‘Dokuz İlke’ bildirisi - Yüksel Işık
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

‘Dokuz İlke’ bildirisi - Yüksel Işık

08.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Siyaset ilke ile yapılır. İlkelerin bütününü içeren anlamlı metne de manifesto denir. Bir çeşit politik kimlik anlamına gelen manifesto, bir politik hareketin siyasal inanç ve amaçlarına ulaşabilmek için yapılabileceklerin sınırlarını çizer.

Bazıları, “amaca varmak için her yolu mübah” görebilir ama esas olan halkın bugünü yaşanabilir, geleceğini de güvence altına alabilecek bir ilkeler bütününe sahip olmaktır. Daha da önemlisi, iktidar olunduğunda, dile getirilmiş ilkeler doğrultusunda, saptanmış sorunları çözüme kavuşturmaktır.

Tıpkı Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı gibi...

Savaş fiilen bitmiş ama ülke “harap ve bitap” durumdadır. Artık hedef, ülkenin yıllardır yaşadığı sıkıntıları atlatmak ve düzlüğe çıkmasını sağlamaktır. O ana dek ülke yönetiminde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti söz sahibidir. Hatta TBMM’nin birinci dönemine de bu cemiyet ile girilmişti. Ancak içinden geçilen koşullar, artık güçlü bir programı ve o programı uygulamakta kararlı bir politik örgütü gerekli kılmaktaydı.

‘KİMSESİZİN KİMSESİ’ 

Cumhuriyet Atatürk de farkındadır bunun. Bu gereksinime dikkat çekmek amacıyla 7 Aralık 1922’de, Ankara basınına bir açıklama yapar. Açıklamada, “halkçılık” ilkesine dayanan ve Halk Fırkası adında bir siyasal parti kurmak istediğini belirtir. Bir de çağrı yapar; çağrısında, parti programını oluşturmak konusunda bütün yurtseverlerin, bilim insanlarının destek ve katkılarını beklediğini söyler.

Dokuz Umde, Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türkiye’nin yaşadığı sorunları çözmek üzere açıkladığı ilkeler bütünüdür. Bir çeşit manifesto da denebilecek olan ve bugünkü anlamıyla “Dokuz İlke” şunları kapsar:

Umdede (ilkede), öncelik, ulusal egemenliğe verilir. İkinci ve üçüncü ilkeler, ulusal egemenliği pekiştirici niteliktedir. TBMM dışında hiçbir makamın, ulusal yazgıya engel olamayacağının ve bütün yasalarda, örgütlerde, yönetimde, eğitimde ulusal egemenliğin esas alınacağının altı çizilir. Dördüncü ilke, saltanatın kaldırılmasına ilişkin kararın değiştirilemez olduğuna vurgu yapar. Saltanat hevesinde olanlar varsa bundan vazgeçmeleri konusunda bir uyarıdır bu.

Geri kalan ilkeler, doğrudan yurttaşın yaşamına dokunan ilkelerdir. O güne dek yerel ağaların oyuncağı haline gelmiş mahkemelerin ve o mahkemelerin istediği gibi hareket etmesine olanak veren yasaların düzeltileceği; çiftçiyi iliklerine kadar sömüren aşar vergisinin kaldırılacağı; öğrenimin birleştirileceği; askerlik süresinin kısaltılacağı ve mali, yönetsel ve ekonomik bağımsızlığın kesinlikle sağlanacağı ilkeleştirilir.

Görüldüğü üzere Mustafa Kemal, “Dokuz Umde”yi oluştururken, tarihsel, toplumsal ve güncel olanı dikkate alır. İlkesi açıktır; halkın bugününü rahatlatmak; ülkenin geleceğini güvence altına almak. Bu aynı zamanda, “herkesin kendisini özgürce ifade edebildiği ve kimsesizin kimsesi bir Cumhuriyet” fikrinin de özetidir.

KATILIMCI BİR PROGRAM

“Dokuz Umde”nin nasıl oluşturulduğuna gelince.

