Seçimler ve dış politika - Taner Baytok
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Seçimler ve dış politika - Taner Baytok

18.04.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Son zamanlarda bazı televizyon kanallarında Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun güler yüzle, gözleri sevgi saçarak, bağırıp çağırmadan, kimseye hakaret etmeden reklamını yapan videoları izliyoruz. Dikkat çektiği çeşitli konulardaki söylemleri, ikna edici olmayı başarıyor. Türkiye son 25 yılda örf ve âdetlerinden anayasasına kadar büyük değişikliğe uğradı. Bu değişikliklerin olumsuz sonuçları oldu. Ülkemizin yeniden ayağa kalkabilmesi için güçlüklerin üstesinden gelmek kolay olmayacak. Bu seçimlerde, bugüne dek dış politikaya, hatta genel anlamda politikaya verilmesi gereken önceliğin, verilmediğini görüyoruz.

Avrupa’yla bütünleşme

AKP ve hatta öncesinde Turgut Özal döneminde, Türk dış politikası Avrupa’yla bütünleşme rayından çıkarılmış, Ortadoğu‘nun ve sözde İslam dünyasının kargaşası içine sürüklenmiştir. Bu tutum, bugün sıkıntısını çektiğimiz en temel iç politika sorunlarının da ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Kılıçdaroğlu’nun öngördüğü önlemlerin hayata geçirilmesi için, çok büyük yatırımlara gereksinim vardır. Yüksek meblağlara varan bu kaynağın, yasal uluslararası kuruluşlardan sağlanacağı dikkate alınırsa, Türkiye’nin mutlaka Avrupa bütünleşmesindeki yerini yeniden alması zorunludur. Bu bakımdan bir yandan NATO diğer yandan Avrupa Birliği’yle ilişkilerimizi en azından eski seviyesine getirmek, kendimize itibar sağlamak gerekir.

Türkiye, NATO’da her zaman sözü dinlenen, saygınlığı olan bir ortak olmuştur. Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’na girmemesi, sonrasında demokratik ülkelerle aynı ittifakta buluşması, Soğuk Savaş dönemini herhangi bir saldırıya uğramadan geçirmesini sağlamıştır. Türkiye elbette, NATO’ya girerek NATO’nun caydırıcılığını artırmıştır. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyesi olması için çaba gösterilirse, üyeliğin eskiye oranla daha kolay olacağı söylenebilir.

Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki gereksiz müdahalelerine son verilmesi, Rusya’yla ilişkilerimizin NATO üyeliğimize ters düşecek aşamalara getirilmemesi, sırf aktif görünmek için benzeri uygulamalarla zaman yitirilmemesi doğru olur. Türkiye’nin Avrupa’yla bütünleşme içinde olması, Türkiye’nin göç sorunlarının giderilmesine büyük ölçüde yarar sağlar.

İmkânsız değil

Bu hususlar, henüz reklam videolarına yansımamış, televizyon programlarında, medyada gereğince konu edilmemiştir. Ama bu konuların, Millet İttifakı’nın ele aldığı konular arasında olduğunu tahmin etmek zor değildir. Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı seçilmesi halinde, önceliğin dış politikaya verilmesi kaçınılmazdır. Yeni kurulacak hükümetin ilk işi, Dışişleri Bakanlığı’nın dış ve iç teşkilatının üst düzeyinde büyük değişikliğe gitmek olmalıdır. Bu sayede ülkemizin dış politikasındaki olumlu değişikliğin ilk işareti, dışarıdan da görülecek, Batı dünyasıyla ilişkilerimiz daha sıcak bir ortamda yürütülecektir.

Kılıçdaroğlu’nun vaatlerini gerçekleştirmesinin zorluğu herkesçe kabul edilse de bunları yapmak imkânsız değildir. Elbette güzel günler gelecektir. Önemli olan, bunu hep birlikte ve zaman kaybetmeden yapmaktır.

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026