Uçurum!
Mehmet Şakir Örs
Son Köşe Yazıları

Uçurum!

12.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ülkemizin sosyal sorunları giderek ağırlaşıyor ve tırmanıyor. Halkın dar gelirli olan ve yoksulluk içinde yaşayan büyük kesimi, ağır sosyal sorunların burgacında kıvranıyor! Bu gidişat, sosyal kesimler arasındaki uçurumu da derinleştiriyor.

Tahmin edileceği gibi, toplumsal-sorunların önemli ağırlığını ekonomik konular oluşturuyor. Halkın büyük bölümü, önlerinde oluşan ve her gün daha da derinleşen sosyal uçurumdan aşağıya yuvarlanmamak için adeta cambazlık yapıyor!

ADALETSİZLİK DERİNLEŞİYOR

Adaletsizliğin temelinde elbette gelir adaletsizliği var. The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon üstü servete sahip kişi sayısı son 5 yılda yüzde 93.5 arttı. Nüfusun büyük çoğunluğunda reel gelir düşerken küçük bir kesimde yaşanan fahiş servet artışı, uygulanan ekonomi politikalarının dengesizliğini ortaya koyuyor. Ülkenin büyük bölümünde fakirleşme gözle görünür oranda belirginleşiyor.

Bir başka önemli adaletsizlik ise vergi adaletsizliği. Günümüzde toplanan vergilerin yalnızca yüzde 15’i büyük holdinglerden alınırken yüzde 85 dolayındaki büyük bölümü dar gelirlilerden alınıyor. Bunun büyük bölümünü de dolaylı vergiler oluşturuyor. DİSK-AR’ın nisan ayı Ücret Kayıpları İzleme Raporu, yılın ilk dört ayında işçinin toplam enflasyon ve vergi kaybının 607 milyarı aştığını ortaya koydu.

YOKSULLUK ARTIYOR

Gelin yoksulluğun tırmandığını, iktidar mensuplarının bir zamanlar yaptıkları gibi çay-gevrek hesabı üstünden yapalım. Karar gazetesinde yer alan hesaplamalara göre; son beş yılda en düşük emekli maaşı yüzde 693 oranında artarken bir bardak çayın fiyatı en düşük rakamlar baz alındığında bile yüzde 1900 artış göstermiş. Bir adet gevreğin fiyat artışı ise yüzde 700’e ulaşmış. 2021’de asgari ücretle 1883 bardak çay içilebilirken bu sayı 2026’da 935 bardağa gerilemiş.

İktidarın yüzde 16’lık yıl sonu enflasyon hedefi daha şimdiden anlamını yitirdi. TÜİK’in açıkladığı dört aylık enflasyon yüzde 14.64’e ulaşırken asgari ücret 4 bin 110 TL, en düşük emekli aylığı 2 bin 928 TL eridi. Aylık TÜFE 4.18 olurken yıllık enflasyon yüzde 32.37 oldu. Bütün bu rakamlar, geniş toplumsal kesimler için yoksulluğun artması anlamına geliyor. Öyle ki yüzde 32.37’lik yıllık resmi enflasyon oranıyla dünyada beşinci sırada yer alıyoruz; Avrupa’da ise enflasyon lideriyiz.

ORTA DİREK ÇÖKÜYOR

Son dönemlerde izlenen ekonomik politikalar ve alınan kararlar; 2025 ve sonrasında halkın alım gücünün çok daha hızlı düşmesine neden oldu. Bu da ücretlilerin milli gelirden aldığı payı sistemli olarak düşürdü. 2016-2019 arası yüzde 36 olan milli gelirden alınan pay oranı, 2022’de yüzde 30’un altına düştü. Nisan sonu itibarıyla İŞKUR’a kayıtlı resmi işsiz sayısı 2.5 milyon kişiyi aştı.

En zengin yüzde 20 ile en yoksul yüzde 20 arasındaki gelir oranı dengesizliği bir anda sekiz katına çıktı. Böylece Türkiye, en yüksek gelir eşitsizliği ile OECD ülkelerinin zirvesinde yer aldı. Bu durumun bir başka önemli sosyal sonucu, orta gelir grubunun -ülkemizdeki yaygın adıyla orta direğin- çöküşü oldu.

SOSYAL PROGRAM

Başta emekçiler ve emekliler olmak üzere geniş toplumsal kesimler, içinde bulundukları bu zor durumun aşılabilmesi için öncelikle ara zam talep ediyorlar. Bu haklı ve ivedi talep, elbette siyasi ve toplumsal muhalefet tarafından sahiplenilmeli ve seslendirilmelidir. Sendikalar bu taleplerin takipçisi olmalıdır.

Ancak başta ana muhalefet CHP olmak üzere siyasal muhalefet, yalnızca bu eleştirilerle ve taleplerle yetinemez. Dar gelirli geniş toplumsal kesimler için, kapsamlı bir sosyal programın hazırlanması ve ortaya konması gerekiyor. Muhalefet, değişim döneminde izleyeceği sosyal rotayı şimdiden hazırlamalı ve halka anlatmalıdır.

EKONOMİK SEFERBERLİK

CHP’nin seferberlik kampanyasında sahaya çıkan ekipleri, en çok geçim derdiyle ve ekonomi içerikli konularla karşılaşıyorlar. Bu durum, geniş kitlelerin ilgi alanını ve beklentilerini de yansıtıyor. Siyasi muhalefet tüm Anadolu’da bu seferberlik halini daha da güçlendirmelidir. Halkın yaşadığı ekonomik sorunların nasıl çözüleceği, en geniş toplumsal kesimlere anlatılmalıdır.

Başta gelir ve vergi adaletsizliğinin, işsizliğin çözümleri olmak üzere emekçinin, emeklinin, esnaf ve çiftçinin yaşadığı sıkıntıların nasıl aşılacağı, seçmenle paylaşılmalıdır. En geniş toplumsal kesimler, kıyısında bulundukları sosyal uçurumun kapatılmasını istiyor ve bekliyor. Bunun yolu da kamucu ve halkçı bir ekonomik seferberlikten geçiyor.