oluyor: Ali Rıza Bozkurt, yani Amerika!

Neden bu kadar emin konuşuyorum derseniz; Bozkurt’un bana anlattıklarını birinci ağızdan dinleyen kişi olarak, kurulan bağlantıları okuduğumda, tüm bunların gerçek olduğunu gördüm. Ben o gün Bozkurt’tan, şu sığ “Ekmek için Ekmeleddin” sloganının bile kendisinin bir kâğıda yazıp Ekmeleddin İhsanoğlu’na verdiğini dahi dinlemiştim.

Peki bu “çatı aday”ın arkasında kim var? Tabii ki Devlet Bahçeli. Buna inanan, ortak olup destek veren kim? Elbette Kemal Kılıçdaroğlu. 2015’te yapılan AKP-CHP koalisyon görüşmelerinin “oyalayıcı mimar”ları kim? Kemal Kılıçdaroğlu ve Ahmet Davutoğlu.

Satranç ve briç bilmeyen iki siyasetçi sözüm ona anlaşmak, hatta oyun kurmak için bir araya geliyorlar. Ülkeyi felakete sürükleyen, siyasette kırılma noktası yaratan bir sürecin aktörleri bugün hâlâ kendilerinden umut beklenilmesin istiyorlar. Biri çizmeleri giyip Gazze seferine gitmeye hazırlanıyor, diğeri ise yüzyıllık bir çınarın yıkılmasına çalışanların değirmenine su taşıyor.

***

Ali Rıza Bozkurt ilginç biriydi. Her ne kadar siyasi konuşmaların ardından, onunla Joseph Campbell’in “Kahramanın Yolculuğu”na dönmüş olsak da o gün kahvaltıdan kahve faslına geçerken getirip önüme bir “anayasa taslağı” koymuş, “ben yazdım” demişti. Anladım ki bunu da birilerine empoze ederek, gene o günlerde gündeme gelen, anayasa paketi için, önerecekti. Ama ömrü yetmedi.

Büyükerşen orada, Kemal Kılıçdaroğlu da ortada gezinip duruyor. O konuşmaya tanık kardeşim de bugün yaşıyor. Sanırım bu adaylık meselesini onlar da açıklayabilirler.

Bozkurt, bir şey daha söylemişti bana. “Bu yalı ilginçtir, Osmanlı’dan beri birçok siyasi olaya tanıklık etmiştir. Biliyor musunuz, Erdoğan-Baykal görüşmesinde, Erdoğan’a yanlış adres vermişlerdi ve kapıyı açtığımda kendisini karşımda görmüştüm. Oysa onun Baykal’la görüşmeye gitmesi gerekiyordu.”

İronik gelse de bu, gerçekti!

Peki, benim ne işim vardı orada?

Bozkurt, kendi kitabını yazdırmak istemişti ama kabul etmemiştim.

---

(*) Parayı Verdi Düdüğü Çaldı: CİA ve Kültürel Savaş, Frances Stonor Saundders; Çev.: Ülker İnce, 2004, Doğan Kitap, 490 s.

Yazarın Son Yazıları

Haritasız yolcu gibi...

Bugün daha da güçlü, ya da yalan, bu yürek erir gibiyse de neşeli anılarla ve korkunç. Acılı ruhu geçmişin ve sen beni çağıran yeni istem, sizleri birleştirme zamanı belki dingin bir limanında bilgeliğin. ve çağrılması olacak bir gün bu altın sesin, yılmayan kuruntuların, ey artık hiç bölünmez ruhum. Düşün: ilahiye dönüştürmek ağıtı; eski duruma ermek; yok olmamak artık.” (Eugenio Montale)

Devamını Oku
27.02.2026
Zamanın ruhu

Arayışın sonu yok. Gene de bir yerde durmalı insan. Durmalı ve bakmalı gökyüzüne, ağaçlara, dağlara, ovalara... Bulutların rengine dönüşünceye dek gözlerini ayırmamalı, her birine verebileceği anlamı düşünmeli sonra. Devam edecekse de yoluna öyle yol almalı, gitmeli.

Devamını Oku
13.02.2026
Hangi Kürtler?

Dünya Savaşı’na katılmak zorunda olduğu gibi, gene onlarla ittifak kurarak bu “tehcir” kararını çıkarmak zorunda kaldı. Hızla çöküşe giden imparatorluk komitacılık zihniyetiyle bile olsa, kurtulamadı. Kuşkusuz Dr. Bahaeddin Şakir önemli bir siyasi figürdü. Akıbeti bunun da bir göstergesi...

Devamını Oku
30.01.2026
Kemal Tahir’i bugün okurken...

Bir dostum, kendisiyle Beş Romancı Tartışıyor’un yeni basımı* üzerine konuşurken şunu sormuştu bana...

Devamını Oku
16.01.2026
Kendi sesinde yolcu...

Öyledir zaman.

Devamını Oku
02.01.2026
Türkiye’nin Doğu sorunu: ‘Sorun’un öte yanı

Yabancı devletler, bugünkü dolaylı müdahaleyle Türkiye’yi kıskaç altına almaktadır.

