Johnson Mektubu’ndan bugüne ABD ile yaşanan gerilim
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Johnson Mektubu’ndan bugüne ABD ile yaşanan gerilim

12.06.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

“Türkiye, egemen bir güç olarak kendi savunma ihtiyaçlarını karşılamak ve bunu bağımsızlık ilkeleri çerçevesinde yürütmek zorundadır. Ancak ABD’ye bağımlı olmaktan çıkıp Rusya’ya bağımlı olmanın bir anlamı da yoktur.”

 

 

Türk-Amerikan ilişkileri İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Batı dünyasının liderliğinin İngiltere’den ABD’ye geçtiği ve Türkiye’ye yönelik Sovyet tehdidinin çıktığı ortamda şekillendi. Başlangıçta Türk-Amerikan ilişkilerinin romantik bir temelde olduğunu, 1945-1964 arasındaki romantik dönemin 1964’te Johnson Mektubu ile gerçekçi bir temele oturmaya başladığını söylemek gerekir.
Türkiye, ABD’ye sadık müttefik olduğunu 1950’de Kore’ye 4500 kişilik bir tugay göndererek kanıtlamıştı. Bunun ikinci bir örneğini de Ekim 1962’de patlak veren Küba krizinde gösterdi. ABD-SSCB çatışmasında nükleer tehdide rağmen ABD’nin yanında yer aldı. Türkiye, 1950 ve 1962’de iki kez çok açık bir şekilde ABD’nin yanında yer alırken 1964’te Kıbrıs meselesinde ABD’den umduğu desteği bulmak bir yana yalnız bırakılıp üstelik tehdit de edilince hayal kırıklığı yaşayacaktır. Türkiye’nin ABD’nin stratejik ortağı olduğu ve ilişkilerin romantik temelde yürüdüğü düşüncesinden kurtulmasını yine sağlayan İnönü olacaktır. Türkiye, ABD’nin İngiltere ve İsrail’den başka stratejik ortağı olmadığını geç de olsa anlayacaktır.

Türk-ABD ilişkilerinde ‘yalancı bahar’
1960’lı yıllara gelmeden önce NATO’ya yeni girilen ve Kore Savaşı’nın sıcaklığının sürdüğü, ABD ile ilişkilerin romantik temelde yürüdüğü 1950’lerin ilk yarısında Celal İnce’nin bir şarkısına bakmak dönemin ruhunu, havasını bize iyi yansıtır. “Dostluk Şarkısı” (The Song of Friendship) adlı propaganda plağı,“Amerika’nın Sesi” radyosu için Amerika’da kaydedilmişti. Plağın on binlerce kopyası Türk-Amerikan dostluğunun bir sembolü olarak Türkiye’nin hemen her yerinde bedava dağıtıldı. Plağın ön yüzünde “Göklere yükselen New York” ve “Efsane şehir İstanbul” görüntüleri vardı. Plağın arka yüzünde ise Türk ve Amerikan liderlerinin (Franklin Roosevelt, Thomas Jefferson, George Washington, Patrick Henry, Namık Kemal, Mustafa Kemal Atatürk ve Ziya Gökalp) özgürlük temalı sözleri yer almaktaydı. Amerika, Amerika, Türkler dünya durdukça, Beraberdir seninle, Hürriyet savaşında. Bu bir dostluk şarkısıdır, Kardeşliğin yankısıdır, Kore’de olduk kan kardeşi, Sönmez bu dostluğun ateşi. Azmimizdir hür yaşamak, Dünyada sulhu sağlamak, Dalgalanır hep bu uğurda, İstiklal aşkı ruhumuzda.

Amerika, Amerika, Türkler dünya durdukça,
Beraberdir seninle, Hürriyet savaşında.
Bu bir dostluk şarkısıdır,
Kardeşliğin yankısıdır,
Kore’de olduk kan kardeşi,
Sönmez bu dostluğun ateşi.
Azmimizdir hür yaşamak,
Dünyada sulhu sağlamak,
Dalgalanır hep bu uğurda, İstiklal aşkı ruhumuzda.
Amerika, Amerika, Türkler dünya durdukça,
Beraberdir seninle, Hürriyet savaşında.
Senin New York’un, Yükselir göklere,
Senin İstanbul’un, Destandır dillere,
Amerika, Amerika, Türkler dünya durdukça,
Beraberdir seninle, Hürriyet savaşında.
Ankara ile Washington,
İzmir’in ile San Francisco’n,
Benzer derler birbirine, Doyulmaz güzelliklerine.
O muhteşem beldelerin, Pınarların nehirlerin,
Ünlü şelalen Niyagara, Haykırır gücünü dünyaya.
Amerika, Amerika, Türkler dünya durdukça,
Beraberdir seninle, Hürriyet savaşında.
Senin New York’un, Yükselir göklere,
Senin İstanbul’un, Destandır dillere.
Amerika Amerika, Türkler dünya durdukça,
Beraberdir seninle, Hürriyet savaşında.

