Bu iktidarı kadınlar yenecek!
Mehmet Şakir Örs
Son Köşe Yazıları

Bu iktidarı kadınlar yenecek!

26.11.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Siyasal iktidar, ekonomik-sosyal konulardaki tutumu ve izlediği politikalar nedeniyle, birçok toplumsal kesimi karşısına aldı. Emekçiler, emekliler, işsizler ve dar gelirliler, mağdur olan toplumsal kesimlerin başında geliyor. İşte bu kesimler, doğal olarak iktidara karşı tavır alıyorlar. Karşıtlıklarını da hayatın içinde giderek daha fazla ölçüde gösteriyorlar.

Ama belki bu kesimlerin hepsinden de fazla, ülkemizin kadınları; yaşanan acılara, zorluklara ve olumsuzluklara muhatap oluyor. Bir anlamda hem ekonomi hem de sosyal alanlarda, yaşanan olumsuzlukların ağır faturası öncelikle kadınlara çıkıyor. Öyle anlaşılıyor ki bu iktidarın gidişi emekçinin, emeklinin ve belki de hepsinden daha çok kadınların elinden olacak!

25 KASIM’IN ANLAMI, ÖNEMİ

Günlük yaşamın içinde hemen her gün şiddeti, ölümü, acıyı yaşayan kadınlar, toplumun en mağdur ve mazlum kesimini oluşturuyor. Kadına yönelik şiddet konusunda öyle çok olayla ve örnekle karşılaşıyoruz ki doğrusu bunların hesabını bile tutamaz olduk. Ama yaşanan o acıların her birini yüreğimize ve bilincimize kazıyoruz!

25 Kasım 1960, Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı mücadele eden Mirabal isimli kızkardeşlerin katledildiği gündür. Sonra bu tarih, Birleşmiş Milletler tarafından kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü olarak kabul edilmiştir. Doğrusu bu anlamlı gün, günümüzde en çok ülkemizle örtüşüyor. Bunun ayırdında ve bilincinde olan kadınlar da tüm engellemelere karşın alanlara, meydanlara çıkıyorlar. Kendilerine yönelik şiddete, baskıya karşı seslerini yükseltiyorlar.

KADINLARIN MÜCADELESİ

Günümüzde ülkemizin aydınlık yürekli ve bilinçli kadınları, bir yandan hayatın her alanında toplumsal eşitlik ve yeni haklar talep ederken diğer yandan kendilerine ve çocuklara yönelik şiddete/tehlikelere karşı da mücadele ediyorlar. Can güvenliği, huzur ve esenlik istiyorlar. Çünkü bu konularda kadınları endişelendiren/ korkutan gelişmeler yaşanıyor. Son olarak İstanbul’da yaşanan aile katliamı, şiddettin hangi boyutlara varabileceğini çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Kadınların endişelenmesi elbette boşuna değil. Kadını koruyan İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çıkılmış olması, kadınları doğal olarak ürküttü ve korkuttu. Şimdi haklı olarak yeniden bu sözleşmeye dönülmesini talep ediyorlar. Onların taleplerine biz de yürekten katılıyoruz. Unutulmamalıdır ki kadına yönelik şiddete, ayrımcılığa karşı çıkmak, yalnızca kadınların değil tüm halkın güncel temel meselesidir.

***

MADENCİNİN FENERİ

Ankara Nallıhan’da bulunan Çayırhan Termik Santralı’nda çalışan 500 maden işçisi, varlık satışına karşı direniyor. Madencilerin direnişi, özelleştirme konusunun yeniden ülke gündemine gelmesine ve tartışılmasına neden oldu.

Çayırhan madencileri bu anlamlı çıkışlarıyla, yalnızca kendi haklarını savunmakla kalmadılar; aynı zamanda ülkemizin ekonomik ve politik ortamına da adeta fener tuttular!

KAMUCU DİRENİŞ

Kendi başına yalnızca bu olay bile, ülkemizin ulusal kaynaklarının ve değerlerinin, nasıl tarumar edildiğinin ve edilmek istendiğinin çarpıcı örneği oldu. Özelleştirme politikası ve uygulamaları yeniden tartışılmaya başlandı.

Aileleri ile birlikte hakları ve talepleri için yeraltında/yerüstünde direnen Çayırhan madencileri, aynı zamanda kamunun hukukunu da savunuyorlar. İşte bu nedenle, onların direnişi kamucu bir direniştir.

ÇAYIRHAN SOMA OLMASIN!

Ülkemizde maden işçiliği zor zanaattır. Emek ve emekçi denilince, insanın belleğinde ve yüreğinde öncelikle onların görüntüleri yansır. Maden kazaları bakımından da ülkemizin vukuatları oldukça kabarıktır. Soma bu olumsuzlukların adeta simgesidir!

İşte Çayırhan’daki direnişçi madenciler, bütün bunlara dikkat çekip “Özelleştirmeye hayır! Çayırhan Soma olmasın” diyorlar. Biz de onların haklı mücadelesini içtenlikle selamlıyor ve tüm gücümüzle onların sesine sesimizi katıyoruz!

Yazarın Son Yazıları

Emeğin bayramı, emekçinin mücadele günü

İnsan yaratıcıdır, üretkendir; emek anlamlıdır, kutsaldır. İnsan ve insan emeği/üretkenliği/yaratıcılığı; hayatın olduğu gibi ekonominin de temelidir, olmazsa olmazıdır. Bilişimde ve teknolojide yaşanan onca gelişmeye ve yeniliğe karşın, işlevini ve önemini korumaktadır.

Devamını Oku
01.05.2026
Mutsuzlar ülkesi

Mutluluk konusunu önemseyenler tarafından her yıl ilgiyle karşılanan “mutluluk sıralaması”, bizi mutsuzlar ülkesi olduğumuz gerçeği ile yüz yüze getirdi.

Devamını Oku
28.04.2026
Çocuk bayramı ve çocuk yoksulluğu

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde önemli bir yeri olan meclisin açılış günü 23 Nisan 2020 tarihi, sonraki yıllarda bayram olarak kutlandı.

Devamını Oku
24.04.2026
İlerici seferberlik

Sosyalist Enternasyonal, Avrupa Sosyalist Partisi ve İlerici İttifak’ın işbirliğiyle İspanya’da düzenlenen toplantı; dünyanın ilerici güçlerini bir araya getirdi.

Devamını Oku
21.04.2026
Anadolu Aydınlanması ve Köy Enstitüleri

17 Nisan, Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümüdür. Bu yıl, Köy Enstitüleri’nin 86’ncı yaşını kutluyoruz. Hasan Âli Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde, 17 Nisan 1940 tarihinde, 3808 Sayılı Köy Enstitüleri Yasası’nın çıkarılmasıyla başlayan enstitülerin tarihçesi; tam anlamıyla tarihsel bir Aydınlanma seferberliğidir.

Devamını Oku
17.04.2026
Otokrasi yenildi

Hafta sonu bütün dünyanın gözü kulağı Macaristan’a çevriliydi.

Devamını Oku
14.04.2026