Göç deposu Türkiye

12 Eylül 2021 Pazar

6 milyona ulaşan göçmen/sığınmacı varlığı, ekonomisi hiç de parlak olmayan 80 milyonluk bir ülkede ciddi sorundur.

Meseleye ister insan hakları gözlüğü ile bakın, isterseniz milliyetçi bir gözlükle...

Yüksek işsizlik oranına sahip, asgari ücretin yoksulluk sınırının çok altında olduğu, borcun borç ile çevrildiği bir ülkede, nüfusun yüzde 7’sine ulaşmış bir göçmen varlığı çok ciddi sorundur.

Dahası, hızla çözülmesi gereken bir sorundur.

Çünkü...

Daha büyük sorunların ortaya çıkmaması için, yabancı karşıtlığının oluşmaması için, sorunun kırılmaya ramak kalmış bir fay hattına dönüşmemesi için, hızla çözüm gerekmektedir.

11 Ağustos 2021 akşamı Ankara Altındağ’da çıkan vahim olaylar, hepimiz için uyarıcı olmalıdır.

YENİ OSMANLICILIĞIN GÖÇMEN POLİTİKASI

Ne yazık ki tablo Türkiye için iki kere sorunlu...

Çünkü Türkiye’yi “Daha çok göçmen alacağız” diyen bir iktidar yönetiyor. 

Haliyle bu durum “çözüm ama nasıl” sorusundan önce, “çözüm ama kiminle” sorusunu önümüze koyuyor. 

AKP hükümeti, emperyalizmle uyumlu Yeni Osmanlıcılığın “genişleme” hayaliyle göçmenleri bir kâr olarak gördü.

AKP hükümeti, ümmetçi ideolojisinin bir yansıması olarak göçmenleri çeşitlilik olarak gördü.

AKP hükümeti, Neo-Abdülhamitçiliğinin yansıması olarak göçmenleri Batı’yla pazarlığının bir kartı olarak gördü.

Sonuç?

AKP hükümetinin başbakanının “övünerek” söylediği gibi Türkiye, Avrupa’nın istilasını önleyen bir tampon ülke haline geldi!

BİNALİ YILDIRIM’IN ÖVÜNDÜĞÜ GÖÇ POLİTİKASI

Bakın Türkiye’nin tampon ülke haline geldiğini, bu şekilde Avrupa’nın istilasını önlediğini söyleyen bizzat AKP’nin başbakanıdır!

24 Kasım 2016’da TRT’de gazetecilerin karşısına çıkan Başbakan Binali Yıldırım, Avrupa’nın güvenliğini sağlayan bir ülkenin başbakanı olmakla övündü:

Düşünün, Türkiye olmasa ne olacak? Bütün bu Ortadoğu’dan, kargaşanın, savaşın yaşandığı bölgelerden akın akın mülteciler Avrupa’yı istila edecek ve çok büyük bir sorunla yaşamak zorunda kalacaklar. Türkiye buradan bütün bu sorunları, kendi içerisinde yönetebilen bir ülkedir. Avrupa’nın bunu görmesi lazım.”

Yani AKP’nin başbakanı Binali Yıldırım, 5-6 milyon mültecinin Avrupa’yı istila etmek yerine kendi yönettiği ülkeyi istila ediyor olmasını, övünülecek bir politika olarak anlatıyor!

Peki, neden?

Yıldırım’ın sözlerinin devamında o da var:

Avrupa ile ilişkileri zehirlemek, kopma noktasına getirmek, Türkiye’ye zarar verir, kabul ediyorum ama Avrupa’ya 3 misli, 5 misli daha çok zarar verir!

Yani AKP iktidarı, girilemeyecek AB kapısında kalabilmek için, o kapıdan kovulmamak için, kapıda beklerken Türkiye’de iktidar kalabilmeyi sürdürmek için, emperyalist Avrupa’nın göçmenlerce istila edilmesinin önünde duvar oluyor!

Sadece başbakan değil, cumhurbaşkanı da aynı şeyi söylüyor!

Binali Yıldırım’dan üç yıl sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan bakınız ne diyor:

Bugün Avrupa ülkeleri hâlâ huzur içinde yaşıyor olmalarını, Türkiye’nin 4 milyon sığınmacıyı kendi topraklarında misafir etmesine borçludur.

AB-AKP GERİ KABUL ANLAŞMASI

Eskiden Türkiye göç konusunda transit ülkeydi.

Asya’dan ve Ortadoğu’dan göçlerle, Avrupa’ya ulaşmak isteyen göçmenler için bir geçiş ülkesiydi.

Bir başka ifadeyle, istasyondu; göçmenlerin bir kısmı durakta iner, çoğunluğu Avrupa duraklarına hareket ederdi.

AKP hükümeti ise Türkiye’yi “son durak” yaptı!

Nasıl mı?

İktidar, AB ile 16 Kasım 2013 tarihinde “Geri Kabul Anlaşması” imzaladı.

Neydi bu anlaşma?

Anlaşma, Türkiye’nin önüne sözde vize serbestliği konusu bağlamında geldi.

Oysa Atlantik’in Suriye’de başlattığı iç savaş tezgâhı, ciddi bir göç sorunu yaratmaya başlamıştı ve Avrupalı emperyalistler, ABD ile birlikte çıkardıkları bu sorunun sonucuyla karşılaşmamak için Türkiye’yi kullanmak istiyorlardı.

Nasılsa Türkiye’yi yönetenler “AB üyeliği” hayali satarak kamuoyu propagandası yapan, “AB’ye ha girdik, ha gireceğiz” diyerek gündüz gözüyle havai fişek patlatan bir iktidardı.

Dahası, ekonomi-politik olarak AB’ye bağımlı, AB’nin siyasi ve ekonomik desteğiyle iktidarını sürdürebilen bir iktidardı.

AB, göçmen sorununu Avrupa’ya taşımamak ve Türkiye’de tutmak için bu iktidarla anlaştı:

Türkiye, bir AB üyesi ülkenin başvurusu üzerine, ülkede bulunma ve ikamet etme koşullarını sağlamayan üçüncü ülke vatandaşlarını ve vatansız kişileri geri kabul edecekti.*

BEKLEME ODASI

Yukarıda kısa bir alıntı okuduğunuz Mehmet Ali Güller’in Emperyalizmin Göç Stratejisi alt başlığıyla yayımlanan Tampon Ülke adlı kitabı; Türkiye’nin yıkıcı AKP iktidarı sürecinde karşı karşıya kaldığı en yakıcı sorun, sözde geçici, özde kalıcı milyonlarca sığınmacıya gel gel yapan oportünist politikanın ideolojik nedenlerini olduğunca sakınılması gereken vahim sonuçlarını her türlü önyargı ve tarafçılığa mesafeli bir bakış açısıyla inceleyen mükemmel bir yapıt.  

En önemli özelliği, soruna tarihsel ve belgesel kanıtlarla teşhis koymakla yetinmeyip gerçekçi çözümler sunması.

Mehmet Ali Güller’in bu kitabını, Türkiye’nin dirliğini dert edinen yetkili ve yetkisiz tüm yurtseverlerin okuması gerekiyor.

Sözüm tabii ki ülkemizi sığınmacı deposu haline getiren ve zaten bu depodan beslenen AKP muktedirlerine değil. Onlar gidici. Sözüm, yakın gelecekte bu ülkeyi yaşanır kılmaya çalışacak olanlaradır. 


* TAMPON ÜLKE Emperyalizmin Göç Stratejisi/Kırmızı Kedi Yayınevi, 2021.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Hayal gezginleri 10 Ekim 2021