CHP’nin İnce-ldiği yer!

06 Ağustos 2020 Perşembe

Pazar sabahı koşarken saçları maskesinden beyaz bir yurttaş yolumu kesti, “günaydın” sözcüğünün son hecesiyle bitişik devam etti:

Yav Mıharrrem İnce ne yapiy?

Sizce ne yapıyor” diye sordum. Şu karşılığı verdi:

Söyledikleri doğru da yaptığı doğru mu bilemedim!

Son günlerde aldığım iki telefondan biri İnce’nin CHP’den ayrılıp parti kuracağı iddiaları üzerine. Duyguların ortası yok; “sakın bölücülük yapmasın” diyenlerle “başka yol bırakmadılar” diyenler karşı karşıya.

İnce’nin hayli yol aldığı görünüyor. Bayramlık ağzını açıp çevresine yaptığı değerlendirmeler ağır. Birkaç satırbaşı aktaralım:

- Bugünkü iktidara da muhalefete de karşıyım. Sağ-sol tartışmalarından öte cumhuriyetçi bir hareket altı ayda birinci parti olur.

- CHP kurultayı il kongrelerinde bitmişti, artık bize yer yok.

- Alanının uzmanı genç kadrolarla yürüyeceğim. Çoğunu seçtim.

- Parlamenter sistem kalktığı için her şey yüzde 50 artı 1’e göre. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk ikiye CHP adayı kalırsa kesinlikle o adayı desteklerim. Bu anlamda yaptığım bölücülük olarak algılanamaz. İnce hangi değerlendirmeleri yaparsa yapsın şu sorularla çok karşılaşacak:

- Saray’ın değirmenine su taşımıyor musun?

- İktidara yürüyen ittifakı baltalamıyor musun?

- Örgütlenme para işi, nereden bulacaksın?

- 24 Haziran 2018 gecesi ne oldu?

Anlaşılan o ki İnce bu sorulara kendince vereceği yanıtları da hazırlamış...

***

İnce’ye ilişkin bu haberlerin ana muhatap yeri CHP. Düne kadar, “Ben bu partiye 15 yaşında girdim. Her kademesinde görev yaptım” diyen İnce neden bu noktaya geldi?

CHP Genel Merkezi konunun bu yanıyla ilgili değil! Sorulara şu karşılık verildi:

Biz iktidara yürüyoruz, bunlara harcayacak zamanımız yok.

Devamında da şu kulis bilgisi yayıldı:

İnce’den resmi bir açıklama gelmeden yorum yapmayacağız. Konuşsun ondan sonra karşılık veririz.

Bunların Türkçesi şu:

Hele bir konuşsun, ağzının payını veririz...

Keşke bunlar yerine şöyle bir açıklama gelseydi:

İnce bu partinin evladıdır. Hiçbir yere gitmez, gidemez...

Bu tablo aklımıza yakın tarihimizden pek çok anıyı getirdi. Birini paylaşalım:

Sol partilerde güçlü bir kişi partiyi terk edince genellikle genel merkezler seviniyor. Mümtaz Soysal, yaşamı mücadelelerle geçmiş, davranışlarında centilmen, düşüncelerde militan bir kişiydi. 1995’te CHP’den, 1998’de DSP’den istifa ettiğinde her iki partinin genel merkezi durumu “sevinçle” karşılamıştı.

Ne yazık 1999’da CHP, 2002’de DSP barajın altına düştü.

Soysal, parti kurarak kitleleri peşinden sürüklemedi ama temsil ettiği düşünceler ayrıldığı partilerin tabanı için önemliydi.

İnce ile Soysal karşılaştırılmayacak kadar ayrı yapıdalar. Ancak ortak nokta, aktif oldukları dönemlerde CHP deyince akla gelen isimlerden.

CHP, AKP’den ayrılanlarla iktidara gideceğim derken, evindeki kadrolardan olmamalı!

Tabanda İnce’nin olası “bölücülük” yapmasına duyulan kızgınlık kadar genel merkezin “dar kadroculuk” yapmasına duyulan sessiz öfke de var!

***

Açıyı tüm siyasi yelpazeyi kapsayacak şekilde genişletirsek, iktidarın halka verebilecek bir şeyinin kalmadığı, buna karşılık iktidarda kalmak için her şeyi göze aldığı bir dönemdeyiz...

Bugüne kadar, “bundan öte ne olabilir ki” söylemlerinden sonra hep daha kötü bir tablo yaşandı.

Bugün Diyanet İşleri Başkanı’nın diline “lanet” eline “kılıç” veren yarın ne yapmaz!

Savaş ilanı dahil her şeyi yapar...

Savaş deyince aklınıza hangi türlüsü geliyorsa!

Bu gidişe karşı büyük bir koalisyon oluşturmak en akılcı yol. Ancak bu yol “biz yaptık oldu” ile örülecek bir yol değil.

Atatürk NUTUK’ta Kurtuluş Savaşı’nı örgütlerken Anadolu’daki ve Rumeli’deki Müdafai Hukuk Cemiyetlerini birleştirmek için nasıl çaba harcadığını adım adım anlatıyor. “Biri de olmayıversin” demiyor! Devamında savaşın en ateşli günlerinde TBMM’ye hesap verirken tüm eleştirileri yanıtlıyor. Kimseyi dışlamamaya büyük özen gösteriyor.

Siyasette kestirme yol yoktur, her aşamasını örmek, katlanmak gerekir.

Bugün AKP iktidarından kurtulmaktan da öte Türkiye’nin içinde, bölgesinde ve dünya sahnesinde yeniden saygınlığına kavuşacağı büyük bir hedef üretmek, insanları bunun etrafında birleştirmek gerekiyor.

Böyle bir CHP istiyoruz...


Yazarın Son Yazıları

Bağış-lanmaz israf! 23 Eylül 2020
O... 20 Eylül 2020
Sudan dersleri... 16 Eylül 2020
Siyasal ısınma! 10 Eylül 2020