Yıllar önce Baksı Müzesi için “Rüzgârın elleriyle yapılan müze” diye yazmıştım. Şimdi CerModern’de açılan “Ben Bu” sergisine bakarken, bu kez o rüzgârın dağlardan değil, insanın içinden estiğini düşündüm. Hüsamettin Koçan, Ankara’da yalnız yapıtlarını değil, içinden geçen uzun yolculuğu da izleyicinin önüne koyuyor.
Baksı üzerine yazarken, karşımdaki yapının yalnızca bir müze olmadığını hissetmiştim. Orada toprağın, belleğin, emeğin ve inadın birbirine karıştığı başka bir dünya vardı. Şimdi CerModern’deki “Ben Bu”ya bakarken, o eski duygunun Ankara’da başka bir biçimde karşıma çıktığını gördüm.
Çünkü “Ben Bu”, dışarıya söylenmiş bir söz değil; insanın kendi içine dönüp kendine sorduğu sert bir soru gibi duruyor. Hüsamettin Koçan burada yalnız yapıtlarını sergilemiyor; kendi varlığıyla, geçmişiyle ve iç sesiyle de yüz yüze geliyor.
Koçan’ın sanatında beni yıllardır etkileyen şey, malzemeyi hiçbir zaman yalnızca teknik bir mesele olarak bırakmaması. Toprak, boya, yüzey, figür, iz, leke... Hepsi onun elinde bir hafıza katmanına dönüşüyor. Bu sergide de aynı durum var. Bir yanda geçmişin kültürel tortusu, öte yanda bugünün kırılgan insanı duruyor. Şamanizm’den Selçuklu’ya, Osmanlı’dan bugüne uzanan çağrışımlar; seramikten metale, camaltı etkisinden farklı yüzey arayışlarına kadar uzanan malzeme çeşitliliği, gelip aynı sorunun çevresinde birleşiyor: İnsan kendine hangi aynada bakar?
“Ben Bu”nun asıl gücü de burada bence. Sergi, izleyiciyi gösterişli bir dünyanın içine çekmeye çalışmıyor. Daha derindeki yere dokunuyor. İnsanın kendi hikâyesiyle arasına giren mesafeye, zamanla değişen yüzüne, unuttuklarına, sakladıklarına, geride bıraktıklarına... O yüzden bu sergiyi gezerken yalnızca bir sanatçının üretimine bakmıyorsunuz; bir iç hesaplaşmanın izlerini de görüyorsunuz.
Bugün birçok sergi hızla gezilip geçiliyor. Birkaç görüntü akılda kalıyor, birkaç cümle ediliyor, sonra hayat başka bir yana akıyor. Hüsamettin Koçan’ın CerModern’deki sergisi ise insandan biraz durmasını istiyor. Hatta yalnız durmasını değil, kendi içine eğilmesini. Belki de bu yüzden etkisi salonlarda kalmıyor; insanla birlikte dışarı çıkıyor.
“Ben Bu”, bana kalırsa bu baharın en sahici sergilerinden biri. CerModern’de 29 Nisan 2026’ya kadar görülebilecek sergi, izleyicisine hazır cevaplar vermiyor; onu kendi karşısına dikiyor. Ve sergiden çıkarken insanın içinde tek bir cümle kalıyor:
Ben bu muyum?
Baksı Müzesi
Bayburt’un Baksı köyünde kurulan Baksı Müzesi, Hüsamettin Koçan’ın sanat, bellek, yerel üretim ve kültürel süreklilik düşüncesini bir araya getiren en önemli yapılarından biri olarak öne çıkıyor.