Devamını Oku
19.12.2025
Türkiye’nin Doğu sorunu: Bu bir ‘Kürt reformu’ mu?

Yıllardır “sorun” olarak, temcit pilavı gibi ısıtılıp duran Kürt realitesi palyatif öneriler, siyasi manevralarla bugüne kadar taşındı.

Devamını Oku
05.12.2025
Kendi sesini bulmak

- Bu yazıyı bekleyen okuryazara

Devamını Oku
21.11.2025
Farkında olmak da erdemdir!

Bir çıyanı kınayamam.

Devamını Oku
07.11.2025
‘Labirent’ neyi anlatır?

Amin Maalouf, bir dünya romancısı.

Devamını Oku
24.10.2025
Suçlar, suçlular, müritler

Baştan başlayalım dilerseniz.

Devamını Oku
10.10.2025
Yazı yordamı

Her şey bir şeydir, belki de!

Devamını Oku
26.09.2025
Karanlığınız kadarsınız!

Borges, kendi körlüğünden söz ederken şunu diyordu...

Devamını Oku
12.09.2025
‘Ah, bu sessizliği anlat!’

'Nefes almak isteyen okur için...'

Devamını Oku
29.08.2025
Çürümenin göstergeleri

Türkiye’nin bugünkü gerçeği birçok açıdan irdelenmeye değer.

Devamını Oku
15.08.2025
Türkiye’den çürüme manzaraları: (1) Sayın dolandırıcı!

Size hanımefendi ya da beyefendi demeyeceğim çünkü siz bir hırsız, bir dolandırıcısınız!

Devamını Oku
01.08.2025
İroni değil, gerçek!

Bugün size, Anadoluhisarı’ndaki Şeyhülislam Yasincizâde Abdülvehhap Bey Yalısı’nda bir sabah kahvaltısında buluştuğum Ali Rıza Bozkurt ile yaptığımız uzun sohbetten söz etmek istiyorum.

Devamını Oku
18.07.2025
Cicero’nun cesareti var mı?

Lucius Cornelius Sulla dönemi; Roma’nın yozlaşmaya, siyasal erkin de çürümeye başladığı bir dönemdir.

Devamını Oku
04.07.2025
Geleceği kurmak için: Kütüphane

Şunu hemen söyleyeyim ki kütüphanem ile oldukça özel belgeler barındıran arşivimin bazı “açgözlü sahaflar”ın eline düşebileceği düşüncesinden dolayı endişeliyim!

Devamını Oku
20.06.2025
Aydınlanma nerede başladı, değişim nereye kadar?

Köy Enstitüleri bir uyanış hareketiydi. Tarım toplumu olan Türkiye’nin kırsal kalkınmasıyla değişim dönüşüme uğrayabileceğinin ilk hamlelerindendi.

Devamını Oku
06.06.2025
Kendimizi unutmamak için

Annem öldü.

Devamını Oku
23.05.2025
Benim İstanbul çağım

Benim İstanbul çağım

Devamını Oku
09.05.2025
‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

Devamını Oku
25.04.2025
Hayal değil, gerçek!

Hayal değil, gerçek!

Devamını Oku
11.04.2025
Sen beni dönüştür

Sen beni dönüştür

Devamını Oku
28.03.2025
‘Milliyetçi Türkiye mi?’ MHP nerede duruyor?

‘Milliyetçi Türkiye mi?’ MHP nerede duruyor?

Devamını Oku
14.03.2025
Görebilseniz eğer...*

Görebilseniz eğer...*

Devamını Oku
25.02.2025
Bir Naomi Klein bakışı: Yeni dünya düzeni ve ikizleşme

Bir Naomi Klein bakışı: Yeni dünya düzeni ve ikizleşme

Devamını Oku
11.02.2025
Çaltıözü’de sabah

Çaltıözü’de sabah

Devamını Oku
28.01.2025
Kendi ‘kör kuyu’larımız

Kendi ‘kör kuyu’larımız

Devamını Oku
14.01.2025
Uğultulu zamanlar

Uğultulu zamanlar

Devamını Oku
31.12.2024
‘İlgilen ve ilişkilen’dir

‘İlgilen ve ilişkilen’dir

Devamını Oku
17.12.2024
‘Sen bana neler öğrettin?’

‘Sen bana neler öğrettin?’

Devamını Oku
03.12.2024
Anlatısız toplum

Anlatısız toplum

Devamını Oku
19.11.2024
‘Karanlık zamanlar’dan geçerken

‘Karanlık zamanlar’dan geçerken

Devamını Oku
05.11.2024
Bahçe, portakal çiçekleri yaseminler

Bahçe, portakal çiçekleri yaseminler

Devamını Oku
22.10.2024
Edebi buluşmaların anlamı

Edebi buluşmaların anlamı

Devamını Oku
08.10.2024
Kötülüğü nerede aramalı?

Kötülüğü nerede aramalı?

Devamını Oku
24.09.2024
Kapitalizmin çirkin yüzü

Kapitalizmin çirkin yüzü

Devamını Oku
10.09.2024
Oliver Sacks’tan yolu geçmek...

Oliver Sacks’tan yolu geçmek...

Devamını Oku
27.08.2024