Sığınmacılar anayasaya sığar mı?

27 Eylül 2023 Çarşamba

2019 yılında kaleme aldığımız “Suriye Türkiye’ye Girdi-Göç Dalgası” başlıklı kitapta bir belgeye yer vermiştik. 

Belgenin başlığı şuydu: 

Uyum Strateji Belgesi ve Ulusal Eylem Planı.” 

Başlığın altında da zamanlama yer alıyordu: 

2018-2023! 

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nce hazırlanıp uygulamaya konan, Cumhurbaşkanlığı’nın da himayesinde olan bu planın özünde şu vardı: 

Toplumda fazla toz kaldırmadan Suriyelilerin Türkiye’ye uyumunu sağlamak! 

Sağlıktan eğitime her alanda sürdürülecek çalışmaların merkezinde Diyanet İşleri Başkanlığı yer alıyordu. 

Belgenin sekizinci sayfasından bir paragrafı aynen aktaralım: 

Uyum Strateji Belgesi ve Ulusal Eylem Planının ilk bileşeni olan toplumsal uyum; göçmenlerin kültürel, sosyal ve ekonomik olarak yaşadıkları topluma dahil edilerek ortak bir aidiyet hissi geliştirilebilmesi, kültürlerarası etkileşim, istişare, toplumsal diyalog çerçevesinde farklılıkların karşılıklı tanınması, saygının devam ettirilmesi ve bir arada yaşamalarının sağlanması olarak tanımlanmaktadır. Göçmenlerin sağlıklı bir şekilde kimliğinin tanınması, kısaca çeşitliliğin toplumsal kabulü toplumsal uyum için önemlidir. Ayrıca göçmenlerin toplumda kendi yetenek ve çalışmalarından dolayı takdir edilmesi ve faydalı bir birey olarak algılanması toplumsal uyum için önemli faktörlerdir.” 

***

 Aslında bir paragrafta her şeyi özetlemişler. 2019 sonbaharında bu belge zemininde sözünü ettiğimiz kitabı yayıma hazırlarken şöyle düşünmüştük: 

Bu plan 2018-2023 arasını kapsıyor. Acaba 2023’ten sonra neyi planlıyorlar? 

Bu belgede yer alan “çeşitliliğin toplumsal kabulü” tanımı ile Erdoğan’ın 12 Eylül 2023’te tarif ettiği, “milletin çeşitliliğini yansıtan bir anayasa” yan yana konunca akla pek çok şey geliyor. Erdoğan bu açıklamasının devamında ABD’de konuştu. “Biz 5 milyon Suriyeliye bakıyoruz. Muhalefet kazansa onları geri gönderecekti” dedi. Bunun üstüne 16 gazetecinin Türkçe-Arapça “Biz hep beraber tek milletiz” videosu geldi. Dün de Sözcü gazetesinde Cem Yıldırım imzalı bir haber yayımlandı. Haber şöyle: 

Küçük ve orta büyüklükteki işletmelere (KOBİ) Ziraat Bankası, 1.5 milyon lira kredi desteği verecek. Ancak bu krediyi alabilmek için en az bir Suriyeli işçi çalıştırmak gerekecek.” 

Krediden yararlanmak isteyen KOBİ’lerin şu illerde kurulu olması şart: 

Adana, Adıyaman, Ankara, Batman, Bursa, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kilis, Konya, Kocaeli, Malatya, Mardin, Mersin, Osmaniye ve Şanlıurfa. 

Bu iller Suriyeliler konusuyla en çok yüz yüze olan yerleşim yerleri. Örneğin Kilis’te Suriyeli nüfusu Türk nüfusu geçti. Belki Ziraat Bankası yakında oradaki KOBİ’lere şu şartı getirir: 

En az bir Türk çalıştırması...

***

Bütün parçaları birleştirince ortaya şu çıkıyor: 

2018-2023’ten sonrası için yazılı ya da yazısız bir plan yapılmış. Bu, sığınmacıların anayasal güvenceye de sahip bir şekilde Türkiye’de kalması, bunun her türlü koşuşunun oluşturulması diye özetlenebilir. 

İktidar bunu “şu aşamada” kendisine oy verenler de dahil olmak üzere Türkiye’ye kabul ettiremeyeceğini gördüğü için tanıdık yöntemlere hazırlanıyor. 

Nedir o? 

Örneğin, sığınmacılarla ilgili sorun olduğunu söyleyen herkesi “ırkçı”, “terörist” ilan etmek, “kin ve nefret tohumları ekme” suçu üretmek! 

Bırakıversen Türkleri bu ülkede sığınmacı ilan edecekler!



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları