‘Tehlikenin farkında mısınız?’

02 Eylül 2023 Cumartesi

Benim gazeteciliğe başladığım 1952 yılında Türkiye en çok “Ticaniler” diye bilinen bir yobaz grubun yarattığı rahatsızlıkları konuşuyordu.

Onlar kafalarını büyük Atatürk’ün heykelleriyle bozmuşlardı. Başta Ankara’dakiler olmak üzere çevre il ve ilçelerde hangi Atatürk heykelini görseler, balyozla, çekiçle, taşla saldırıp zarar vererek hınçlarını alıyorlardı.

Ancak onlar Türkiye’de yaygın değildi. Pedofil bir şeyh(!)in müritleriydiler. Sonra şeyhleri hapse atıldı. Ardından Bozcaada’ya sürüldü. Marifetlerini orada da da sürdürdüğü duyuldu. Sonra öldü ve Ticaniler de bitti.

Meclis’te de isimlerini anımsamakta zorlandığım birkaç kişi daha vardı. Onların da sesi, yılda üç yahut dört kere çıkar, ancak kamuoyunun tepkisi karşısında seslerini keserlerdi.

Şimdi bakıyorum “yobaz”dan başka bir kelimeyle nitelendirilemeyecek kişilerin laik Cumhuriyete ve Atatürk’e saldırısı hemen her gün gazetelerde boy gösteriyor.

Örneğin HÜDA PAR isimli Hizbullah uzantısı partinin AKP listesinden TBMM’ye giren genel başkanı bizzat Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açtığı kapıdan içeri girerek okullardaki “karma eğitim” sistemine karşı çıktı. Hemen ardından da Türkiye’yi bölmeyi amaçlayan kişilerin sıkça kullandığı bir iddiaya sarıldı: Okullarda Türkçenin eğitim dili olmasına tepki göstererek “ana dilde eğitim” istedi.

Dahası Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda çocuklara ÇEDES isimli bir proje kapsamında imam, vaiz, müezzin gibi din adamlarına, “çevre duyarlılığı ve değerleri koruma” gibi gerekçelerle laik eğitimi sabote etme amaçlı ders, konferans veya sohbet imkânı tanıdı.

Öte yandan Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Türk Hava Yolları pilotlarına uçuşun kritik olmadığı durumlarda “kokpitte ibadet etme” izni verdi. Bu ilginç açıklamayla hemen hemen aynı günlerde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “okullarda ve işyerlerinde çalışma saatlerinin cuma namazına imkân verecek şekilde değiştirilmesini” istedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise Medeni Kanun’daki “aile hukuku”nu sil baştan değiştirmek amacıyla geniş bir çalışma başlatacaklarını ve kasım ayı sonuna kadar bu çalışmayı tamamlamayı amaçladıklarını söyledi.

Sanki bütün bunlara tüy dikmek istermiş gibi İstanbul Valisi Davut Gül bir genelge yayımlayarak deniz kenarı, piknik alanları gibi yerler dahil, halka açık alanlarda içki içilmesinin cezalandırılacağını bildirdi.

Tüm bunları görünce, Gaziantep’te bir şeyh(!)in günde yüzden fazla kişiden, sırf dua etme karşılığında 250, muska yazma karşılığında 500 TL aldığına ve zenginlere özel hizmet sunduğuna dair habere, Türkiye’nin neredeyse her bölgesinde medrese denen, Öğretim Birliği Yasası’na göre “yasak” okullar açılmasına bakıp ne diyebilirsiniz?

Böyle bir ülkede elbette gazeteci Barış Pehlivan hapiste yatarken, 12 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismar suçundan bundan üç yıl önce, 10 yıldan fazla hapis cezasına mahkûm edilen şeyh(!) Fatih Şağban serbest bırakılır. 

Uyumayalım laik Cumhuriyete karşı toplu bir taarruz başladı. Ya bu gerçeği göreceğiz yahut sonucuna katlanacağız.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Kime güvenelim? 25 Mayıs 2024

Günün Köşe Yazıları