Öğretmenler Günü ve acı gerçekler - Oben Aybars Kuday
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Öğretmenler Günü ve acı gerçekler - Oben Aybars Kuday

24.11.2024 00:53
Güncellenme:
Takip Et:

Her yıl 24 Kasım’da, ülkemizde büyük bir coşkuyla Öğretmenler Günü’nü kutlarız. Bu özel gün, çocuklara eğitim veren, toplumun geleceğini şekillendiren, fedakârlıkla çalışan öğretmenlerimizin değerini, bu mesleğinin ne kadar kutsal bir meslek olduğu gerçeğini her sene bize hatırlatıyor. Ancak bugün yaşadığımız acı gerçek şu ki birçok öğretmen, geçim sıkıntısı ve atanamama gibi sorunlar yüzünden bırakın bu özel günü kutlamayı, adeta bir hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. 

ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER

Yıllarca eğitim alarak bu mesleğe gönül veren, devletin kendilerini istihdam etmesini bekleyen binlerce öğretmen, her yıl açıklanan atama sayılarında umutsuzluğa sürükleniyor. Yeterince kadro açılmaması, yeni mezun olan öğretmenlerin iş bulamaması ve özel sektörde çalışma olanağı bulsalar dahi düşük ücretlerle işe alınmaları, adeta hayallerin yok olması anlamına geliyor. 

Yalnızca atanamamış öğretmenler değil, kadrolu olarak görev yapan öğretmenlerin de aldığı maaş, bugünkü yaşam pahalılığı karşısında yetersiz kalıyor. Hatta yaşadıkları ekonomik zorluklar nedeniyle kimi zaman okuldaki görevlerinden sonra garsonluk, kasiyerlik, baristalık yapan bazen de vasıfsız işçi olarak ek işlerde çalışan öğretmenlerimizin sayısı her geçen gün artıyor. Tabii ki bu durum yalnızca öğretmenleri değil, geleceğimizi de olumsuz etkiliyor. 

GELECEĞİ İNŞA EDENLER

Öğretmen olmak, sadece bir meslek değildir; aynı zamanda bir misyondur. Toplumsal değer, ekonomik değerle örtüşmediğinde, o meslek dalı saygısını kaybetmeye başlıyor ve bunun sonucunda da öğretmenin toplumsal imajı zedeleniyor.  Öğrenciler, öğretmenlerinin yaşadığı maddi sıkıntıları, ek işlerde çalışmak zorunda kaldıklarını gördükçe, öğretmenlik mesleğine karşı bir güvensizlik beslemeye başlıyor.

Başka ülkelerdeki durum ile karşılaştırma yapabilmek adına çarpıcı bir alıntıyı burada paylaşmak isterim:

JAPONYA ÖRNEĞİ

“Japonya’yı dev ülkeler seviyesine çıkaran, Japonya’nın bir dünya devi olduğunu gösteren Rus-Japon deniz savaşında, Rusya’nın Batılı donanmasını Amiral Togo Heihachiro tamamen yok etmiş ve bir dünya devi olarak dünya sahnesinde yerini almıştır. Bu büyük amiral doğunun Amiral Nelson’u olarak bilinir. Emekli olunca Japon imparatoru onu onurlandırmak için bir ödül vermek ister. Amiral ödül olarak köyünde bir öğretmenlik kadrosu ister. Bu isteği reddedilir. Öğretmenliğin çok özel meziyetler taşıyan ve kendine has profesyonellikte olduğu söylenir. Kont unvanı verilir. 1906’da İngiliz kralı tarafından da liyakat nişanı verilir. Amiral, Togo köyünde öğretmen olmak konusunda ısrarlıdır. Fakat öğretmenliğin çok farklı ve profesyonellik gerektiren bir meslek olduğu kendisine hatırlatılır. İmparator ona çocukların eğitiminin çok farklı ve önemli olduğunu, fakat ileri yaştaki veliaht imparator Hirohito’ya danışman olarak atayabileceğini anlatır. O da bu öneriyi kabul eder.” (Prof. Dr. Cengiz Kuday, Neşterden Keskin Kalem) 

İşte Japonya’da öğretmenlik mesleğinin nasıl bir konumda görüldüğünün en güzel örneği...

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026