Feyzi Açıkalın

İtinayla turizm düşmanlaştırılır

07 Mayıs 2021 Cuma

60 kurucu üyesinden yalnızca bir tanesi, yoğunluklu turizm yapılan Akdeniz ve Ege yerleşimlerden yer almış. O da sahil değil, yörük kökenli olmakla övünüyor. Diğerleri çoğunlukla İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz’den…

Böylece, ülkenin en büyük sıcak döviz sağlayıcı sektörü olan turizmin işleyişi konusunda hiçbir deneyimleri olmadan yola koyulmuşlar. Zamanla da buna gerek duymadıkları, atadıkları turizm bakanlarından anlaşılıyor. 

Yazmaya kalemim el vermiyor; iktidarlarının ilk döneminde, Kültür ve Turizm Bakanlığı yapan bir sol kökenli de var. En yıpranmış eldiven olarak 6 yıl sonra attıklarından… 

İş başına geldikleri dönemde ülkeye gelen konukların çoğunluğu Batı Avrupa’dan olduğu için, halkın batıl ile etkileşiminden hiç hazzetmemişler. Böylece uzun erimli bir turizm politikasına da gerek duyulmamış. Turizmin yalnızca gelirleri onları ilgilendirmiş.

Dahası, yandaşı olanlara turizm yatırımı sağlama uğruna ülke zenginliklerini, doğa harikalarını yok ettirmekte tereddüt etmemişler. Bununla beraber turizmin yarattığı denetimsiz ekonomiye yol verip, bunu rıza üretiminde kullanmışlar. Karşılığını halktan ve turizm esnafından oy olarak istemişler.  

Turizmin devingen işleyişine, konuyu hiç bilmedikleri için karışmamışlar. İlerleyen yıllarda turizmin denetimini sektör temsilcilerine baskı kurarak almaya çalışmışlar. Bunun yolu da, yol verilen denetimsizliğin hesabının gerektiğinde sorulabileceği hissettirilerek sağlanmış!

Zamanla, yerel örgütlenmelerine beldenin önde giden turizmcilerini de katarak turizm aleyhine aldıkları kararlara verilen tepkileri önlemeye çalışmışlar.  Örneğin, alkole, elektrik ve diğer girdilere gelen amansız zamlara; turizm bileşenlerini rahatlatmayan önlemlere itirazları susturmuşlar. Turizmciyi sindirmişler… 

Belki ilginç gelecek, bırakın Batılıya şirin görünmeyi, aksine onunla çatıştığını göstermek için turizmi araç gibi kullanmışlar. Laik Türkiye’den uzaklaşmakta olunduğunu, cümle Batıya ilan etmek için turizm fırsat olmuş. Kendilerince yaratmak istedikleri alternatif ise yine Batı’da yaşayan Müslümanlar olmuş. 

Gün gelmiş, ülke ekonomisinin çöküşü hızlanmış. COVID-19 sürecinde satılacak ülke değeri de kalmadığından acil döviz gelirleri nedeniyle turizm kıymete binmiş. Gel gelelim Batılı, ülkemize vatandaşlarını gönderirken yaptığı tercihlerde salgına ilişkin önlemlerden başka, eski defterlerde alınan notları da ortaya dökmüş. Sonuçta son derece onursuz görüşmeler yaşanmış, çabalar sonuçsuz kalmış.

Ülkeyi yöneten siyasi rejim yaşananlardan ders almıyor. Sürmekte olan COVID-19 karabasanında hala turizm gelirlerinin ne denli önemli olduğunu çıkıp halka dürüstçe anlatmıyor. Alınan tam kapanma kararının gerekçesinin turizme hazırlık olduğu utangaçlıkla fısıldanıyor.

Böylece ülkenin turizmle direk iştigal etmeyen çok büyük bir kısmı, salgın önlemleri konusunda kendisine değer verilmediğine inanırken, turizme tanınmış gibi lanse edilen ayrıcalıklara haklı olarak çok bozuluyor. Dahası turizme, turiste resmen düşmanlık besliyor.

Son olarak Turizmi bakanı değil(!) ama Dışişleri Bakanı’nın, “Turistin görebileceği herkesin aşılanacağını” hiç de diplomatik olmaya gerek duymadığı bir dil ile açıklaması soruna tuz biber ekti. Başta öğretmenler olmak üzere Türkiye ayağa kalktı.

Parçalanmakta olan AKP’nin içindeki güç savaşlarını biliyoruz. Turizmdeki ön almalar ise bu savaşa ait değil; burada, kullanılan dil itibarıyla reise, olayın kendisiyle de AKP sonrasındaki yerel yaşama selam gönderme vardır. O kadar…


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları