AB ile gizemli yeni takvim

28 Mayıs 2017 Pazar

 “Adımlar atıldığı anda AB’den hemen birisi çıkıyor açıklama yapıyor. Neye göre bu açıklamayı yapıyorsun? 50 yıldır bu ülkeyi AB kapısında bekletenler, acaba atılan adımların ne olduğunu biliyor musunuz? Ulusal güvenliğimizi tehdit eden unsurlar, ister basın mensubu olsun, şu bu olsun. Gereken cevabı alacaklardır. AB ne der diye bir derdimiz yok. Lütfen kendi aklınızı kendinize saklayın!” Bunlar Erdoğan’ın sözleri. Bu minval açıklamaları Erdoğan’ın ağzından defalarca duyduk.
Son dönemin “Naziler”, “Haçlılar” ve “AP, AB raporları yok hükmündedir”, “Gerekirse idam için, AB için referandum yaparız. Millet ne derse, ona uyarız!” açıklamaları da halen aklımızda.
Bu defa bu açıklamaları “yok hükmünde” saymamız isteniyor.
“Referandum öncesinde AB ile yaşananlar geride kalacak”mış.
Cumhurbaşkanı’nın (CB) Brüksel’de AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ve AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker ile yaptığı son görüşmelerin ardından yeni “12 aylık bir takvim” alınmış. Üzerinde çalışılıp gerekli adımlar atılacakmış. “Gerekli adımlar”la neyin kastedildiği bilinmiyor. “12 aylık gizemli takvim”in de ne olduğu anlaşılmıyor.

Biz Mars’tan, AB Venüs’ten
CB bu açıklamaları Brüksel seyahatinde beraberindeki gazetecilere yapıyor. Uçaktaki gazetecilere bakıyorum. Yandaşı filan bir yana bırakın, aralarında nazar boncuğu gibi Allah için tek kadın gazeteci yok.
Türkiye’nin AB müzakerelerine vaktiyle yeşil ışık yakan “2004 Brüksel zirvesini” izleyen ve de çok önemli bölümü “kadın” olan AB uzmanı gazetecilerin listesini hatırlıyorum. Sırf o listenin bu… “CB uçağındaki gazeteciler” ile karşılaştırılması bile, Avrupa’dan ne denli uzağa savrulduğumuzun kanıtı sayılabilir.
CB hep daha çok böyle “bıyıklı heyetlerle” hareket etmeye alıştığından olsa gerek… Brüksel’de ilk kez tanıştığı Fransa CB’si Macron’a -misal- (Fransa’nın yeni savunma bakanı Sylvie Goulard’ı kastederek)
“Silahlı kuvvetlerin başında bir kadın bakan.
Ne enteresan?” demiş.
Bu hayret nidası bile kendi başına AB’den
alınan mesafenin kanıtı.
AB ile Türkiye arasında yıllar içinde bu denli devasa bir uçurum ve aşılmaz bir “yabancılaşma boşluğu” doğmasaydı, Erdoğan zamanında birlikte “medeniyetler ittifakı” kurduğu İspanyol mevkidaşı Jose Luis Zapatero’nun “ilk kadın savunma bakanını” hatırlardı.
Zapatero bundan on yıl önce “Avrupa’da ilk kez”, üstelik “karnı burnunda hamile” bir genç kadını savunma bakanı yapmıştı. Başbakan yardımcısını da “kadın” seçen İspanya Başbakanı, Macron’un “on küsur yıl rötorla uyguladığı” kabineye yüzde 50 kadın kotası kriterini de AB’de uygulayan ilk Akdeniz lideri olmuştu.

Yeniden ‘uzun ince yol’
Erdoğan zamanında pek övündüğü “AB perspektifi” ile “medeniyetler ittifakı” projesini gerçekten uygulasaydı, bugün Macron’a bir Marslının hayreti denli uzak gelen bu şaşkınlığı sergilemezdi…
“Kadın savunma bakanları” zamanla çünkü AB’de sıradanlaştı ve kurala dönüştü.
Halen İtalya’nın savunma bakanı da İncirlik’i ziyaret için çalmadık kapı bırakmayan Alman savunma bakanı da kadın…
“Fıtrat” kontenjanından herhangi bir “erkek bakanlığın” başında bir kadının olmasına şaşırmak, yalnız bizim Mars’tan, Avrupa’nın Venüs’ten olduğunu gösteriyor.
Şimdi Marslılar ile Venüslülerin ilişkilerine
“12 aylık takvimle ivme kazandırmak istediklerini” öğreniyoruz. Son 12 yılda kaybedilen zemini, başka deyişle “12 ayda” sözde telafiye çalışacağız. İki taraf da zira, “çıkarlar”la birbirine bağlı.
Türkiye AB’ye ekonomik olaraktan mecbur. Bu bağlamda Alman Maliye Bakanı Schauble’nin son dönemde “Kaybeden Türkiye olur!” mealli açıklamalarını hatırlamak yeterli.
AB de Türkiye’ye mülteci krizi ve Ortadoğu’daki stratejik çıkarlarıyla kenetli. Ve üstüne üstlük “biricik İslam ülkesi adayı” elinin tersiyle resmen itiyor… görünümüne de girmek istemez.
Bu unsurlar nedeniyle yeniden “ne seninle, ne sensiz” ve “uzun ince bir yoldayız” moduna dönüyoruz.
Kimileri bunu olumlu buluyor.
Ben ise sabır diliyorum.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020