Anımsatmakta yarar var... Gericiler, ittifaklarını da yer

04 Mart 2024 Pazartesi

Karanlık zihniyetin en büyük korkularından biri özgür düşünce ve çağdaş toplumdur. Soran, sorgulayan, merak eden, eşitlik ve adalet isteyen herkes onun için tehdittir. Toplumun hangi katmanında, hangi yapısında olursa olsun iktidar zırhını bırakmamak adına, dini siyasete alet eden de demokrasiyi sadece sandığa gitmekle sınırlandıran da hak hukuk söylemine çıkarına uygun olduğunda bel bağlayan da ne yazık ki boldur. Tarikatlar, şeyhler, hurafelerle dolu anlatımlar, altın varaklı yaşamlar ve peşlerinde koşan, koşturulan müritler... Kimi güç çıkarlarının hesabında, kimi cahilliğin, çaresizliğin, mecbur bırakılmışlığın pençesinde bu gerici düzeneğin bir şekilde parçası olur.

LAİKLİĞİN TEMELLERİ

Hiç kuşkusuz bir asır önce karanlık kafalara karşı meydan okuyan Atatürk bağımsız, laik, hukuk devleti ilkeleriyle kurduğu modern Türkiye Cumhuriyeti’nin Aydınlanma ışığıdır. Onun ilerici görüşüyle birlikte, genç Cumhuriyetin ilanından sadece bir yıl sonra 3 Mart 1924’te kabul edilen “3 Devrim Yasası” laiklik ilkesinin de temel taşlarıdır. Bu devrimlerin 100. yılını önceki gün kutladık, ülkemiz için anlamını bir kez daha haberlerimizle, köşe yazılarımızla sizlere aktardık.

Karşıdevrim adına hayallere kapılıp “mürit” avına çıkanlara bir kez daha özet haliyle hatırlatmakta fayda var: Ülkemizde 1924’te kabul edilen yasalarla din ve devlet işleri birbirinden ayrıldı, medreseler kapatıldı. Halifelik kaldırıldı. Şeriata karşı set çekildi. Kız, erkek ayırmadan eşit, çağdaş, laik, bilimsel eğitim kanunlaştırıldı. Laiklik ilkesinin ise anayasanın “devletin değiştirilemez” temel nitelikleri arasında yer aldığının altını çizelim. 

Ancak yasalara karşın son dönemde iktidar ve ona yakın çevrelerin uygulamaları kafalarda soru işareti yaratmakta. Örneğin tarikat, vakıf vb. dini temelli yapılarla devletin pek çok kademesinde işbirliğinin çekinmeksizin artması, okullara imamların sokulması gibi... Küresel çapta öngörülemezliklerin arttığı bir dönemde, Türkiye gücünü laik, akıl ve bilim temelli eğitim anlayışından yana mı kullanacak yoksa şeriat heveslisi, ümmet hayali peşindekilere mi alan açacak?...

KADINLAR HAKLARININ PEŞİNDE

Geçen hafta Devrim Yasalarının 100. yıldönümünüydü. Bu cuma ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü... Türk kadını, 1926’da Medeni Kanun’un kabulüyle çağdaşlığa adımını attı. 1930’da belediye seçimlerine katılma, 1934’te de seçme ve seçilme hakkını elde etti. Hepsi Milli Mücadele’den sonra Atatürk’ün hızla yaşama geçirdiği devrimlerin sayesinde. Yıl 2024... Kadın hakları açısından tablo iç açıcı değil, şiddet ise son bulmuyor. Gerici girişimler ana okullara kadar sızabiliyor. Tüm baskılara karşın kadınların hak arayışının, eylemlerin sürmesi ise umut veriyor.

Karanlık zihniyet, kafa karışıklıklarının olduğu dönemi sever. Bu nedenle de seçim sürecindeki kısır siyasi kavgaların gölgesinden artık çıkmak gerekiyor. Karşıdevrimcilere karşı birlik ruhu önemli. Bir de iktidar uğruna gericilerle işbirliğine kılıf bulanlara bir hatırlatma, o zihniyet hedefine ilerlerken birlikteyiz der, sonra ilk iş yanındakini yok eder. Farklı açılar barındırsa da İran’daki “İslam Devrimi”nde yaşananlar, Afganistan’da Taliban gibi... 

Bizim çizgimiz ise belli. Umudu yitirmeyiz, mücadeleden vazgeçmeyiz. Attığımız manşet gibi; devrimler geri döndürülemez!

NARENCİYELER TEHLİKEDE...

Seçimlere günler kaldı. Referans gazetesi Cumhuriyet, gelişmeleri tüm açılarıyla sizlere aktarıyor. Gazeteden, yerel yönetim ekine, portala bu konuda tüm muhabir, yazar kadrolarımızla yoğun çalışma içindeyiz. Geçen hafta yankı bulan manşetlerimizden biri de Ankara Temsilcimiz Sertaç Eş’in CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile yaptığı söyleşiydi.

Kuzey Ormanları’ndaki yıkım da gündemimizde. Şeyda Öztürk imzalı haberde, Çatalca’da kalker ocağı için başvuruda bulunulduğu, Tekirdağ’da ise RES kurulması girişimi olduğu belirtildi. Didem Ernez’in haberinde ise üretici ile market rafındaki fiyat makasının limonda yüzde 634, portakalda yüzde 572’yi bulduğu aktarıldı. TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar’ın şu uyarısı dikkat çekiciydi: “Üretici ürününü toplayamadı, sahip çıkmazsak narenciye bahçeleri yazlık evlere dönüşebilir...” Beton, rant zihniyetinin doğaya düşmanlığı ortada da bu kez savaşları doğal vitaminle demek!



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Söz değil eylem gerek 8 Temmuz 2024

Günün Köşe Yazıları