 

İlk eleştiri ve ünlü mektup
1962 yılının ağustos ayı sonlarında ABD Başkan Yardımcısı Lyndan Johnson Türkiye’ye geldi. Gürsel ve İnönü ile görüştü. Yapılan görüşmelerden sonra Johnson, Ankara’dan İzmir’e gitti. Yanında eşi ve kızı da vardı. Kendisini karşılayanlar uçaktan inerken “Yellow Rose of Texas” şarkısını söylediler. Malum Johnson Teksaslı idi ve ona bir kovboy şarkısı çalınmıştı. Ancak ABD ile ilişkilerde sorunların ortaya çıkması gecikmeyecektir. Bunun en belirgin örneği, aradan iki yıl geçmeden kendini gösterecektir. Kıbrıs sorunu nedeniyle aynı Johnson, ünlü mektubunu gönderecektir.
İnönü, Nisan 1964’te Time dergisine bir demeç verdi. Bu demeci, Batı ittifakına yönelik ilk açık eleştirisiydi. Ayrıca bir özeleştiri niteliği de taşıyordu. İnönü, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde büyük sorunlar karşısında “Kader birliği” içerisinde olduğunu, Kıbrıs konusunda sadece şikâyet ettiklerini söyledi. ABD’nin “sesini yükselterek” Yunanistan’ın ve Rumların hukuka ve insanlığa aykırı olduğu kadar, NATO ittifakına da aykırı olan tutumlarına tepki göstermesini istedi. İnönü, ABD’ye olan inancının sarsıldığını açık bir şekilde ortaya koydu:
“İttifak içinde mesuliyeti olan Amerika’nın önderliğine inanıyordum, bunun cezasını görüyorum demektir.”
İnönü, kendine yönelik bu özeleştiriyi yaparken, ABD ve İngiltere’nin Kıbrıs meselesindeki tutumuna da tepkiliydi. ABD başta olmak üzere NATO ülkelerine de meydan okumaktaydı:
“Müttefiklerimiz ittifakın (NATO) dağılması için çalışmakta olan uzak devletlerle yarış etmektedirler. Bu ittifak bozulmasın diye sonuna kadar sabrediyoruz. Müttefiklerimiz bu ittifakı dağıtma gayretlerinde muvaffak olurlarsa yeni şartlarda yeni bir dünya kurulur. Türkiye de bu dünyada yerini bulur.”
İnönü’nün özelde ABD’ye ve genelde NATO’ya meydan okuması, hem zayıf koalisyon hükümetinin kısa bir süre sonra dağılacağının ve ama ondan önce de ünlü Johnson mektubunun habercisi gibiydi. Bu süreçte ABD ile ilişkiler bozulma eğilimine girerken, SSCB ile ilişkilerde belli bir yumuşama görülmeye başladı. Türkiye, SSBC’nin Kıbrıs’ta Makarios’tan yana değil, görece tarafsız bir politika izlemesini istiyordu. SSCB ise, Türkiye’nin ekonomik kalkınma projeleri için kredi vermeyi önermekteydi. Böylece Stalin döneminde bozulan ve gerilen ilişkileri kısmen de olsa yumuşatmanın peşindeydi.

Kıbrıs meselesi ve İnönü’nün tavrı
Kıbrıs meselesindeki gelişmeler konusunda TBMM’de de bir konuşma yapan İnönü, Makarios’tan “Arşövek” diye söz etti. Arşövek, başpapaz, başpiskopos anlamına geliyordu. Dolayısıyla İnönü, Makarios’u Kıbrıs Cumhurbaşkanı olarak tanımadığını ima ediyordu. Aynı günlerde Kıbrıs’ta Türkler de örgütlenmeye ve direnmeye başlamıştı. Çatışmalar karşılıklı bir hal almıştı. Basında “mücahitlerin” direnişleri geniş bir yer bulmaktaydı. İnönü de, Meclis’teki konuşmasında Kıbrıs’ın milli bir dava haline geldiğini belirtiyordu:
“Bizim bildiğimiz bir şey var, onu Türk Milleti’ne açıkça söylemek isteriz: Kıbrıs davası millet için her evi, her insanı her gün meşgul eden acı olduğu kadar aziz bir dava olmuştur. Haklıyız, bu davayı haklı bir neticeye vardırmak için kararlıyız. Bu uzun sürecektir. Milletten çok fedakârlık isteyecektir. Milletimiz bu fedakârlığı yapmak için kararlıdır.”
ABD’nin Kıbrıs politikası Türkiye açısından tam anlamıyla bir hayal kırıklığı idi. Ancak neticede Türkiye, daha gerçekçi bir dış politikaya yöneldi, politikasını revize etti. İnönü’nün izlediği hükümet politikalarını Demirel de benimseyerek bunları devlet politikası haline getirdi. Bunlar Türkiye’nin hem daha dengeli bir dış politika izlemesine hem de sanayileşmesine imkân sağladı.
İzlenen gerçekçi denge siyaseti Türk dış politikasının temel dayanak noktalarından biridir. FETÖ, PKK gibi konuların yanı sıra F-35 ve S-400 konuları da Türkiye açısından ciddi riskler taşımaktadır. Türkiye, egemen bir güç olarak kendi savunma ihtiyaçlarını karşılamak ve bunu bağımsızlık ilkeleri çerçevesinde yürütmek zorundadır. Savunma kaynaklarını çeşitlendirmek bir gerekliliktir. ABD’ye bağımlı olmaktan çıkıp Rusya’ya bağımlı olmanın bir anlamı da yoktur. Türkiye orta ve uzun vadede kendi savunma ihtiyaçlarını karşılayabilir noktaya gelmelidir. Bunun temel yolu da demokrasiden ayrılmadan ulusal bütünlüğü korumak ve ekonomik olarak dışa bağımlılıktan kurtulmaktan geçmektedir.

PROF. DR. HAKKI UYAR
9 Eylül Üniversitesi

Yazarın Son Yazıları

Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025