Alarm veren özel okul sistemi - Prof. Dr. Mustafa ALTINTAŞ
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Alarm veren özel okul sistemi - Prof. Dr. Mustafa ALTINTAŞ

13.01.2023 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sena Tufan, 8 Ocak 2022 tarihli haberinde, giderek boyutları artan bir sorunu, ücretleri nedeniyle, velilerin; aylık ücretleri nedeniyle, eğitim emekçilerinin karabasanına dönüşen özel okul sistemini kamuoyunun dikkatine sundu. 

Haberde, öğrenci velilerinin, özel okul faturalarının katlanılmaz boyutlara ulaşmasından ve bu kurumlardaki eğitim emekçilerinin, yapılan yüzde 35’lik artıştan doğan yakınmaları ve bunların olası sonuçları değerlendiriliyordu. Prof. Dr. Soner Yıldırım, bunun bir yandan, özel okullara yönelik istemi azaltacağının, bu nedenle bazılarının kapanacağının, bu okullardaki öğretici niteliğinde düşmeye yol açacağının altını çizerek öğretmen ücretlerinin, en azından, daha önce uygulanan ve özel okullardaki öğretmen ücretlerinin tabanının, devlet okullarındaki ücretlerden başlaması gerektiğini belirtiyordu.

EĞİTİM HAKKI

Milli eğitim sistemimizin çerçevesini 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Yasası çizmektedir. Yasanın 7. maddesi, aralık sonunda 72 ayını doldurmuş çocuklar için zorunluluk taşıyan 12 yıl ilköğrenim ve ortaöğrenim görmeyi, “her yurttaşın hakkı” olarak tanımlamaktadır. Hak ve zorunluluk olarak tanımlanan 12 yıllık bu sürecin devlet tarafından, her çocuğa sunulması gerekmektedir. Her yurttaş için hak ve zorunluluk taşıyan eğitim hizmetlerinin herkese fırsat ve olanak eşitliği içinde sağlanması da özdeksel olanaklardan yoksun başarılı öğrencilere en yüksek eğitim basamaklarına kadar öğrenim sağlamak amacıyla gerekli yardımların yapılması da devletin görevidir. (m.8)

Yurttaşların, parasız il ve ortaöğretim kurumları yerine, paralı özel okullara yönelmelerinin nedeni, devlet okullarının niteliği konusunda yaratılmış olan ve bazıları için gerçekliği kuşkulu farklılık ile laik okulların kontenjanlarının dar tutulması nedeni ile, imam hatip kıskacından çocuklarını koruma güdüsüdür. Eğitim emekçilerinin özel öğretim kurumlarında, en düşük ücrete, hatta daha azına ve güvencesiz çalışmaya katlanması ise pıtrak gibi çoğalan eğitim fakültelerinden çıkan öğretmen adaylarının yığınak oluşturmasıdır. Bu sorunların çözümü, uzun zaman ve rasyonel planlamayı gerektirmektedir.

NE YAPILMALI?

5874 sayılı cumhurbaşkanı kararı ile duyurulan 2022-23 Yılı Yükseköğretim Kurumları Cari Hizmet Maliyeti ve Öğrenci Katkı Payları Cetvellerine benzer bir uygulama, özel öğretim kurumlarına da uyarlanabilir ve cari hizmet maliyeti ile öğrenci katkısı arasındaki fark, devletçe karşılanabilir.

Yine 6764 sayılı yasa ile vakıf yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları ve çalışanların disiplin işlemleri, 2547 YÖK ve 657sayılı DMY ile ilişkilendirilerek iş güvencesi sağlanmıştır. Vakıf yükseköğretim kuruluşlarındaki öğretim elemanlarının taban ücretleri, devlet üniversitesindeki mevkidaşları ile eşitlenmiştir.

Gerek velilerin katlanılamaz duruma gelmiş yüklerinin ve gerekse özel öğretim kurum öğretmen ve çalışanlarının ücrette sefaletlerinin giderilmesinin, kısa dönemde bu yolla mümkün olduğunu düşünmekteyim.

PROF. DR. MUSTAFA ALTINTAŞ

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026