Sevgili Murat,

12 Kasım 2016 Cumartesi

Sevgili Turhan, Sevgili Musa, Sevgili Güray, Sevgili Kadri, Sevgili Hakan, Sevgili Mustafa Kemal, Sevgili Önder Çelik, Bülent Utku ve Akın Atalay….
Size bu satırları Akdeniz’in öbür ucundan, İspanya’dan yazıyorum.
Silivri’de dünyadan hiç haber alamıyormuşsunuz…
Okurların ve habercilerin peşini bırakmadığı, hepimizin gurur duyduğu Cumhuriyet nöbetlerini öyle ya da böyle takip ediyorsunuzdur.
Dün dışarda yaşananları biraz Can anlattı. Bugün de onun kaldığı yerden halihazırda bulunduğum İspanya’dan ben devam edeyim.
Önceki gece İspanya Kralı VI. Felipe’nin bulunduğu çok önemli bir ödül törenine katıldım.
Ödül, her yıl basın özgürlüklerine katkı sağlamak amacıyla Madrid’in “Avrupalı Gazeteciler Derneği” (AGD) tarafından Eski Kıta’nın yazar ve gazetecilerine veriliyor.
Ödülün bu yılki sahibi Avrupa’nın en önemli ve büyük yazarlarından Claudio Magris oldu. İş çevreleri, basın mensupları, hükümet temsilcileri ve İspanya Kralı ile bizzat kendisi eski bir gazeteci olan İspanya Kraliçesi önünde ödül sunulurken Avrupalı Gazeteciler Derneği Başkanı Diego Carcedo da bir konuşma yaptı.
Kulaklarıma inanamadım. AGD Başkanı Avrupa’nın değerlerini hatırlatırken sözü anında bize, “Türkiye’nin tutsak gazetecilerine” getirdi...
Ödül sahibi yazar Magris’le bu görkemli törenin arifesinde yapılan görüşmede de aynı derneğin genel sekreteri olan Miguel Angel Aguilar bu kez, “laik gazete Cumhuriyet tutuklamalarını” doğrudan bahis konusu yaptı.
Miguel Angel çıkışını, çok anlamlı bir yerde, artık yayın hayatında olmayan eski bir Madrid yayın organının binasında gerçekleştirdi. Binanın duvarlarında Franco diktatörlüğü yıllarında, diktatöre “Artık görevi bırakmak zamanı gelmedi mi” dokundurması yapan ve bu nedenle jet hızıyla kapatılan gazetenin tarihi nüshaları asılıydı.
İspanyol başkenti ile aynı ismi taşıyan “Madrid” gazetesinin duvardaki asılı son sayısında iri puntolarla “Adios/Elveda!” başlığı dikkat çekiyor, İspanya’nın çok trajik örneklerle dolu basın özgürlükleri mücadelesinin bir örneği olarak tam karşımda duruyordu.
Gazetecilik yaşamına Franco’nun işte vaktiyle kapattığı bu “Madrid” gazetesinde adım atan Miguel Angel Aguilar, diktatör eliyle vahşice kapatılan bir gazete örneğini içerden bizzat yaşadığı için basın özgürlükleri konusunda son derecede duyarlı.
İspanya’da bulunduğum son 10 günde bu yüzden Cumhuriyet tutuklamalarını her ortam ve vesilede kamuoyunun ilgisine taşıdı.
Cadena Ser” isimli ünlü radyo kanalında yaptığı programında örneğin Sevgili Murat Sabuncu… senin adınla damardan bir çağrı yaptı.
Türkiye’nin laik ve en eski gazetesi Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu’ya” sözleriyle başlayan çağrı, “dayanışma ve destek” mesajlarının yanı sıra “AB hükümetlerinden konuya eğilmelerini” istiyor.

‘En büyük gazeteciler hapishanesi’
Madrid Basın Derneği de bir deklarasyonla konuya ilgisini belirtiyor. “Türkiye’nin gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi” olduğunu kaydeden dernek, gene senin isminle bizzat Cumhuriyet tutuklamalarının altını çiziyor ve “Ne kadar çok baskı varsa, o kadar az demokrasi vardır” beyanıyla bitiriyor.
Bu basın derneğine ilaveten “İspanya Gazeteciler Dernekleri Federasyonu” da Rajoy hükümetinin çiçeği burnunda Dışişleri Bakanı Alfonso Maria Dastid Quecedo’dan Türkiye’de hapisteki gazeteciler için artık bir şeyler yapmasını istiyor.
Sevgili Murat. Liste böyle uzuyor.
Tutuklandığınız günden beri, Akdeniz’in öbür ucundaki meslektaşlarımız sizleri unutturmamak ve gündemde tutmak için her vesileyi değerlendiriyorlar.
Franco dönemi hâlâ burada anılarda yaşadığı için, gazeteciler İspanya’da ifade özgürlüklerinden mahrum bırakılmanın ne olduğunu biliyor.
Geldiğimden beri hemen nerdeyse her gün bu nedenle “serbest bırakılmanız” için yeni bir çağrı, yeni bir açıklama ile karşılaşıyorum.
Kısaca İspanyol gazeteciler ayakta. “El Mundo” gazetesinde mesela bugün Can Dündar’la yapılmış uzun bir mülakat var.
Her an, her dem aklımızda, yüreğimizdesiniz.
Bu karanlık günlerin bir an önce son bulması, bir an önce sevdiklerinize, gazetedeki boş köşelerinize ve odalarınıza dönmeniz ümidiyle.  


Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020