Öncelikle belirtmek gerekir ki Atatürk, dünyanın gördüğü, katılımcılığı benimsemiş az sayıda liderden biridir. Kurtuluş Savaşı boyunca da Cumhuriyetin kuruluş sürecinde de bu ilkeden ödün vermediğini biliyoruz. Savaş koşullarında Büyük Millet Meclisi’nin açılması, Akşehir’de, ordular arası futbol karşılaşmasını izliyor görüntüsü altında Büyük Taarruz’un hazırlıklarını, her düzeyde komutan ile birlikte tartışarak belirlemiş olması bunun örnekleridir. Kurmak istediği partinin programını oluşturmak için herkesin sürece katılmasını istemesi de kişiliğiyle örtüşen bu özelliğinin sonucudur.

Katkı aldığını Nutuk’ta da belirtir: “Kimi kişilerin yazılı olarak bildirdikleri düşüncelerden ve halkla yaptığım konuşmalardan çok yararlandım. En sonu 8 Nisan 1923’te, görüşlerimizi dokuz ilkede saptadım. İkinci Büyük Millet Meclisi’nin seçimi sırasında yayımladığım bu program, partimizin kuruluşuna temel olmuştur.”

Halk Fırkası tarafından program olarak benimsenen “Dokuz İlke”, aynı zamanda, bugünkü CHP’nin ilk programıdır.

DERS ALINMAK İÇİN REHBER 

Atatürk’ün, bir diğer önemli özelliğiyse zamanı ve zemini dikkate alan bir lider olmasıdır. Nutuk’ta da anlattığı üzere “Dokuz Umde” programına yazmadığı, “Cumhuriyetin ilanı, halifeliğin kaldırılması, Şeriye ve Evkaf Bakanlığı’nın lağv edilmesi” gibi pek çok sorun ise daha sonraki süreçlerde çözüme kavuşturulacaktı.

8 Nisan 1923’te açıklanmıştı “Dokuz Umde”. Sonrasında da CHP dahil pek çok parti, pek çok ilke içeren programlar yayımlamışlardı. Karşılık bulanlar, halka dokunan programlardı. Siyasal tarihimizde yazılmış nice cafcaflı programınsa arşivlerin tozlu raflarını işgal etmekten başka bir işe yaramadığını biliyoruz.

Mustafa Kemal’in tespitleri de bu doğrultudadır.

“Yayımladığım programı bir siyasal parti için yetersiz ve kısa bulanlar oldu. ‘Halk Fırkası’nın programı yoktur’ dediler. Gerçekten, ‘umdeler’ adı ile anılan programımız, karşı çıkanların gördüklerine ve bildiklerine benzer bir kitap değildi ama temel ilkeleri kapsıyordu. Biz de uygulanmayacak düşünceleri kuramsal birtakım ayrıntıları yaldızlayarak bir kitap yazabilirdik. Öyle yapmadık. Ulusun maddi ve manevi yönlerden yenilenip gelişmesi için çalışırken, iş yapmayı söze ve kurama yeğ tuttuk.”

Tarih, geleceğin aynasıdır ve ders alınmak için rehber ederiz kendimize. “Dokuz Umde”, bir devrim manifestosudur ve o manifesto ile Cumhuriyetimiz, “On yılda 15 milyon genç yarattı her yaşta”.

Bugün ise Cumhuriyetimiz, hiç olmadığı kadar büyük tehlikeler ile karşı karşıya bulunuyor ve tehlikeleri atlatmaktır önceliğimiz. Tehlikeleri boşa çıkartmak, Türkiye’yi aydınlık bir gelecek ile buluşturmak için atılması gereken adımların başında, halka dokunan ve uygulanması için el ele, omuz omuza olabileceğimiz yeni “Dokuz Umde”lerimizi içeren programları katılımcı bir yöntemle hazırlamak gelmektedir.

Türkiye’nin, inanç, ifade ve basın özgürlüğünü de içeren özgürlükçü ve demokratik bir ülke olmasının yolu buradan geçer.

YÜKSEL IŞIK

Yazar, CHP Ankara İl Sekreterı

Yazarın Son Yazıları

‘Dokuz İlke’ bildirisi - Yüksel Işık

Siyaset ilke ile yapılır. İlkelerin bütününü içeren anlamlı metne de manifesto denir.

Devamını Oku
08.04.2026
Kutsal ve kutsallaştırılmış değerler - Abdullah Kehale

HER toplumun kendi yapısına uygun olarak kutsal olarak kabul ettikleri değerler olduğu gibi kendilerinin kutsallaştırdığı değerler de vardır.

Devamını Oku
08.04.2026
'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026