Cumhuriyet ve çoksesli müzik - Erden BİLGEN
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Cumhuriyet ve çoksesli müzik - Erden BİLGEN

23.05.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sultan II. Mahmut’un 1826’da Avrupa’nın askeri bandolarına özenerek gelişmişliğin simgesi olarak İstanbul’da sarayda başlattığı çoksesli müzik maceramız, 1924’te Atatürk’ün emriyle sarayın hizmetinden alınıp halkın hizmetine sunularak toplumumuza demokratik ve insan hakları bağlamında büyük bir onur yaşattı. 

Avrupalıların 1400’lü yıllarda tanışıp yüzlerce yıl süren müzik devrimi, aynen matbaada olduğu gibi, ülkemize maalesef çok geç, ancak 1826’da saray konserleriyle gelebilmişti. Cumhuriyet dönemiyle birlikte, saray orkestrasına yaylı ve nefesli çalgı kadroları eklendi. Senfoni orkestrası kimliği kazandırıldı. İstanbul’dan Ankara’ya taşındı. O günlerde ülkemizin tek senfoni orkestrası olarak yurdun dört bir yanına yaptığı Anadolu turneleriyle Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO), her tür müziği halkımızın ayağına götürerek çalışmalarını taçlandırdı. 1971’de CSO benzeri birçok orkestra yurdun dört bir tarafında kurulmaya başlandı. İnsanlarımız nitelikli bir ruhla birlikte demokratik yaşam anlayışı geliştirildi.  

Ne yazık ki son 50 yıl çoksesli müzik yoluyla birbirimizin düşüncelerine saygı gösterme alışkanlığı, yaşanan terör olaylarıyla zayıfladı. TRT’nin Türkiye çapında yayımladığı, CSO’nun cuma akşamları halkımızı, TBMM üyelerini, yabancı misyon temsilcilerini bir salonda buluşturduğu konserler kaldırıldı. 

CSO ETKİSİ

Cumartesi günleri saat 11.00’ de gençlerin salonu hınca hınç doldurup, merdivenlere oturup dinledikleri canlı konserler son buldu. Tatsızlaşan sosyal yaşamımızın zorlukları sonucu, iyi eğitim almış değerli gençlerimiz yabancı ülkelere göçmeye başladılar. 

CSO konserlerine gitme şansı bulanlar, lütfen 5-10 dakikanızı ayırıp programlarda her tür müzik örneklerini gözden geçirin. Sadece beğendiğiniz müzikleri değil, diğer türler arasındaki farklılıkları merak edin. O güne kadar bilmediğiniz müzikler ruhunuzu en iyi şekilde zenginleştirecektir. Çok seveceğiniz müzikleri keşfedeceksiniz. Aynen, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Sofya’da askeri ataşe olduğu dönemde izlediği bir opera sayesinde, ülkemizin müzik ve sanat konusunda çağ atlamasının yolunu açtığı gibi, Cumhuriyet dönemi seslendirilen geleneksel çoksesli müziklerin toplumumuz için büyük moral ve kültürel gelişim kaynağı olduğu gibi.

TOPLUMSAL GEREKSİNİM 

Cumhuriyet dönemi yeniliklerimiz her ulus için toplumsal gerekliliktir. Başarıya, mutluluğa giden en emin yollardır. Dileyelim, en kısa zamanda, Atatürk ve mücadele arkadaşlarının 100 yıl önce başlattıkları gelişim ruhu canlansın. Yurtdışına giden gençlerimiz geri dönüp toplumsal hizmetlerini gönül rahatlığıyla kendi yurttaşlarına sunsunlar.  

ERDEN BİLGEN

TROMPET SOLİSTİ 

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026