‘Türk Rönesansını hemen dağıttılar’ - Daver DARENDE
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

‘Türk Rönesansını hemen dağıttılar’ - Daver DARENDE

28.03.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Abidin Dino’nun, eşi Nâzım Hikmet’in yakın dostu, dil bilimci, çevirmen, akademisyen, yazar Güzin Dino ile Paris’te beraber olmak, onun tarihimize ışık tutacak anılarını dinlemek benim için mutluluğun en büyüğü idi. Her buluşmamızda onun zengin bilgi birikiminden yararlanırdım. 

Trocadero Meydanı’nda, onun çok sevdiği restorandaki buluşmamızı anımsıyorum. Nâzım’ın dizelerinde “sipsivri küçük kafalı çelik zürafaya” benzettiği Eyfel Kulesi tüm görkemiyle karşımızdaydı. 

Güzin Dino, anılarını anlatırken heyecanlanır, geçmişi yaşar gibi olurdu. Polisin, öğrenci derneklerini basıp, her şeyi tuzla buz edip suçlu aradıkları karanlık günleri anlatmaya başladı. 

LOZAN VE MONTRÖ

“Her şairin, yazarın, peşine polisin takıldığı, ressamların gözetim altına alındığı, sorgulandığı zorlu günler yaşıyorduk. Akıl almaz bir cadı kazanı kaynatılıyordu. Ankara’da sol eğilimli tüm aydınlar çil yavrusu gibi dağıtıldı. Onların yapıtları, yazdıkları, her şey zararlı görülüyordu. Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel alaşağı ediliyor, yerine tutucu kimliğiyle tanınan, toprak ağasının oğlu Reşat Şemsettin Sirer atanıyordu. Milli Eğitim’in gözdesi aydınlanma bilgesi Tonguç en büyük suçlu idi ve o güzelim Köy Enstitüleri “Komünistler sızdı” gerekçesiyle kapatılıyordu. Türkiye’nin geleceği için Köy Enstitüleri bir umut, bir ışık idi; kapatılmasıyla bu ışık, bu umut da söndürüldü. Türkiye Rönesans yaşıyordu, hemen dağıttılar. İnsan ve vatan sevgisiyle dolu aydınlar birer birer Türkiye’yi terk etmeye zorlandı.”

Lozan ve Montrö Boğazlar Sözleşme-si’nin Türkiye için yaşamsal önemde olduğunu vurgulayan Güzin Dino, “Missouri” zırhlısının İstanbul’u ziyaret ettiği günlere döndü:

“İkinci Dünya Savaşı sona erdikten sonra Türkiye’nin dış politikası Amerika’nın yörüngesine giriyor, Soğuk Savaş başlıyordu. Komünizm düşmanlığında Demokrat Parti ile Halk Partisi’nin yarıştığı dönemde, 6 Nisan 1946 günü Amerika’nın ünlü “Missouri” zırhlısı İstanbul’u ziyaret etti. Türkiye’yi yönetenlerin Amerika’ya dört elle sarıldığı, “Missouri”ye bir “kurtarıcı” gözüyle bakıldığı dönem... O dönemin ünlü gazetecilerinden, koyu bir Amerikan yanlısı olarak tanınan Ahmet Emin Yalman’ın “Çelikten Bir Barış Elçisi” başlıklı yazısında Amerika’ya övgüler yağdırması dikkat çekiyordu. O günlerin yazarlarına göre “Missouri” insanlığa güven veriyordu, dünyadaki asayişin koruyucusuydu.

MISSOURI, MISSOURI, MISSOURI!

Güzin Dino, “Missouri” ile ilgili anısını da şöyle anlattı:

“Missouri” Türkiye’ye geldiğinde devletçe içine düşülen telaş ve kamuoyundaki yankılar şaşırtıcıydı. Ankara Palas’ın küçük yan kapısından girilen barda, gece yarısından sonra, kimi Amerikan misafirler ağırlanıyordu. Bar yükünü almış, kapılar kimseye açılmıyordu. Orhan Veli, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat, Abidin ve birkaç dost kapıdan dönmek istemiyordu. Orhan Veli, eğilip, bar kapısının bir deliğinden içeri “Missouri”, “Missouri”, “Missouri” diye üç kez sesleniyor ve kapılar açılıveriyor! Buyur ediliyorlar! Ayakta, barın önünde içkiler ısmarlanıyor! Hemen kim olduğumuz biliniyor ve tabii sivil polis orada...”

ABD’YE BIRAKILAMAZ

1946 yılından günümüze kadar tam 76 yıl geçti. Bu uzun süre içinde Türkiye ABD’nin “uyumlu” ve “sadık” müttefiki oldu. Kimilerine göre ABD hâlâ “stratejik müttefikimiz” idi. Oysa “karşılıklı bağımlılık” aldatmacasına dayanan bu sözde dostluk ve müttefiklikte Türkiye’nin değil, ABD’nin çıkarları hep ön planda yer aldı. Atatürk’ün dış politikada bize bıraktığı miras hep göz ardı edildi. Türkiye, ulusal güvenliğini ABD’nin insafına ve himayesine bırakamaz.

Güzin Dino’yu saygı ve artan bir özlemle anıyorum.

DAVER DARENDE

EMEKLİ DİPLOMAT-YAZAR

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026