Cumhuriyet ailesi

14 Kasım 2021 Pazar

"Benim gibi acı çeken birinin, yaşadığımı anlayabileceğini bilmek bana iyi geldi. Bir erişkin zihninin en büyük ihtiyacı anlaşılmak çünkü. Sevgili eşimi kaybettiğimde bu dünyada beni en iyi anlayan insanı kaybettim. En çok buna dayanamıyorum” diye yazmış bir okurum.

Yazınız çok etkili bir psikoterapi seansı gibiydi. Edebiyatın ve yazabilmenin ne kadar değerli olduğunu tekrar anladım. Bir yandan yalnız olmadığımı hissettiğimde gelen o ferahlama hissi beni çok utandırdı. Keşke hiç başınıza gelmeseydi, hiç o yazıyı yazmasaydınız” diyor bir başka sevgili okur.

Söz be söz kendim yazmışçasına, içinde bulunduğum düşünce, duygu, yası algıladım. Ağustos ayında 64 yıllık eşimi yitirdim” diyen okurum var...

Yaşadığınız ‘acı’nın, yaşamakta olduğum ‘acı’nın bunca gerçek anlatılması beni çok duygulandırdı. Kırk beş yaşındaki kızımı, uzun soluklu bir mücadele sonunda kaybettim. Aynı sizin yazınızdaki gibiyim. Hayat devam etmiyor, zaman ilaç olmuyor ve en yakınlar bunu anlamıyorlar”...

Dokuz yıl önce kaybettiğim annemin ardından hissettiklerim değişmedi. İçimde oluşan bir boşluk hiçbir şekilde dolmadı. Basit anlamıyla hayat devam ediyor ama eksik. Acımı benden başka çekenin, paylaşanın olmadığı da kesin.”...

48 yıllık eşim, sevdiğim, sevildiğim, can dostum, dert ortağım, can yoldaşımı kanserden yitirdim. 7 Kasım yazınız bana acımı dindiren bir merhem, çok anlayışlı, derinden bilen bir arkadaş gibi geldi. İyi geldi. Yol gösterdi.”...

Diyen ve bana yüreklerini açan tüm değerli okurlara, “Hoş geldiniz”, “Özlemiştik” iletileri gönderen tüm sevgili dostlara çok teşekkür ederim. Sizler de bana çok “iyi” geldiniz. Büyük “Cumhuriyet ailesi”nin parçaları olduğumuzu bir duygu seli ile hissettirdiniz.

KÜLLERDEN DOĞUŞ ÖYKÜSÜ 

Pandemi döneminde yayın dünyasını kasıp kavuran, yazarı Valérie Perrin’nın vatanı Fransa başta olmak üzere çoğu Avrupa ülkesinde “çok satan listelerinden” inmeyen, 15 dile çevrilen fenomen bir kitaptan bahsetmek istiyorum bu vesileyle size: “Çiçeklere Taze Su/Fresh Water for Flowers."

Kitap akla gelmeyecek bir mekânda, mezarlıkta geçiyor.

Başkahraman Violette Toussaint ise mezarlık bekçiliği gibi bir kadınla hiç bağdaşmayan bir iş yapıyor.

Sanıldığı gibi kasvetli olmayan, hüznüne karşın sevgi, aşk, dostluk ve hayatı olumlayan kitabın iki ana mesajı var.

 İlki: Bellek, ölümden güçlü olan biricik güçtür

İkincisi: Yalnız etrafımızdaki küçük güzelliklerin dokunuşlarıyla avunabilir, onlarla küllerimizden doğmayı deneyebiliriz.

Yaşamın kırılganlaştığı, beklenmedik “yas”ların hayatlara girdiği pandemi döneminde böyle bir kitabın çıkış yapması elbette ki rastlantı değil.

Ama romanın başarısı, kapanma döneminin tetiklediği değişik bir dinamikle de açıklanıyor.

Kitap tanıtımları yapılamaz olunca, okurlar, evlere servis yapan kitapçılardan tavsiye alır olmuş. Perrin öncelikle kitapçıları fethetmiş. Yazarın ilk okurlarına dönüşen kitapçılar da bir tamtam gibi ününü yaymışlar.

BULUT GİBİ, YEL GİBİ

Başarıda kuşkusuz insanı ilk sayfadan içine çeken güçlü atmosferin etkisi var. “Çiçeklere Taze Su”, tam bir atmosfer romanı.

Yönetmen Claude Lelouch’un sevgilisi olan ve geçmişte senaryo yazarlığı, set fotoğrafçılığı yapan Perrin’nın sinema evreninden geldiği hemen hissediliyor.

Juliette Binoche’un oynadığı “Çikolata/Chocolat” filmini görenler hatırlayacaktır. Baskıcı, yobaz, derin Fransız taşrasına dışarıdan gelen genç bir kadın, açtığı keyifli çikolata dükkânıyla, taşındığı kasabayı sarsar, pinekleyen ruhları uyandırır, kalıpları kırar, kalpleri fetheder...

Siyah paltolarının altına rengârenk elbiseler giyen “Çiçeklere Taze Su” romanının mezarlık bekçisi Violette Toussaint da Çikolata’nın Binoche’u gibi dokunduğu her şeye hayat ve büyü katıyor.

Ruhlar ve gönüller bahçesi” olarak gördüğü mezarlığa, kendi öz bahçesi gibi bakıyor, mezar kayıtlarını tutuyor, otları temizliyor, ziyaretçilerle ahbaplık kurup onlara teselli veriyor.

Akıcı, dolaysız, şiirsel bir dille kaleme alınan kitaptaki her bölüm etkileyici bir mezar kitabesiyle başlıyor.

Bülbül bu mezarın üzerinden uçarken ona en güzel şarkılarını söyle” diyor örneğin biri. 

Bulut gibi, yel gibi…

Bir çırpıda havalanan arılar, kuşlar gibi uçar düşler

Usulca yükselir ay, gece iner 

Ocakta ateş söner, közler dahi kaybolur 

Çiçek, çiğ damlalarıyla yapraklarına kapanır 

Yalnız buğu yükselir” diyor bir ötekisi. 

Çiçeklere Taze Su” yaşama tutunmayı öğreten bir kitap.

Yas”ı olan, olmayan tüm yazı tutkunlarına önerilir.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Tiyatroya hakaret 23 Ocak 2022
MasterChef mutfağı 16 Ocak 2022