Müze (!)
Zülal Kalkandelen
Son Köşe Yazıları

Müze (!)

08.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kavramlar o kadar altüst edildi ki bir terörist başından “barış elçisi” gibi söz ediliyor, gerçekte bir karşıdevrim tarikatı olan AKP’nin demokratik seçim yoluyla iktidarı bırakacağı umuluyor.

Akıldışılık topluma öylesine dayatılıyor ki TBMM’de temsil edilen bir siyasi partinin eş başkanı, PKK terör örgütünün kurucusunun Şanlıurfa Halfeti’de doğduğu evin müze yapılması talebini dile getirebiliyor!

Yanında CHP Genel Başkanı Özgür Özel dururken medyaya konuşan DEM Parti EŞ Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Sayın Öcalan’ın doğduğu evin müze olmasını isteriz. Bununla ilgili girişimler oluyor. İmralı’da bir konutun yapıldığını biliyoruz. Buradaki mesele eski bir konuttan alınıp yeni bir konuta alınması değil. Bu sürecin başlatıcısı ve en önemli aktörü olarak Sayın Öcalan’ın özgür koşullarda yaşayabileceği ve siyasetçilerle, gazetecilerle görüşebileceği bir imkân yaratılması lazım” diyebiliyor!

BİR AÇILIŞIN ANATOMİSİ 

Madem halkı aptal yerine koyan saçmalıklar silsilesi bu aşamaya vardı, bize de ironiden başka yol kalmadı!

Bakarsınız “müze” yapımı için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçesine bir ödenek koyarlar.

AKP’li Numan Kurtulmuş’un başkanlığındaki TBMM bu konuyu derhal gündeme alır ve Meclis bugünkü yapısıyla o bütçeyi hızla onaylar.

“Müze”nin nasıl tasarlanacağı ile ilgili olarak siyasi parti temsilcilerinden oluşan karma bir komisyon kurulur; Öcalan açılımına destek veren partiler temsilci gönderir. İşin ucunda “demokrasi” ve “barış” var derler!

Aylar süren özenli çalışmalar yürütülür. “Başkan Apo burada yaşadı. Bazen Cemal Bayık ve Kemal Pir de burada kaldılar. Hareketin öncülüğünü yapan birçok kişi bu evi ziyaret etti. Evin orijinalliğini korumak ve bu şekilde kalmasını istiyoruz” diyen DEM Partili Ömer Öcalan, terörist başının yeğeni olarak komisyona başkanlık eder. Milletvekillerinden oluşan komisyon onun eşliğinde evi ziyaret edip incelemelerde bulunur.

Müze” için isim önerisi tartışılır; kim bilir belki de adını “Abdullah Öcalan Barış ve Demokrasi Yuvası” koyarlar. Hani Öcalan, PKK ile ilgili her girişimde “barış ve demokrasi” sözcükleri geçsin diyor ya, o talimatı bu konuda da uygularlar.

Açılışı PKK terör örgütünün Öcalan’ın talimatıyla Siirt’in Eruh ve Hakkâri’nin Şemdinli ilçelerinde jandarma karakolları ve subay lojmanlarına eşzamanlı olarak düzenlediği saldırıların yıldönümü olan 15 Ağustos’a denk getirirler...

UTANÇ MÜZESİ!

Bu büyük açılış için yurt çapında duyurular yapılır, medyada tanıtım videoları yayımlanır, yurtdışından da yıllardır PKK terör örgütüne büyük destek veren Avrupa Birliği ve Amerika başta olmak üzere çeşitli ülkelerden devlet adamları ve yabancı misyon görevlileri davet edilir.

Ulus devletlerin Ortadoğu’da kendilerine engel olduğunu söyleyen ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’a özel bir yer ayrılır.

Ve tören sırasında konuşma yaparak kırmızı kurdeleyi kesme görevi kesinlikle Devlet Bahçeli’ye verilir! Ne de olsa bu yolu açan, terörist başına “kurucu önder” sıfatını yakıştıran kendisidir.

Irkçı/etnikçilerin kucaklaşma törenine döner açılış...

TV kanalları, PKK üyelerinin 30 keleşi yakmasında olduğu yılın olayını canlı yayınlar, röportajlar yapılır; duygulanan gazeteciler gözleri yaşararak ve sesleri titreyerek ne kadar heyecanlı olduklarını anlatırlar. Gözlerimiz nice popüler ve foncu medya mensubunu da görür o kalabalıkta...

Sonra hep birlikte belki de bahçede hazırlanan devasa çadırın içine girer, maklubeye kaşık sallarlar. Kim bilir...

Ama bütün bunlar yaşansa bile, gerçeği söyleyenler mutlaka bulunur! Bu berbat şova katılan herkesin kulağının zarını patlatacak şekilde “BURASI UTANÇ MÜZESİDİR!” diye haykıranlar, Cumhuriyet Devrimi’nin izinden yürüyen antiemperyalist yurtsever cumhuriyetçilerdir