Olaylar Ve Görüşler

Özgür Kuşaklar İçin - Mustafa GAZALCI

26 Ocak 2021 Salı

AKP, iktidara geldikten sonra Cumhuriyetin öğretim birliğine dayanan, zaten yaralı olan laik, bilimsel eğitimini; yasaları, yönetmelikleri, yöneticileri değiştirerek temelli dinselleştirdi.

12 Eylül Anayasası’nın zorunlu din dersleri yetmezmiş gibi 2012’de getirilen 4+4+4 sistemi ile sözde seçmeli Kuranıkerim, peygamberimizin hayatı, temel dini bilgiler adlı yeni din dersleri getirildi.

O yıldan bu yana Milli Eğitim Bakanlığı, okul yöneticileri, onlarla işbirliği yapan dinsel vakıflar, kuruluşlar, öğrencilerin bu dersleri seçmesi için seferber oluyor. Bu yıl da öyle oldu. Sanki Covid-19 yüzünden okullar kapalı değilmiş, eğitimin başka hiçbir sorunu yokmuş gibi bu derslerin öncelikle seçimi için yazılar yazıldı, toplantılar yapıldı, afişler yaptırılıp asıldı.

SENDİKALAR KARŞI ÇIKTI

Diyarbakır’da panolara Seçmesi bir dakika, faydası iki dünya!” duyuruları asıldı. (İsmail Saymaz, Sözcü, 19.1.2021) Yalnız Diyarbakır’da değil, bütün yurtta bu baskı yapıldı. Örneğin Saygı Öztürk’ün haberine göre İzmir’de milli eğitim müdürlüğü din dersi öğretmenleriyle toplantı düzenledi.

Eğitim-Sen, Eğitim-İş bu duruma karşı çıktı, Eğitim-İş bakanlığın önünde ve bütün yurtta Dersini sen seç, dayatmaya son” diyerek eylem yaptı. Dinleyen olmadı.

KARA AHMET DESTANI

Seçmeli derslerle ilgili baskıları gönce değerli eğitimci yazar Fakir Baykurt’un ünlü “Kara Ahmet Destanı” romanı geldi gözümün önüne.

Yılanların Öcü, Irazca’nın Dirliği üçlemesinin sonuncusu olan Kara Ahmet Destanı’nda çocukların okul seçmesi, meslek seçmesi konusu da işlenir.

Karataş köyünde dövülüp ağır yaralanan Kara Bayram, iyileştikten sonra üç çocuğu ve karısıyla Burdur’a göçer. Kendisini sağaltan bir doktorun yardımıyla karısıyla birlikte hastanede temizlikçi ve çamaşırcı olarak işe girerler. Irazca, bu göçe karşı çıkarak köyde kalır.

Burdur’a gelen aile okul zamanı çoktan gelmiş büyük oğlu Ahmet ile kızı Şerfe’yi ilkokula yazdırır. Çocuklar başarıyla ilkokulu bitirirler.

Kara Ahmet, hastanedeki kimi tarikatçıların da etkisiyle işinden olmamak için çocukları Kuran kursuna ve imam hatip okuluna yazdırmayı düşünürken karısı Hatça ve çocuklar ortaokulu ister. Evde büyük bir hır gür yaşanır. Sonunda anne ve çocukların dediği olur. İki kardeş ortaokulu, liseyi severek başarıyla bitirir.

Kara Bayram, tarikatçıların baskısıyla liseden sonra kızının kısa yoldan bir mesleğe yönelmesini zorlasa bile Hatça’nın direnciyle Ahmet’in siyasal bilgiler fakültesine girmesine sesini çıkaramaz.

Amacım, romanı özetlemek değil, çocuklara uygulanan haksız, yanlış baskıları anlatmak.

Ülkenin ve eğitimin içine düşürüldüğü durumda velilere, öğretmenlere, öğrencilere her zamankinden daha büyük iş düşüyor. Eskiden ana-baba bakanlığa, yöneticiye güvenerek çocuğun eğitimine, ders seçimine pek karışmazdı.

BASKILARA BOYUN EĞİLMEMELİ

Bilirdi ki hakkıyla seçilen okul yöneticileri, öğretmenleri çocukları tarikatlardan korur, onun laik, bilimsel eğitilmesini sağlardı. Bugün öyle değil, bakanlık tarikatlarla, dinsel vakıflarla, yandaş sendikayla işbirliği yapıyor. Öğrencilerin belli dinsel dersleri seçmesi için dayatıyor, onlara ve velilere baskı uyguluyor.

O yüzden ana-baba, ağabey, abla, öğretmenler, öğrenci her zamankinden daha uyanık olmalı, baskılara boyun eğmemelidir.

Türkiye, 1989’da Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni 1994’te devlet olarak onaylamıştır. Anayasanın 42. maddesi eğitim ve öğretimin “çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre”, 1739 Sayılı Milli Eğitim Yasası’nın 12. maddesi eğitimin laik ve bilimsel” olmasını öngörür.

Özgür kuşaklar yetiştirmek istiyorsak çocukları, gençleri özgür bırakalım. Öğrenciler derslerini, öğretim elamanları rektörlerini özgürce seçsin

MUSTAFA GAZALCI

16. VE 22. DÖNEM DENİZLİ MV. / EĞİTİMCİ



Yazarın Son Yazıları