İttifaklar tablosu

11 Haziran 2018 Pazartesi

• Cumhur İttifakı’nda derin bir çatlak var mı?
Fitili yine Bahçeli ateşledi, af tartışması açıp Çakıcı’yı ziyaret etti. AKP’den gelen itirazlara rağmen tartışmayı uzattı. Bu ısrarın Demirtaş’ın tahliyesi üzerine yoğunlaşan gündemi bozmak kadar, AKP’yle başlayan itişmeyle de ilgisi olduğu kısa sürede anlaşıldı. Dolaylı cevap Tuğrul Türkeş’ten geldi: “Seçimden sonra ittifak bitebilir” dedi. Bu sözlerin “kişisel görüş” olmadığı, bir arka planı olduğu, AKP’nin MHP’nin oy desteğini yakın takibe aldığı Cumhuriyet gazetesinin haberleriyle ortaya çıktı.

AKP’de Cumhur İttifakı ile ilgili sıkıntının varlığı bir sır değil ama birden bu kadar görünür olması raslantı gibi durmuyor. Bahçeli isim vermeden Türkeş’i muhatap alarak “Saat ayarlı alçaklar” gibi çok sert karşılık verirken, “Bizi dışlamaya kimsenin gücü yetmez” dedi. Bu söz, birilerinin MHP’yi dışlamaya çalıştığını, en azından Bahçeli’nin böyle sezdiğini ve konuyu tepede sessizce çözemediğini gösteriyor. MHP Gaziantep adayı Sermet Atay’ın, “AKP alanda aleyhimize çalışıyor” sözleri de, meselenin yaygınlığını gösteriyor.
• İttifak çatlağı ve sistem krizi ne yöne ilerliyor?
Cumhur İttifakı’nın yaşadığı kriz, tarafların istediklerini aldıkları için yolları ayırma isteğinden çok, ittifaktan beklediklerini sağlayamama endişesinden kaynaklanıyor. Yani, herkesin kazanacağı bir formül olarak ortaya çıkan ittifakın, her parçası ayrı ayrı ve birlikte kaybetme korkusu yaşıyor. AKP alışık olduğu üzere, yeni ittifaklar için zemin, eski ittifaklar için tasfiye seçeneklerini çeşitlendiriyor. Bahçeli ise politik macerasını belirleyen dışlanma paranoyasının içine yeniden çekiliyor.
Sadece kazanıldığında mükemmel olan sistem ve sadece kazanmaya yaradığında anlamlı olan ittifak kurunca, tersi ihtimaller bütün ayarları bozuyor. Otomatik istikrar sağlayacağı iddia edilen sistemin büyük bir kriz üreteceği, daha ilk seçimi göremeden açığa çıktı. İktidar sözcüleri feryat figan “Aman ha valla kriz olur, seçim yenilenir” diyor. “Milletin Aklı” diye sunulan yerli, milli Cumhur İttifakı, ilk zorlanmada dökülmeye başladı. Ülkenin bekasını değil, kendi bekasını bile koruyabileceği kuşkulu hale geldi.
Bu krizler seçim sonuçlarını ve sonrasını nasıl etkiler?
Seçim sonuçlarının bir taraftan çok açık, bir taraftan çok gizli birtakım sürprizlere gebe olduğu inancı giderek yerleşiyor. Çok kısa bir süre kalmış olması dolayısıyla, seçim sonuçlarını ittifaklar arasındaki oy hareketlerinden çok, ittifakların iç konsolidasyon yetenekleri belirleyecek. Böyle olunca da, her iki ittifak için de, yapabilirlik ve sürdürülebilirlik son derece önemli. Gelenden çok gideni görme, umuttan önce sorunu hissetme konusunda hassas seçmen süreci dikkatle izliyor.
Cumhur İttifakı’nda baş gösteren sıkıntılar, yönetememe krizleri, hikâye ve iddia kurma zafiyeti, Erdoğan’ın şahsında kristalize olan dağınıklık ve yaklaşan sert konjonktür ile birleşince zafer tablosu vaat etmiyor. Ya da, kazanılan bir seçimin zafer olarak adlandırılmasını imkânsızlaştıran bir sakatlanma öne taşınıyor. İktidar, krizin kendi içinden kaynaklandığını ve ittifakın içine doğru çökmekte olduğunu gösterdi. Destekleyicileri için daha az güven yaratabilir hale geldi.
• Millet İttifakı’nda seçmeni etkileyebilecek bir uyum ve yenilik var mı?
İktidar, ittfak yasasıyla tıpkı “T A M A M” sloganını hediye etttiği gibi, muhalefete bir imkân bağışladı. Hesap, zaten yürürlükte olan kendi ittifakının gücünü artırırken, yan yana durma fobisiyle muhalefeti sıkıştırmaktı ama tam tersi oldu. Cumhur İttifakı zorlanırken, muhalefet mecburiyetlerin sürüklemesiyle ve kamuoyunun desteğiyle farklı bir zemin oluşturdu. İçeriden ve dışarıdan gelen zorlamalara rağmen dağılma görüntüsü vermedi.
Başlangıçta ayrı baş çekme ve Cumhurbaşkanlığı seçimi odaklı bir zorlama içinde olan Meral Akşener, Muharrem İnce’nin adaylığının açıklanması sonrasında yaşananlarla, “ne olacak bizim restorasyon programı” demeye başladı. Ancak, yine de kaygılar eşliğinde yaşanan görüşme trafiği bir çatlak olarak değil, uyumlu bir işbirliği olarak yansıtılabildi. Hatta ittifak dışında tutulan HDP’nin de dahil olduğu bir anayasal çalışmada mutabakat sağlandı.
• Muhalefetin performansı uzun soluklu olabilir mi?
Seçmenin 24 Haziran kararı, büyük ölçüde iktidarın sorun çözme ve kriz üretme kapasitesi arasındaki makasa göre verilecek. Fakat, muhalefet blokunun birlikte davranabilme becerisi ve uyum ihtimali de ikinci en önemli faktör olmaya devam ediyor. Muhalefet İttifakı, seçim güvenliği meselesinde ve restorasyon programının zeminini oluşturacak anayasa uzlaşısı konusunda önemli bir mesafe almış durumda. Ortak sorunları konuşabilir olmalarıyla da daha normal ve yeni bir seçenek umudunu gösteriyor.
Muharrem İnce’nin “Rakibim beyaz Türk, ben zenci” çıkışı, iktidarın kimlik siyasetine sınıfsal bir perspektiften muhalefet etmenin işaretini veriyor. AKP’nin yıllardır dışarıda bırakılmış çoğunluğun temsilcisi gibi davranmasını ve muhalefeti “avantajlarını kaybetmekte olanlar” olarak etiketlemesini tersine çevirmeyi hedefliyor. İktidarı “memnunları” temsil etmekle suçlayarak, çizgiyi başka bir yerden çiziyor. Muhalefet için yeni bir ekonomik tercih penceresi açıyor, destek kümelerinin tanımlarını değiştirmeyi deniyor.


Yazarın Son Yazıları

Eyvallah 10 Eylül 2018
Partilerin yerel seçim ufku 24 Ağustos 2018
Lütuf düzeni 20 Ağustos 2018
Kayıp bölüştürmek 17 Ağustos 2018
Krizi karşılama stratejisi 13 Ağustos 2018
Her şey algıdan 10 Ağustos 2018
Kim kimi idare ediyor? 3 Ağustos 2018
Diklenerek eğilmek 30 Temmuz 2018